Yeni bir yıl, yeni bir asır, yeni bir 1000 yıl.. Ve mutlaka beraberinde taşıdığı umutlar ve beklentilerle birlikte geldi..
Biz bugün bu beklentilere, Türk dış politikası penceresinden bakmaya çalışacağız.. Bakalım 2000'de neler var ufukta:
Türkiye için, beklenmedik büyük bir başka gelişme yaşanmazsa, beklentilerin başında sanırım Türk-Yunan sorunlarının çözümünde alınması gereken mesafeler gelecek.. Yunanistan ile aramızdaki sorunları cesur liderler çözebilir.. Zaten baktığınız zaman çözülemeyecek bir sorun da görünmüyor ortada.. Atina'nın Ege'de 12 milden vazgeçmesi, sorunların hızla çözümünde çok önemli bir etken olacaktır.. Ankara da buna gerekli jesti yaparak mutlaka karşılık verecektir..
Gerek Ankara, gerekse Atina bu konuda kararlı ve cesur adımlar atabilirlerse, iki ülke arasındaki problemler, gerek ikili, gerekse uluslararası düzeylerde çözülebilecektir..
Bu yakınlaşma ve sorunların çözümündeki ilerleme mutlaka Kıbrıs sorununun çözümünü de beraberinde getirecektir..
Rauf Denktaş'ın bu konuda olumlu yönde sürprizler yapma olasılığı yüksek görünüyor.. Ama bunu yapabilecek tek kişi Denktaş olduğundan, Ankara'nın KKTC liderinin arkasında sımsıkı durması ve onun saf dışı edilmesini engellemesi gerekmektedir. Çünkü duyduk ki, KKTC'de bazıları ile Ankara'da bazıları başka planlar peşindeler.. Çözümsüzlük lobisi, Türkiye'nin ve KKTC'nin başına bela olmamalıdır..
Bir başka beklentimiz ise, Avrupa Birliği konusunda..
Bu konuda Ankara dersini çalışmaya başladı bile.. Dışişleri Bakanlığı'nda önemli ve ciddi hazırlıklar yapılıyor. Ancak bu konu sadece Dışişleri'nin konusu değildir.. İlgili bütün bakanlıklar, bütün kurumlar da aynı ciddiyetle çalışmak zorundadırlar..
Bu olay Başbakan Ecevit için de bir tür sınav olacaktır.. Çünkü Ecevit, Türkiye'nin beklenenden çok daha kısa sürede AB adaylığına hazır hale geleceğini söylemiştir.. Normal süreçte yapılırsa, seçimler 2004 yılında.. Bakalım Ecevit bu sürece kadar, Türkiye'yi müzakere masasına oturmaya hazır hale getirebilecek mi? Veya ne ölçüde getirebilecek?
2000 yılındaki beklentilerden bir başkası da, Kafkaslar ve Balkanlar'da olumlu gelişmeler olması.. Ancak bu pek mümkün görünmüyor. Rusya'nın yeni lideri Putin bu konuda kilit rol oynayacak..
Olası bir Ortadoğu barışı dış politika penceremizden bakanlar tarafından çok dikkatle izlenecek. Burada beklenti, barışın bizim aleyhimize bir unsur taşımaması. İsrail bu konuda hem Ecevit, hem de Cem düzeyinde Ankara'ya garanti verdi. Cumhurbaşkanı Demirel de bu ay İsrail'e gidiyor.. İlişkilerdeki sıcaklık artarak sürecek gibi.. Beklentiler bu yönde..
Ermenistan biraz gerçekçi olabilse ve ABD'de yaşayan Ermeni asıllı Amerikalılar Türk düşmanlığını biraz bırakabilse, Azeri-Ermeni barışı için bazı adımlar atılabilecek..
Komşumuz İran ise bizim için önemli bir ülke.. Ama yönetimde sorunları var. İki başlı yönetim İran'a yaramıyor.. Türkiye reformcuları destekliyor.. Ama radikal dinciler onların ellerini kollarını bağlıyorlar. Yoksa Ankara-Tahran ilişkilerinde sıcak ve önemli, tabii ki olumlu manada, gelişmeler olabilecek.. Şu PKK işinden bir uzak durabilseler, görecekler ki kazançları çok fazla olacak..
Dış politika penceresinden sorunlara bakmaya devam edeceğiz..