Amerika'da bir süre önce, Hazar bölgesi ile ilgili çok önemli bir toplantı yapıldı.. Toplantıyı ülkenin en prestijli kurumlarından biri olan Harvard Üniversitesi John F. Kennedy School of Government düzenledi. Tam 24 uzman iki gün boyunca, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu bölge ülkelerini büyüteçin altına koydu.. Ve bakın öncelikle büyüteçin altındaki Türkiye için, 20 Aralık 1999 tarih ve Peter Rutland imzalı özet rapora göre ne gibi sonuçlar çıktı:
"Türkiye'nin bölgede hatırı sayılır ancak kısıtlı bir etkisi vardır. Türkiye önemli bir oyuncudur. Ancak demokrasi ve ekonomik olarak gerekli güçte değildir. Ayrıca bölgesel lider modeli olarak da bölgedeki gelişmeleri kararlılıkla etkileyemez.. Hazar bölgesinde aktif olan Türk kurumlarındaki rüşvet ve çürümüşlük, onun bölgesel lider olma şansını aşağıya çekmektedir. Özellikle Turgut Özal'ın ölümünden sonra kendi iç sorunlarına fazlasıyla daldığı için Hazar bölgesinde etkili bir lider rolü oynayamamıştır. ABD yönetiminin Türkiye'ye yönelik politikası sadece Hazar petrolünün ihraç yollarının çeşitlendirilmesi amacını gütmemektedir. Aynı zamanda kıymetli stratejik müttefik olarak Ankara'nın, Körfez Savaşı ve Irak'a uygulanan ambargo yüzünden kayıplarını telafi etmek amacını da taşımaktadır. Hatta belki 1997 yılında Avrupa Birliği'nin büyümesinin dışında bırakılan Türkiye'ye bir tür tazminat olarak da bunu destekliyor olabilir.."
Türkiye'nin rolü toplantıda oldukça geniş biçimde tartışıldı. Bazı konuşmacılar, Türkiye'nin bölgenin kalkınmasında motor güç olabileceğini savunurken, bazıları Türkiye'nin ulusal çıkarlarının Hazar bölgesindeki diğer devletlerin ulusal çıkarlarından hayli değişik olduğunu ve batı dünyasının bu bölgede özel ikili bağlar yerine şeffaflık ve rekabeti desteklemesini istediler.
Bu toplantının belgelerine baktığınız zaman, başka şeyler de görebiliyorsunuz. Örneğin, ABD'nin çok uzak olmayan bir süreçte İran'a ambargoyu kaldırabileceğini ve Bakü-Ceyhan hattı konusunda şirketlerin böyle bir beklentisi olduğunu öğreniyorsunuz.
Bu toplantıda Amerikan yönetiminin bölgeye yönelik politikası da eleştirildi ve bazı önerilerde bulunuldu. Clinton yönetiminden bazılarının Hazar bölgesinin ABD'nin çıkarları için hayati önemde olmadıkları da anlatıldı toplantıda..
Daha sonra bölge ülkelerinin fotoğrafları masaya yatırıldı. Bu fotoğraflar hiç de iç açıcı değil.. Bu fotoğrafları bir araya getirdiğiniz zaman, Hazar bölgesinin geleceği için iyimser olmak mümkün değil.. Karanlık bir tablo var önümüzde..
Rusya'nın dağılmasından sonra içine girilen aşırı iyimsir havanın artık kalmadığı bir gerçek.
Onun için de bölgede çok çabuk siyasi ve ekonomik reformlar beklememek lazım. Bu iş oldukça uzun sürecek gibi görünüyor.
Sonra liderlerin durumu.. Hepsi tek adam yönetiminde.. Eski tüfeklerin yerlerini kimlerin alabileceği de belli değil.. Onun için bu ülkelerle ilişkilerde ilerlemeler yanında, gerilemeler de görülmesi doğal olacak.. Bunu yadırgamamak lazım.. Bölge daha uzun süre sallanacağa benziyor.. Bu konuyu incelemeye devam edeceğiz..
Not: Tüm okuyucularımızın 2000 yılını yürekten kutlar, yeni yılda sağlıklı ve başarılı günler dileriz..