FLORYA kıyılarında yaşamı bitiren, Marmara'yı çöp denizine çeviren son çevre cinayeti ile ilgili çarpıcı eleştiri ve özeleştiriler yapıldı. Çevre Bakanı İlhan Aytekin dedi ki:
"BELEDİYELER, Çevre Bakanlığı,Ulaştırma Bakanlığı; hepimiz Marmara ve Boğazlar'ın korunmasında yetkiliyiz. Ama maalesef biraraya gelip kalıcı önlemleri alamıyoruz."
KIYI Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürü Hücum Tulgar'ın söyledikleri ise şunlar:
"MARMARA'da kaza yapan gemilerin sahipleri kendi imkanlarıyla işin içinden sıyrılmak istiyor. Son olayda da böyle oldu. Yabancı bayraklı gemiye o istemezse müdahale edemiyoruz. Hukuki prosedür elimizi kolumuzu bağlıyor."
İTÜ Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İlhan Talınlı, Menekşe sahilinde ikiye ayrılıp karaya vuran Volganeft adlı Rus gemisinin Marmara'da yarattığı ekolojik facianın boyutlarını bütün çıplaklığıyla gözler önüne serdi:
"FUELOİL'in deniz yüzeyine film tabakası gibi yayıldığı bölüm tamamen tahrip oldu. Gemi batmaya başladığı andan itibaren de dip canlıları ve o bölgeden geçen balıklar zehirlenecek. Yüksek risk, besin zinciriyle insanlara ulaşacak."
İSTANBUL Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bayram Öztürk, 1000 tonluk yakıt sızıntısının Marmara'yı 30-40 etkileyeceğine dikkat çekti, şöyle dedi:
"KIYI sularında biyolojik yaşama veda edildiğini kabullenmek zorundayız. Bunun etkilerine ne yazık ki çok uzun zaman katlanacağız."
ÇÖZÜM konusunda ise bütün görüşler aynı noktada kesişiyor:
"MARMARA ve Boğazlar için acil eylem planı yapıp derhal hayata geçirelim!"
BÖYLE bir acil eylem planının içerisinde devletin en ağırlıklı şekilde yeralması şart. Çünkü Boğazlar'ı Hazer petrolünün dünya pazarlarına taşınmasında "boru hattı" gibi kullanılmaktan kurtaracaksak, önce "Montrö duvarı"nı yıkacağız. Bu da cesur ve kararlı devlet politikaları gerektiriyor.
DÜNYADAKİ uygulamalara baktığımız zaman, bu konuda elimizde güçlü kozlar olduğunu da görüyoruz. Yarın bu konuya devam edeceğiz.