kapat

03.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
microbanner
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
'Bomba gibi patlayacağız'
Sakıp Sabancı hükümetin az zamanda gerçekleştirdiği icraatların ardından sıranın Siyasi Partiler Kanunu'na geldiğini ve bunun yapılmasıyla Türkiye'nin patlama yapacağını söyledi

Yabancı ortaklıkları ile Türk sanayinin globalleşmesinde en önemli rollerden birini üstlenen Sakıp Sabancı, yeni bin yıla oldukça umutlu giriyor. En son dünya devi Dupont'la kurduğu ortaklıkla dünyaya açılma stratejisine hız veren Sabancı, 'Global Dev' olma yolunda hızla ilerliyor. Sabancı her zaman ki gibi iddalı 'Bir adım daha atacağım, sonra bir adım daha. Müesseseleşmeyi sürdüreceğim.'

Sabancı'nın Türkiye içinde de yatırımlarını da ara vermeden sürdüreceğinin altını çiziyor. Sabancı, GSM, Türk Telekom özelleştirme ihalelerine hazırlanıyor. Uzun zamandan beri Petkim'i almak istediğini bir kez daha yineliyor, telekomünikasyonun önemini vurguluyor. Sakıp Sabancı, tüm ihalelerin finansmanı için ise borsayı kullanmayı düşünüyor. Sabancı ile 2000'li yıllardaki hedeflerini ve Türk ekonomisini konuştuk:

Aralık ayında birden çok olumlu olayla karşılaştık ekonomik anlamda. Sizce ekonomik anlamda 2000'e nasıl bir atmosferde adım attık? Moraliniz nasıl?

Çözümler için nasıl stratejiler üretirsek üretelim, hepsinin altında akıllı bir şey var: İstikrarlı ortamlar. Bu varsa hedefe varırız. Bizim genellikle yıllardan beri sıkıntımız istikrarlı ortam yok. Kanı çok kestirme. Tam 10 senede 10 hükümet değişti. Tabii devamlılığı sağlayamadık. Hep bir şey söylendi. Dünyayı yeniden keşfetme yerine güçlü bir hükümet, yanında da güçlü fonksiyonları yönlendiren muhalefet. Bizde ne var? Enflasyonların çeşitli yönlerde dik noktaları var. Bir de partiler enflasyonu var. Sayı olarak partiler çok. Amaç neydi? Yeni bir kanala girilse deniyor, bir tek stratejiye konsantre olup yola çıksak, seçim kanunu öyle değişse ki güçlü, istikrarlı hükümeti, yanında da güçlü muhalefeti getirse. Demek ki yeni arayışlar lazım bize. Bu konuda hala bir şey yapamadık. Partiler kanunu değişse, yani kişiler öle ki kurtulak lafından kurtulsak, belirli bir yerden sonra insanlar yerine yenilerini yetiştirseler...

Sakıp Sabancı diyor ki... Benim üç tane yardımcım var. Ben yarın trafik kazasında ölsem, Hasan Güleşçi, Mehmet Civelek, Güler Sabancı var. Ben bu üçüyle dörtlüyüm. Ben yarın tak diye ölürsem, bu üçünün arasında koordinasyon var. Onların da yardımcıları var. Bizde partilerde de bir yaşa bağlama, takım yapma, belirli bir yerden sonra gençlere bırakmayı yapsak. "Ben bu işi yapıyorum. Müesseseleşmeyi bunların üzerine korsam, ancak dördüncü, beşinci nesle aktarabilirim. Bir adım daha atacağım. Bitecek mi burada? İki sene sonra bir adım daha atacağım.

Yani kendi kendini yenileyebilen bir kurum...
Vizyonu olan kişiler bir yerde olacak. Yoksa elalemle rekabet yapamayız. En önemlisi insan. Vizyonu olan, dinamik, yapıcı, yetiştirilmiş bir adam. Bitmedi! Ona geniş yetkiler verilmiş, ondan istifade ediyor olacaksın. Danışman neyse anlattığı lafı tamam deyip dinleyecek. Onu oraya koyduysan, onun ihtisasıdır. "Ben bilirim"i denize atacağım. Ben değişime varım. Ne zamana kadar? Ölünceye kadar değişime varım. Eğer iki işi önümüzdeki zamanlarda yaparsak, bir de yanında güçlü, istikrarlı ve devamlılığı olan hükümet gelirse iyi. Bugüne bakalım. Bu kompozisyon içinde sorunları biz çözeceksek, bu adamları seçtik. Üçlü ortaklık olduk. Zamanında Seçim Kanunu'nu değiştirseydik, böyle ortaklıklara ihtiyacımız olmazdı. Ama oldu. Şimdi ne diyeceğiz? Uyumlu üç ortak. Lakırdıyı aşıyor. Aksiyonlar var

Her şey açıklık döneminde konuşuluyor. Dünya için mal üreteceğim. Türkler aslında çok moral verici bir sandalyede oturuyorlar. Eğer bu hükümet devam ederse ki alternatifi yok Meclis'te, AB, arkasından önemli bir tuğla IMF ile imza, bir disiplinli çalışma... Ben pişirdim, ben yiyeceğim, tarım fiyatları bu olacak, olmaz. Onun için hükümetin devamlılığı, sosyal me

seleler daha iyiyi arama işleyişleri, AB, IMF, Borsa'da gelişme umut veriyor. Eskiden Almanya'ya giderdik, trenden indiğimiz anda yakamıza yapışırlardı çöpçü diye. Çöpçü Türk'ten kurtulduk, "En kalitelisi Türk" dedik. Türkler'den öğrenelim, kalitenin ne olduğunu demeye başladılar. Kalitenin adresi İzmit. Sabancı demiyorum bak, Türkiye diyorum.

Gördüğüm kadarıyla çok moralli giriyorsunuz yeni binyıla... Bir dünya sanayicisi olmak üzere müesseseleşiyorsunuz...

McKenzie ile çalışıyoruz yıllardır. Müesseseleşmede iyi bir numune yapabilirsek, birileri bunun daha iyisini yaparak daha iyiye götürür. Bu binaları yaparken birilerinin ufkunu açarak daha iyisini yapmaya teşvik etmek istedik. Malatya'ya kültür sitesi yapmaya gittiğim zaman "Olur mu?" dediler. Başkalarına davetiye çıkaralım. Rekabet önemlidir. Eskiden yoktu bu.

Yeni yüzyılda ne önemli olacak? Dünya sanayicisi olmak. Başka bir şey aklınıza geliyor mu?

İnsan çok önemli. Sabancı Üniversitesi çok önemli. Önce üniversite yapmaktı amaç. Şimdi dünya üniversitesi yapmayı hedef koydum. Sabancı Üniversitesi'nden bebeler, gençler, dünya için yetişecek. Bütün dünyanın neresine giderse menejer olacak. İki, kaynaklarının farkında olman lazım. Toprağın altında maden, sen burada, ağlıyon, o orada ağlıyo, olmaz öyle şey. Tarım potansiyelin ağlıyor. Çünkü sen boru çalıyon kardeşim çiftçilerine. Yaptığın stratejilerle ekme, allahını seversen tarlayı boş bırak ekme diyon. Sen boruyu başka türlü çalacan, 'ikinci ürün için nasıl kullanacan, üçüncü nasıl olacak' diye çalacan. Çünkü ekerse benim çiftçim, risk alarak ekecek. Buğdayı, yağmuru, riski... Gelirine bakıyor, ekmemek daha iyi. Parayı İş Bankası'na yatırıyor, devlet kağıdına bağlıyor. Vergi yok... Demek ki potansiyeli iyi kullanacan.

Hizmet sektörünün daha ağırlıklı olacağını söylüyorsunuz. Geleneksel sanayiciliğiniz..

Devam edecek. Global gidişatta payınız dinamik gidişimizden iki nokta söyleyeceğim. Bir: Adana'daki SASA. Onun kolları Bursa'da, Tekirdağ'daki fabrikalarını, Manchester'daki, Mısır'daki Kordsa'yı, bu konuda benim elimde olanları koyacağız. Naylonda da Kordsa'yı, Dusa'yı biz koyuyoruz. Karşımıza kim koyuyor? Dupont koyuyor. Ne koyuyor? İngiltere'deki şu şu şu fabrikaları. Almanya'daki bu bu bu fabrikayı. Brezilya'daki, Arjantin'deki şu fabrikayı. Tamam ağam, oldu, yapıldı. Şalterlere basıldı. Bugünlerde Pioneer noktası, Hollanda'ya gideceğim, açılış yapacağım. İkincisi polyester dediğim gibi; Dupontsa. Bunların isimleri birleştirdik. Bu adamların parası, pulu değil, isimleri önemlidir. Bir kötülük olursa, yanlış adamla evlenirse, nişanı bozarsa prestiji bozulur. Bu adamlar bunu kabul etmiş. Sonra yüzde 50-50'yi kabul etmiş. O yetmiyor, bütün bunları bir yana koy, çevrede biz know-how satıyoruz kardeşim. Biz lastik hammaddelerine girdi üreten şirkete know-how satıyoruz. Biz satıyoruz, alan kim? Yüzde 50 Dupont. Bizim onlardan daha iyi olduğumuzu kabul etti.

Tam anlamıyla artık dünyayla entegre olmuş bir sanayicisiniz...

Bir kamyon dolusu pantolon sattın mı, şu paraya alın. Ama bir kitap know-how sattın mı bin katını alın. Dünya buralara gidiyor artık. Biz rötar oğlu rötar. Kim yapıyor? TÜBİTAK, TÜBİTAK, TÜBİTAK. Bunla bir yere kadar. Biz artık global olacağız. Kuzey Amerika bu şemsiyenin, naylonun içine girecek.

1999'da Türkiye'nin önü açıldı mı? Daha hızlı koşabilecek miyiz?

Hükümeti bozmayıp istikrarlı ortamı sürdürürsek, yaptıkları işlere yeni tuğlaları koymayı, sürdürürsek, AB bizi yönlendirecek. Borsa'yı da gördün işte bir ayda nerelere geldi... Türkiye'nin geleceği bomba gibi olacak. 20-25 milyon genç var. Yeter ki, bir avuç lider elele verse seçim kanununu, partiler kanununu, cumhurbaşkanını değiştirecek.

Özelleştirmede olacağız
Dünyada bir trend var. Hizmet sektörüne bir kayma var. Siz sanıyorum doğrudan sanayicisiniz. Hizmet sektöründe azsınız. Hedef dünya olduğu için grup olarak kendinize sanayi bölümünü büyütmemek ve daha çok hizmet sektöründe yatırım yapmak gibi bir kararınız var mı?

Dünya gidişatında yerimizi almamız gerek. Telekomünikasyona önem vermek lazım. Bizde iki şirket var. Üçüncü dördüncü gelecek, rekabet olacak. Daha iyi olacak. Toplum bundan kazanacak. Telekomun özelleştirilmesi gündemde. Rötarlıdır. Yapılırsa bugünlerde, biz konsorsiyumu kurduk. Yalnız telekom değil. Yelpazenin bir parçasıdır. Hükümet şimdi şaltere basarsa biz varız. Bizim ağırlığımız işçi yoğun, aş yok, iş yok, bunu kafamıza koymuşuz. Giderken, giderken, bu alanda konsantre olmuşuz. Türk.net diye bir şirketin yüzde 70'ini aldık. Pazarı vardı. Ama asıl önemlisi, orada Ahmet vardı ve Pınar vardı. Onlara dedim, 'Var mısınız? 10-20 sene bu işi geliştirecek misiniz gençler olarak?' Şimdi onlar kendilerini geliştirmek için araştırıyorlar. IBM Sabancı bir yerde gidiyorduk, ama buraya az alaka vardı. Şimdi bu gidişin içinde IBM'de de daha dinamik bir yapı içine gireceğiz.

Özelleştirme olursa Petkim gibi olaylarda dünyada bu işi bilen ortaklarla almak istiyoruz. Neden? Ben, Sasa'nın hammaddelerini Petkim'den alıyorum. Brisa'nın hammaddelerinin bir kısmını oradan alıyorum. Üretici kim? Devlet kolu. Devlet kolu ne olursa olsun, kadrolar dolu, teknolojiler update (güncel) değil, yeni yatırımlar yok, oradan hammaddeler çıkıyor.

Maliyet, kalite, servis tamam değil, bana zarar verdi.

Dupont'u İMKB'ye getirecek
* Borsa'ya yeni bir şirketiniz var mı? Borsa'yı nasıl buluyorsunuz?

Borsa işiyle iftihar ediyorum. Borsa'nın yüzde 15'i Sabancı'nın.

Bu da hatta tadı kaçmıştır. Yüzde 17'lere geliyoruz Borsa'nın, bu kadarı bir grubun elinde olmaz. Ben şimdi burada da bu işleri yapmaya devam edeceğim. Ama asıl Dupont'la beraber Hollanda'da yapacağım iki şemsiye var ya, biri polyester biri naylon, bunu dünya pazarına çıkaracağım. Türk şirketi New York'ta satıyor. Ufukta bu var. Tercihim bütün dünyada bir Türk şirketi. Ben gitsem kısa boylu kalırım. Zaten boyum kısa. Ama Dupont'la gideceğim ve borsa stratejisi yapacağım. Fabrikaları açacağım, Hollanda'da falan, ondan sonra bunları halka bir çıkacağız satmaya, Dupont-Sabancı diyeceğiz, fabrikalar bu, iş bu bütün dünyada satacağız.

Ne zaman olacak bu?
Takriben 1.5 yıl sonra takriben olur. Ama pişiyoruz.

İMKB için pişirdiğiniz şirket var mı?
Ben gitmek istiyorum diyorum. Akbank yalnız çok iyi, yeterince mutlu olamıyorum. Benim mutluluğum, bütün bankacılık sektörü çok iyi olacak, onun içinde iyi yeri olan Akbank çok iyi olacak. Türkiye'de yalnız birkaç holding. Onun için konsantrasyonu dünya borsasına gitmek istiyorum. Gönlüm daha çok, başkaları da gelsin. Bizim yaptığımıza baksınlar, yaptık da kötü mü oldu? Biz 13 şirket olduk. İyi mi olduk, kötü mü olduk? Ortada.

Halka açıklık oranını artırmayı düşünüyor musunuz?
Aynen. Ama onları ne zaman halka çıkaracağım? Liderler tenceresinde telekomünikasyonla özelleştirmeye girmişim, paraya ihtiyacım var, o zaman. Yoksa parayı al, kenara koy, parayı kişnetmek lazım. Bize başkası yakışmaz.

Hatırlıyorum, 1987 yılında borsaya yetiştiremediniz bir şirketi, halka açamadınız. Ama 90'a yetiştirdiniz. Şimdi borsa koptu gidiyor. Bir arz olmazsa...

Şimdi beş büyük şirketi seç. İkisi Sabancı'dan. Bugün iki tane şirketin 16 milyar dolar değeri var. Koç Holding, bunların bir tanesinden yüzde 25 daha aşağı. Ben birçok Koç Holding istiyorum. Sabancı Holding istiyorum. Başkaları da gelsin istiyorum. Bir de, bir kademede bir-iki şirkette günü gelince değirmene su vermek için Türkiye'de halka açmalımıyız? İki açılmışlardan yeniden bir pay daha açılmalı mı? Hollanda'daki şemsiyeleri dünya şemsiyesi içine koymak.

ABDURRAHMAN YILDIRIM


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır