kapat

07.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
S u p e r o n l i n e
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Topyekün mücadele
Enflasyonu düşürmek için siyasi iradenin bu işin arkasında olması ve toplumun tüm kesimlerinin katkısını alması gerekiyor

Bugünlerde bir kamuoyu araştırmasında halka ve iş dünyasının farklı katmanlarına "Enflasyonla mücadele programının başarısına ve yüzde 20-25'lik hedeflere ulaşılacağına inanıyor musunuz? diye sorulsa "evet" cevaplarının oranı ne olur? Benim gözlemlerime göre, halkın üçte ikisi, iş dünyasının ise yarısı programın başarılı olacağına inanmıyor. Bu güvensizliğin en iyi kanıtı da Ocak enflasyonu. Oranlar, Türkiye'nin bir azınlık hükümeti ile erken seçime hazırlandığı 1999'un ilk ayından bile yüksek çıktı. Halkın ve piyasaların büyük çoğunluğu enflasyonu düşürme programına inanmadıkça, sonuç almak mümkün olamaz. Ekonomi camiasının büyük çoğunluğunun ve benim tahminlerimin açıklanan oranların altında kalmasının en önemli nedeni, bu gerçeği biraz gözardı etmemiz oldu. Anlaşıldığı kadarı ile Devlet Bakanı Önal'ın ve Merkez Bankası Başkanı Erçel'in açıklamaları, büyük sanayicileri etkiliyor, DİE'nin fiyat derlediği 10 bini aşkın işyeri sahibine net bir şekilde ulaşamıyor.

Türkiye'nin enflasyonu düşürmek için son 30 yılda yakaladığı en önemli fırsat önümüzde. AB'ye üyelik, hızlı büyüme, gelir dağılımının düzelmesi bu programın başarısına bağlı. Bu fırsatı kullanamazsak ardından siyasi istikrarsızlık gelecek. 2004'e kadar yeni bir ekonomik paketi uygulama imkanı bulunamayacak.

Ecevit, halka seslenmeli
Henüz bir şey kaybedilmiş değil. Ancak 3 Şubat sarsıntısının ardından yenilerinin gelmemesi için başta hükümet olmak üzere herkesin elinden geleni yapması şart.

Başbakan Ecevit'in başbakanlık önündeki portatif kürsüden yaptığı kısa açıklamaların enflasyona karşı büyük savaşı yönetmek için yetersiz olduğu anlaşıldı. Ecevit TV kanallarından yayınlanacak kapsamlı bir konuşma ile mücadelenin zorunluluğunu ve ilk aylarda çekilecek zorlukları halka anlatmalı. Ecevit o kendine has alçakgönüllü üslubu ile halktan ve iş dünyasından destek istediği takdirde, enflasyonla mücadelede rüzgarı arkasına alabilir. 4-5 aylık son bir fedakarlık döneminden sonra ortaya çıkacak tablo vurgulandığında, sabırlı ve çilekeş halkımız hükümete bir kez daha kredi verebilir.

Bir rüzgar estirmek Şart
Günümüzde yeni bir otomobil modelinin tüketiciye sunumu için bile çok ciddi tanıtım yapılıyor. Türkiye'nin yeni yüzyıldaki kaderini belirleyecek tarihi fırsatın halka ve iş dünyasına benimsetilmesi için kapsamlı bir kampanya düzenlenmeli. Enflasyona karşı bir ulusal fedakârlık ve seferberlik ortamı oluşturulduğu takdirde başarı ihtimali yükselir.

Bölge toplantıları
Belirli sanayi ve ticaret merkezlerinde bakanların ve Hazine yetkililerinin bulunacağı ve iş dünyasının geniş katılımının sağlanacağı toplantılar düzenlenmeli ve enflasyonla mücadelenin yetkinleştirilmesi için gerekli destek talep edilmeli, görüş alışverişi yapılmalı.

Gönüllü destek
Bugüne kadar enflasyonla mücadelede kanun ve kararnamelere öncelik verildi ama bunların gerekçesi halka açık-seçik anlatılmayınca iş dünyasında belirli fiyat direnç noktaları oluştu. Sanayici, memur, işçi, tüccar, evsahibi ve esnaf gibi bu mücadeleden etkilenecek kesimlerden tepeden inme söylemlerle taleplerde bulunulduğunda verilen destek ya gönülsüz ya da zoraki oluyor. Programın etkinliği azalıyor. Bu kesimlerin rızaları ve gönülleri alınarak fedakârlık istendiğinde ve konsensüs yolları arandığında sonuca varmak daha kolay olur.

Mevsimlik artışlara dikkat
Geçmiş dönemlerde kamu ve özel sektör kuruluşları mal ve hizmet fiyatlarına yaptıkları zamları ilan ederlerdi. Geçen Ocak ayında ise şehir suyu, beyaz eşya, otomobil, kağıt ve pamuk gibi ürünlere yüksek oranlı "gizli" ve "kaçak" zamlar yapıldı.

Mevsimlik artışlar izlendiği takdirde, hangi mal ve hizmetin fiyatının ne zaman ve hangi oranda arttığı ortaya çıkar ve aşırı zamlara karşı önlem almak kolaylaşır. Artık fiyat kontrolü ve narh dönemine ve zabıta önlemlerine geri dönülmeyeceğine göre, ekonomi yönetimi meslek odalarını yöneticilerini ikna ederek zamların daha makul düzeylerde tutulmasını isteyebilir. Kurulacak bir "enflasyon masası", DİE'den teknik yardım alarak fiyat artışlarını izleyebilir. Fiyat anlaşması ile ürünlerine aynı anda ve eşit zam uygulayan şirketler, Rekabet Kurulu'na bildirilir. Gerekli önlemler alınmadığında hükümetin gelir artışını sınırlamayı hedeflediği işçi ve memurlar ile ev sahipleri zarara uğrar, yüksek oranlı zam yapanlar ise haksız kazanç elde eder.

FARUK TÜRKOĞLU


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır