


1999 yılının garip bilançosu
Yılın son yazısında genel bir değerlendirme yapıyoruz. Doğrusu bu kez işimiz kolay değil. 1999 garip bir yıl oldu. Herhalde son yirmi yılın en çelişkilerle dolu yılını bitiriyoruz desem şaşırmazsınız.
Çünkü, bir açıdan 1999'de Türkiye en kötü yıllarından birini yaşadı. 17 Ağustos deprem felaketi sarılması olanaksız yaralar bıraktı. 15 bin vatandaşımızı kaybettik. Yüzbinler evsiz, işsiz kaldılar.
Türkiye ekonomisi ciddi şekilde küçüldü. Son üç ayın milli gelir sayıları daha yayınlanmadı. Ama genel eğilimi biliyoruz. 1999'da GSYİH ve GSMH'nın sırası ile yüzde 4.5 ve 5.7 gerilediğini hesaplıyoruz.
Bunlar çok büyük bir krizin göstergeleri. Daha da ilginci, 1999'da ne döviz bitti, ne de döviz kurunda büyük dalgalanmalar oldu. Devalüasyon hızlanmadı. Ekonomi dövizde bir sorun olmamasına rağmen böyle derin bir kriz yaşadı.
Daha açık söyleyelim. Türkiye 1999'da fakirleşti. Üretim azaldı. İthalatımız 1996 yılındakinin bile altına düştü. İnanılmaz ama gerçek. 1996'da 42.5 milyar dolar ithalat yapmışız. 1999'da ise sadece 39.4 milyar dolar.
Buna karşılık kamu açığı rekor üstüne rekor kırdı. Sadece bütçe açığının 24 milyar doları bulması bekleniyor. Dolayısı ile devletin borcu hızla tırmandı. İç borç 50 milyar dolara yükseldi.
Bundan kötüsü ne olabilirdi? Tahayyül etmek çok zor. Neticede, 1994'de yaşanan krizin bile bu yılın yanında çocuk oyuncağı gibi kaldığını söyleyebiliriz.
"DANDİK PARA" KRİZİ
1999 yılında Türkiye ekonomisi, TL para olma özelliğini kaybettiği için böylesine kötü bir performans sergiledi. Gerisi hikayedir. "Dandik para" ile bu kadar gidiliyor.
Yıl içinde çeşitli değerlendirmeler yaptık. Rusya krizi ekonomiyi olumsuz etkiledi. Öcalan davası turizme büyük darbe vurdu. Deprem de bir şeyler götürdü. Ancak hepsini toplayınca bulduğumuz büyüme hızı yüzde 0 ile - 1 arasında oluşuyor.
Gerisi TL'ye kimsenin güvenmemesinden kaynaklanıyor. TL'ye güvenin olmayışı, toplam talepteki büyük düşmeye rağmen faizlerin ve devalüasyonun yüksek seyretmesine yol açtı. Neticede ekonomi yüzde - 5.7 küçüldü.
Kabahati dışarıda arayıp boş yere kendimizi avutmayalım. Krizin müsebbibi Türkiye'dedir. Yüksek enflasyonun yıllar yılı TL'yi dandik para haline getirmesini sessizce kabullenen herkes bu sonuça katkı yaptı.
REFORM YILI
Bir de madalyonun öbür yüzü var. 18 Nisan seçimleri büyük bir sürprizle sonuçlandı. Beklenmedik bir hükümet kuruldu. Ama Ecevit hükümeti ülkenin ihtiyacı olan reformları birbiri ardından devreye sokmaya başladı.
IMF desteği ile uygulamaya giren "enflasyonla mücadele programı" son yirmi yılın en önemli reformudur. Çünkü TL'yi dandik para olmaktan kurturacak süreci başlattı. Enflasyon düştükçe, Türkiye ekonomisinin sorunları da hafifleyecektir.
İşin ilginci, Ecevit hükümeti ekonomi dışı alanlarda da çok önemli adımlar attı. Helsinki zirvesinde Türkiye'nin AB'ye adaylığının kabulü tarihi bir olaydır. Aynı şekilde, Öcalan'ın yakalanması ve Kürt sorununun barışçı çözümü yolunda atılan adımlar Türkiye'nin önünü açmaktadır.
Gerçekten garip bir yıl geçirdik. En büyük deprem felaketini ve ekonomik krizi yaşadık. Ama yılı yakın tarihin en olumlu gelişmeleri ve en ciddi reform arayışı içinde bitiriyoruz.
Çok kötü bir yılın ardından, Türkiye yeni binyıla umutla giriyor. Sorunların çözümü yolunda çok kısa süre içinde büyük adımlar atacağımıza ve başarılı olacağımıza kesinlikle inanıyorum.
Okuyucularıma yeni binyılda mutluluk ve başarılar diliyorum.
https://www.ibun.edu.tr/akat