Maçın özetini stadtan çıkan bir seyirci yaptı: "Farka göre fark yok." G.Saray'ın diğer bütün rakipleriyle olduğu gibi Trabzon'la da arasında büyük fark vardı. Dün bu fark bariz şekilde açıktı. G.Saray, kedi-fare oynar gibi oynadı. Ama bu fark, her zaman olduğu gibi skora yansımadı.
G.Saray, 5 atabileceği bir maçı 2-0 kazandı. Puan cetvelindeki fark tabelaya da yansıdığında G.Saray'ın seyrine doyum olmayacak. G.Saray'ın değilse de bir G.Saraylı'nın seyrine doyamadık dün; Süper Sergen'in...
Düşünün, bir hafta evvel dünyanın futbol otoriteleri, yüzyılın en büyük 3 orta saha adamını seçmişler. Bunların içinde futbola devam eden sadece Hagi. Ve G.Saray, bu adamı aramıyor. Aratmayan Sergen. Dün şiir gibi bir futbol oynadı. Koca maçta iki hatası vardı. Birinde kaleciyi de geçip topu boş kaleye atmayışı. İkincisi, atamadığı golün acısını çıkarmak isterken bomboş Hakan'a pas vermeme egoizmi. Onun ötesinde, bir oyun kurucu bir takımı nasıl yönetir, bir büyük futbolcu itme-çekme-tekme dahil kendisini durdurma emrini almış bir defansı nasıl çökertir, bir orta saha oyuncusu önündeki koridoru sezdiğinde nasıl topla 40 metre depar atıp kendisine pozisyon yaratır, hepsini gösterdi.
Dünkü maçtan Sergen'i çıkardım kafamda, geriye yazacak ve anlatacak çok az güzellik kalır. Bu Sergen böyle oynasın, Avrupa Şampiyonası'nda Milli Takımımız'ı kim durdurur, merak ediyorum.
G.Saray'da kayda değer iki olumsuzluk var. Bir, hala bir penaltıcı yok. Kaçıran değişiyor. Capone kaçıncı penaltıcı? Bir büyük takımın bir tane penaltıcısı olur. Atsa da, kaçırsa da hep o kullanır. Adam da kendini ona göre hazırlar. Belki hafta arasında penaltı idmanı yapar kendi kendine. Trabzon'a penaltı kaçırmanın bedeli yok. Ama Dortmund'da kaçırırsan bu UEFA şampiyonluğuna mal olabilir. Terim artık bir penaltıcı seçmeli.
İkincisi Emre. Emre, kaç maçtır takımı 10 kişi oynatıyor. Hatta rakipten oynuyor. Yanlış paslarla kaptırdığı toplar Trabzon'da gole sebep olmuştu. Bu defa olmadıysa talihli. Terim, nasıl oldu da hiçbirşey yapmayan Emre değil çok şey yapan Arif'i oyundan aldı anlayamadım diyemeyeceğim, çünkü anlıyorum... Çünkü Fatih'in Arif'i nasıl oynarsa oynasın oyundan alma takıntısı var. Bu düşünceyle Arif nasıl kazanılır, bilemiyorum.
Trabzon, mücadele dahi edemedi. Onlar hakkında söylenecek bir şey yok. Ama sahada Trabzon'dan da kötü, hakemler vardı. Kapalı önündeki yan hakem her G.Saray akınında ofsayt kaldırarak Trabzon savunmasının en başarılı adamı oldu. Orta hakem ise kelimenin tam anhlamıyla felaketti. Hakemler aleyhine G.Saray'ın rakibi yöneticilerin maç öncesi koparmayı gelenek haline getirdikleri ve G.Saray'ı bir türlü sevemeyen medyanın manşetlere taşıdığı demeçler, Kadir Tozlu'yu şaşkına çevirmişti. Bütün maçı bu şaşkınlıkla yönetti. Tozlu, Sergen'i adeta sakatlamak için oyuna giren Mehmet'e kırmızı kart göstermeye nasıl cesaret edebildi, şaştım kaldım.