


"Yol..."
Mesut Yılmaz "doğru yerde, doğru zamanda, doğru bir söz" söyledi... "AB'ye giden yol, Diyarbakır'dan geçer" diye.
Ama "işitmediği azar" kalmadı.
Hani adamın biri "beni hayatta sadece bir kişi anladı... Fakat o da yanlış anladı" demiş ya...
Mesut Bey'in "söylemi" de ona benzedi.
Sayın Yılmaz!
Eleştiriler sizi ürkütmesin.
Lütfen "doğruyu söylemeye devam."
***
Güneydoğu'da güzel şeyler oluyor.
Diyarbakır, Organize Sanayi'de "sekiz fabrika çalışıyor."
Kırk fabrikanın "inşaatı sürüyor."
Mardin'de "51 fabrika, özkaynakla yapıldı."
Bölgeye "yavaş da olsa" ters göç başladı.
Ankara'nın "bu iklimi" değerlendirmesi... Yeni söylemler geliştirmesi... Yeni politikalar üretmesi gerekmiyor mu?
***
Almanya'da Bonn Üniversitesi'nde "Kürt kürsüsü" kurma çalışmaları yürüyor.
"Böyle bir kürsü" Fransa'da var.
Bazı "Kuzey Avrupa" ülkelerinde de.
"Acaba" diyoruz...
Yetmiş iki üniversiteye sahip ülkemizin, bir üniversitesinde Kürt kürsüsü olsa..."
"Bilimsel araştırma" yapan bir kürsü.
Türkiye bölünür mü?
***
İskoçya'da bir zamanlar "kendi dilimizi öğrenmek istiyoruz" diye bir hareket başlatılmıştı.
"Yerel bazı kurslar" açıldı.
Gidenler "yüzde on ile" sınırlı kaldı.
Almanya'da "Türkçe öğrenmek isteyen çocuklar için" yerel yönetimlerin açtığı kurslara devam edenlerin "yüzde kaç olduğunu" sanıyorsunuz?
Sadece "otuz."
Güneydoğu'da, birkaç belediye, haftada bir, iki gün "Kürtçe kursu" açsa...
Kaç kişi gider?
Ve kıyamet mi kopar?
***
"Melfi" İtalya'nın en geri kalmış bölgesiydi.
Hükümet "öyle süper teşvikler" uyguladı ki...
Fiat'ın sahibi "Agnelli ailesi" Melfi'de büyük yatırımlara girişti.
İtalya "benzer uygulamayı" Sicilya için de yapmadı mı?
Şimdi "şu huzur ortamında" bizim de, Güneydoğu'ya "şok teşvikler" uygulamamız gerekmez mi?
AB için değil...
"Kendi ülkemiz... Kendi insanımız" için.
***
Karamanlis, Fransa'da sürgündeyken "iddialı bir söylemde" bulunmuştu:
- Ülkeme bir döneyim... Göreceksiniz, Yunanistan'ı beş yılda AB'ye üye yapacağım.
Döndü ve dediğini yaptı.
Ama "lafla" değil.
"Siyaset üreterek" yaptı.
Bizim siyasetçimiz neden "siyaset üretmiyor?"
Veya "üreteni" neden hırpalıyor?
***
"Korkuları... Yeni söylemleri azarlamayı" artık bıraksak...
İsmet İnönü'nün dediği gibi:
- TBMM'nin her partisinde ve hatibinde Türkiye'nin, Türk vatanının bütünlüğü, bütün vatandaşların vatanseverliği, Türk milletinin sadık ve muhterem vasıfları konusunda en ufak bir şüphe izi yoktu. (Alkışlar) Ve hiçbir kimse bu konuda bir diğerine şüphe izafe edemez. (TBMM tutanaklarından. 24 Ekim 1963)
Ve yine İnönü'nün "aynı konuşmada" dediği gibi:
- Yan yana, omuz omuza savaşan Türkler'in nasıl birbirlerine sarıldıklarını bizzat muharebe meydanlarında en ağır mücadeleler sırasında görmüş ve tecrübe etmiş bir insan olarak, sizi temin ederim ki, vatandaşlarımız arasında hiçbir ayrılık hissi yoktur. (Bravo sesleri ve alkışlar)