kapat

03.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
microbanner
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ŞÜKRÜ KIZILOT(skizilot@sabah.com.tr )


Repo vergisi sürprizi!..

Son zamanlarda bankalara yönelik vergiler ard arda gelmeye başladı.Bunlardan en önemlisi, Vergi Usul Yasası'nın 279. maddesiyle getirilen vergilemeydi. Bilmeyenler için özetleyelim, bu maddeye göre, bankalar Aralık ayı sonu itibariyle ellerinde bulundurdukları, vadesi gelecek yıla ya da yıllara sarkan tahvillerinin, bu tarihe kadar işlemiş olan faizini (faiz gelirini tahsil etmedikleri halde) gelir gösterip, 15 Şubat 2000'de, yüzde 25 geçici vergisini ödeyecekler. Nisan ayında da, tahsil etmedikleri bu geliri, kazanç olarak beyan edip, kurumlar vergisini (geçici vergiyi mahsup ederek) ödeyecekler. Bankaların, 15 Şubat'da 279. madde nedeniyle ödeyecekleri verginin 3 milyar dolara yakın olacağı ifade ediliyor. Sistemden çekilecek bu para, bankaları kuşkusuz olumsuz yönde etkileyecek...

Bankaları yakından ilgilendiren bir diğer yeni vergi de, depremin yarattığı maddi kayıpları telafi amacıyla getirilen vergilerden biri olan "faiz vergisi". Bu vergi de, bankaların ellerinde bulundurdukları, hazine bonosu ve devlet tahvillerinin, vadesi dolduğu zaman faiz ödemesi yapılırken, vade yapılarına göre yüzde 4 ile 19 arasında değişen "vergi kesintisi" şeklinde uygulanacak. Bankaların, deprem vergileri arasında yeralan, Ek Kurumlar Vergisi, Ek Emlak Vergisi ve Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi gibi vergileri ayrıca ödeyeceği de kuşkusuz...

Yeni bir vergileme daha
Bugünlerde bankalarla ilgili yeni bir vergileme daha gündemde. Repo konusu devlet tahvili ve hazine bonoları ile ilgili olan bu vergilemenin, bir tebliğ ile yorum yapılmak suretiyle uygulanması sözkonusu...

Yapılmak istenen de, bankaların; repo yaptıkları yani geri alım taahhüdü ile sattıkları hazine bonosu ve devlet tahvillerini de, Aralık sonu itibariyle, (müşteriye satılmış olduğu halde), 279. madde kapsamında değerlemeye tabi tutmalarıyla ilgili...

Şu aşamada iki ayrı görüş tartışılıyor.

Birinci görüşe göre; repo işleminde, Sermaye Piyasası Kurulu'nun yayımladığı 7 No.lu Tebliğde de açıklandığı gibi, kağıtların mülkiyeti müşteriye geçmektedir. Repo işlemini yapan banka, repo konusu menkul kıymeti "aktifinden çıkarmakta" ve bir "menkul kıymet satışı" olarak göstermektedir. Müşteri de, repo konusu menkul kıymeti, menkul kıymet hesaplarına kaydetmektedir. Bu görüşü savunanlara göre, repo konusu menkul kıymeti satan bankanın, yıl sonunda değerlemeye tabi bir menkul kıymeti yoktur. Bundan dolayı da, repo konusu menkul kıymetler için, bankanın vergi mevzuatı yönünden bir değerlemeye yapması da sözkonusu değildir. Repo konusu menkul kıymetler, "ters repo" ile bu menkul kıymetleri alan kurumların değerlemeleri gerekmektedir.

İkinci görüşe göre de; repodaki menkul kıymetlerin gerçek sahibi, repoyu yapan banka ya da aracı kurumdur. Menkul kıymetler, reponun teminatını oluşturmaktadır. Bankalar "gelir reeskontu" yaparken, repo işlemi uyarınca ödeyecekleri tutarı "gider reeskontu" yapmakta, karşı taraf da, kendi kayıtlarında menkul kıymetlerle ilgili bir kayda yer vermeksizin, sadece repo tutarını göstermektedir. Bu nedenle, repo işlemini yapan kurumların, repo konusu devlet tahvili ve hazine bonolarını değerlemeye tabi tutmaları gerekmektedir.

Olumsuz bazı etkiler
Maliye Bakanlığı'nın şu aşamada, görüşü netleşmiş durumda değil. Ancak, olayı vergileme kapsamına alıp, ikinci görüş doğrultusunda bir tebliğ yayınlaması halinde, bankaların vergi yükü daha çok artacak, yapılan düzenlemenin hukuka aykırılığı yönüyle de yeni bir tartışma başlayabilecek. Bu arada;

- Bazı bankalarda, ödeme güçlüğü nedeniyle büyük sıkıntılar doğabilecek.

- Beş banka ile ilgili yaşanılan sorun devam ederken, birkaç banka daha sorunlu duruma getirilmiş olabilecek.

- Sistemde, Hazine Bonosu ve Devlet tahviline olan güven sarsılabilecek. Bu kağıtlarla, işlem yapılması arzusunda gerileme oluşabilecek ve alternatif kağıtlara yönelme eğilimi başlayabilecek.

- En önemlisi de, düşürülmeye çalışılan faiz oranları yükselecek, bu da enflasyon hedeflerini olumsuz yönde etkileyebilecek.

Görüldüğü gibi, bankaların repo işleminde kullandıkları hazine bonosu ve devlet tahvillerinin 279. madde kapsamına dahil edilmesinin yaratacağı sonuçlar, bankaların son zamanlarda karşılaştığı olumsuz etkileri büyütebilecek ve ekonomiye de yansıyabilecek gibi gözüküyor.

Yarınki yazımızda da, konunun hukuki boyutu üzerinde duracağız.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır