kapat

30.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
microbanner
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
YAVUZ DONAT(ydonat@sabah.com.tr )


Sor bakalım

Meclisimiz, yılbaşı ve bayram tatili öncesi yoğun çalıştı... Geç saatlere kadar... Hatta, bazı günler sabaha kadar çalıştı.

Bu çalışmalar sırasında, Bakanlara "sorular" da soruldu.

Ama "nasıl" sorular?

* Falanca köyün yolu ne zaman yapılacak?

* Falanca köyün sağlık ocağı ne zaman tamamlanacak?

Bunlar, bir Bakan'a sorulacak soru mu?

"Yatırım programını" açan herkes, bu sorulara yanıt bulur.

Akla iki şey geliyor:

1. Ya soruyu soran "kitabı karıştırmaya zahmet edemeyecek kadar" tembel.

2. Ya da soruyu "laf olsun... Seçmene selam olsun" diye soruyor.

***

Geçtiğimiz yıllarda Almanya'da, muhalefet partisi tarafından bir "soru önergesi" verilmişti.

Konu "Türkiye'yi ilgilendirdiği" için...

Yakından izlemiştik.

Önerge "39 sorudan" oluşuyordu.

Bu 39 soruyu, uzmanlar "üç ayda" hazırladılar.

Sonra önerge "parti grubunda" görüşüldü.

Ve Meclis'e sunuldu.

Hükümet, içtüzüğe göre, "altı hafta içinde" cevaplamaya mecbur.

"Sekiz sayfa" tutan soru önergesine, hükümet tarafından "on sayfalık" bir yanıt verildi.

Sorular ve yanıtlar "göçmenlere... Avrupa Türkiye ilişkilerine... Türkler'in, Avrupa hukukundan doğan haklarına" aitti.

Bu soru önergesi "öylesine etkili oldu ki..."

Alman İçişleri Bakanlığı "yeni yönetmelik" çıkarmak zorunda kaldı.

"Türkler'e yeni haklar sağlayan" bir yönetmelik.

Diyeceğimiz o ki...

"Soru" böyle sorulur.

(İlgilenen olursa 39 maddelik önergeyi ve yanıtını Türkçe olarak da, Almanca olarak da verebiliriz.)

***

Meclis'in "aylık dergisinde" soru önergelerinin "listesi" yayınlanır.

TBMM Dergisi, sayı 71, Kasım-1999.

İşte "özetle" bazı sorular:

* Masonların Anıtkabri ziyaretleri ile ilgili olarak Başbakan'a soru.

* Kütahyaspor-Ayazağaspor maçında meydana gelen olaylar hakkında, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı'na soru.

* Cami görevlisi tayininin ne zaman yapılacağına dair, Başbakan Yardımcısı'na soru.

* Bazı illerde hayvan pazarlarının kapatılması iddiası için Tarım ve Köyişleri Bakanı'na soru.

* Yasemin Dalkılıç'ın kırdığı dünya rekoru, TRT'de neden haber olarak verilmedi?.. Soru.

* Şırnak'a veteriner hekim tayini... Soru.

* Sağlık ocağına ambulans lazım... Soru.

* Yekta Güngör Özden'in korunması... Soru.

Soru, parlamenter demokrasilerde "önemli bir denetim kurumudur."

"Laf olsun diye" soru sorulmaz.

Soru "hükümeti iteklemek için" sorulur.

Ve "bir şey" daha...

İsmet Paşa diyor ki:

- Kürsüye çıkan her arkadaş kendisini bir Başbakan gibi sorumlu hissetmelidir. (22.5.1962... TBMM tutanaklarından)

Soru soran, kendisini "Başbakan gibi sorumlu" hissederse...

Sorusuna alacağı yanıt da "tatmin edici" olur.

"Sorunların çözülmesine" katkısı olur.

***

Çok çalışan... Sabaha kadar çalışan Meclisimiz, maalesef, "çok partili ve tek sesli" bir Meclis.

Yani "muhalefetsiz."

Muhalefetsizlik "sorulardan da" belli olmuyor mu?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır