RUS bandıralı "Volganeft-248" adlı tankerin şiddetli lodos nedeniyle Florya Sahili'nde önceki gün karaya oturup ikiye bölünmesi, Marmara Denizi'ni, savaş sonrası Basra Körfezi'ne döndürdü.
Tankerde bulunan 4 bin 363 ton petrolün tam 900 tonu Florya açıklarında tam bir çevre faciasına yol açtı. Kıyıya vuran petrol sahili simsiyah bir örtüyle kaplarken, petrol içinde kalan yüzlerce deniz kuşu can çekişmeye başladı. Uzmanlar yayılan petrolün balık ve deniz dibi canlılarını da mahvettiğini belirtti.
Geminin diğer tanklarında bulunan petrolün de yayılmaması için bariyerleme çalışmaları başlandığını söyleyen Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma Genel Müdürlüğü Kıyı Hizmetleri Daire Başkanı Orhan Karaahmetoğlu, deniz suyu sıcaklığını 11.3 santigrat derece ölçtüklerini, bunun akaryakıtın tahliyesi için uygun olduğunu söyledi. Gemide kalan akaryakıtın mutlaka tahliye edilmesi gerektiğini de sözlerine ekleyen Karaahmetoğlu, "Akaryakıt neredeyse donmuş halde, ancak bir patlama ya da sızıntı olmayacağına kimse garanti veremez" dedi. Yetkililer, yakıtın geminin acentasınca belirlenecek başka bir tankere aktarılacağını, ikiye bölünen "Volganeft 248"in ise parçalara ayrılarak denizden çıkarılacağını bildirdi.
Ancak, denize dökülen 500 ton petrol nedeniyle ölümle yüzyüze gelen deniz canlılarını kurtarmak için çaba gösteren tek bir çevre kuruluşu bile görülmedi.
Oysa, sadece İstanbul'da faaliyet gösteren 20'ye yakın çevre kuruluşu bulunuyor. Boğaz'dan her tanker geçişinde küçük tekneleriyle boy gösteren Doğa Savaşçıları Derneği, çevre problemlerini protesto eden Çevre Gönüllüleri Derneği, sadece ülkemizdeki değil tüm dünyadaki hayvanların doğal ortamları için savaşan Hayvanları Koruma Derneği ve doğal dengenin korunması için mücadele eden Doğal Hayatı Koruma Derneği son olayda hiç ortada görünmediler.
Dünyaca ünlü çevreci kuruluş Greenpeace, Marmara'daki martıları, karabatakları mazota bulayan felaketle ilgili olarak tek bir eylemde bulundu: Denizden su örneği aldı. Oysa talihsiz hayvanlar için yapılacak şey çok basitti: Mazotu vücutlarından arındırmak. Boğaziçi Üniversitesi, Çevre Bilimleri Enstitüsü öğretim görevlisi Prof. Dr. Günay Kocasoy, "Kuşları kurtarmak için hemen yapılması gereken hiçbir şey yapılmadı. Tazzikli su tutularak kanatlardaki mazot temizlenebilirdi ama sivil kuruluşlar organize olamadılar" diyor.
Bunun örneğini geçtiğimiz günlerde Fransa'da yaşadı. Oradaki çevreciler, bilinçli şekilde hemen organize olup su kuşlarını hayata döndürmenin çabasına girdi. Tek tek toplanan kuşlar bakıma alındı. Bizim çevrecilerimiz ise bundan bir ders almadıkları gibi olaya seyirci kaldılar.
Herhalde onlar, yılbaşı alışverişindeydi; ya da kuduz köpek korumacılığında...