kapat

30.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
microbanner
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Ünlü, nihayet doğru yolda..

Spor Bakanı Fikret Ünlü, hazırlatmakta olduğu yeni futbol yasa tasarısını yeni yılda Millet Meclisie sunacak.

İlk hazırladığı, tam bir tepki tasarısı idi. FİFA'yı geçin, az biraz demokrat bir kafanın kabul etmesi söz konusu değildi.

Ünlü, FİFA Yürütme Kurulu Üyesi ve UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik'ten tasarıyı incelemesini isteyince, özerkliğe aykırı faşizan hükümler kaldırıldı.

Yeni tasarıda federasyon gene özerk, ama bu özerkliği mesela vatandaş kesesinden eş dost gezisine, kongre için oy satın almaya yönlendirmesi mümkün değil. Bakanlığın, geçen yasada da yer alan ancak muğlak hükümler içeren gözetim ve denetim yetkisi, bu defa daha açık seçik tarif edildi.

Yeni tasarıda, bizim için yanlış hala bazı hükümler var..

Genel Kurul üye sayısı 229'dan 176'ya indirilmiş. Bu sayı da fazla..

Futbol Federasyonu Genel Kurulu, en fazla 60 kişiden oluşturulmalı. Ancak o zaman çok seçkin ve klüpleri temsil eden kişiler kurula girer, mafya etkisi silinir. Şantajla, tehditle ve rüşvetle oy alınıp satılmasının önüne geçilir.

İkincisi.. Genel kurulda çoğunluk birinci ligi temsil eden üyelerde olmalı. Diğer üyeler aralarında birleşip birinci ligi azınlığa düşürememeli. Bu ilerde çok feci sonuçlara yol açabilir. Aptallığın alemi yok. Dünyanın her yerinde futbol birinci lig demektir.

Ünlü'nün bu konuda radikal olamayışını anlamakta zorlandığımı itiraf ederim.

Üçüncüsü.. Bu da çok önemli.. Yeni tasarı başkanlık sistemi getirmeli. Genel Kurul, sadece başkanı seçmeli.. Çalışma arkadaşlarını, başkan atamalı. Ancak o zaman, uyumlu bir yönetime sahip olunabilir. Bu yapılmazsa başkan adayları çeşitli gruplara ödün vermek, pazarlık yapmak zorunda kalır, ortaya çorba gibi bir federasyon kurulu çıkar, huzursuzluk ve uyumsuzluk seçimin ertesi günü başlar.

Başkan federasyon üyelerini seçmekte özgür olmalı. Federasyon üyeliği için Genel kurul üyeliği şartı aranmamalı.

Futboldan federasyon sorumlu olduğuna göre, Merkez Hakem Komitesi'nin kuruluşu da Federasyon Yönetim Kurulu'na bırakılmalı. Bugünkü sistem, acil durumlarda federasyona müdahale şansı tanımadığı için, kongrede yapılan bir yanlış öbür kongreye kadar sürüyor.

Buna karşılık, kuvvetler ayrımı sistemi gereği, federasyonun yargı kurulları yönetim kurulundan bağımsız seçilmeliler. Profesyonel Ceza ve Tahkim Kurulları için, hatta, pusula hazırlanması ve aday gösterilmesi bile yasaklanmalı, üyeler ve isteyenler bireysel olarak adaylıklarını koymalı ve oy pusulası her üye tarafından, elle doldurulmalı. Böyle seçilecek bir yargı, artık her türlü şüphe ve dedikodunun dışında, tam bağımsız olabilir. Böyle seçilecek bir yargının eylem ve kararları, artık federasyona bağlanamaz. Böyle bir iddia da ileri sürülemez.

Ateş olmayan yerde..

Fatih Terim dünyanın en iyi hocalarından biridir. Bunu ben söylemiyorum. Fenerli medya söylüyor.

Rıdvan, Fatih'in tırnağı olamaz. Zeman on para etmez bir çılgındır.

Bunu da Fenerli medya söylüyor.

Galatasaray'da hocasının arkasında aslanlar gibi duran ve işleri çok iyi bilen bir yönetim var.

Bunu Fenerli medya söylüyor.

Fener yönetimi ise komik.

Bunu da Fenerli medya söylüyor.

Galatasaray fevkalade akılcı transferlerle dünyanın en güçlü kadrolarından birini kurdu.

Bunu Fenerli medya söylüyor.

Fener, aptalca transferlerle en iyi adamları sattı. İpe sapa gelmez, birbirine uymaz adamlar aldı.

Bunu da Fenerli medya söylüyor.

Yani Fenerli medyaya göre, Galatasaray yönetimi, teknik ekibi ve futbolcu kadrosu ile Fener'e on basar..

Sonra aynı Fenerli medya diyor ki..

"Eğer hakemler Galatasaray'ı bu kadar tutmasa, rakiplerini bu kadar yakmasalardı, arada 11 puan fark olmaz, hatta Fener lider olurdu.."

Buyrun burdan yakın şimdi!..

ooo

40 yıllık hem de aslanlar gibi cimbomlu Cem Uzan, dekoder satışı yüzünden Fenerli oldu galiba..

Galatasaray farkı biraz daha açar, ligin tadı iyice kaçarsa, UEFA maçlarını da Cine5 verdiğinden Teleon nasıl dekoder satacak?..

Felaket bir Galatasaray aleyhtarı yayına başladı Teleon..

Sevgili Cem bandı istetip seyretsin. Galatasaray'ın iki golü toplam kaç kez tekrar edildi yayında, Fener'in tek golü kaç defa tekrarlandı?..

Popescu'nun Moshoeu'yu itmesi beyinlere adeta çakılırken, Abdullah'ın Marcio'ya yaptığı tıpkısının aynısı hareket "Es" geçildi.

Aynı Abdullah'ın voleybol smaçı gibi havaya yükselip elle uzattığı pasla başlayan net gol pozisyonu beceriksizce kaçırılmasa ne olacaktı?.

Bu pozisyon tekrar bile edilmedi.

Teleon, Galatasaray lehine hakem hatalarını tekrar tekrar yayınlamaya bayılırken, aleyhine olanlara gözlerini kapıyor. Böylece hakemler üzerinde, Galatasaray aleyhine bir baskı yaratılmaya çalışılıyor.

Onun ötesinde birkaç şikayetim var, Teleon'dan.. Yayın için 150 milyon dolar veren Teleon, 45 dakikayı doğru gösteren bir elektronik saati bulup canlı yayına sokamıyor mu?.

İkincisi.. Şifresiz yayından, şifreliye geçerken, ekran kararıyor. Teleon maç başladıktan sonra şifreliye geçtiği için, oyun başladıktan sonra bir pozisyonu kaybediyorsunuz.. Bu anda her şey olabilir. Olduğu gün çok geç olacak. Çok mu zor, hakem düdük çalmadan şifreye geçmek?..

Ana kameralardan biri bozuk. Ortasında kocaman bir beyaz leke var. Son üç maçı bu bozuk kamera ile izlettiler bize.. Para peşin, ama kamera bozuk.. Saat bozuk..

Maç hızla oynanırken tekrarlar yüzünden kaçan pozisyon sayısı sonsuz. Gene maç oynanırken kulübe ve tribün gösterme merakı yüzünden bir yığın pozisyon kaçıyor. Bunlardan birinde gol olsa seyreyle sen rezilliği.. Bu işler oyunun durduğu anda yapılır, yönetmen kardeşim, senin canının istediğinde değil.

Bir de.. Murat Özarı hâlâ soru sormayı öğrenemedi. Hâlâ önce kendi yorumlarını on saat anlatıp "Ne düşünüyorsun" diye en olmayacak soruyu soruyor.. Murat iyi bir spor muhabiri. Koskoca maçtan soracak doğrudan soru mu bulamıyor, yoksa tembellik mi ediyor?..

İleri futbolun engelleri: Hakemler!..

FİFA özellikle 1994 Dünya Kupası arefesinden başlayarak, futbolun popülarizmini koruyacak önlemler alma gereği duydu. "Hücum futbolu" deyimini resmen telaffuz etmeye başladı.. Bu futbolu teşvik edici önlemleri birbiri ardına sıralamaya başladı.

Ofsayt kuralını hücum takımı lehine gevşetti. Pasif ofsaytta bayrak kaldırmayı yasakladı. Yan hakemlere "Bugüne dek şüphe ettiğinizde bayrak kaldırıyordunuz. Şimdi tam tersini yapacaksınız. Pozisyon şüpheli ise bırakın oynasınlar" dedi.

Bu can alıcı bir karardı.

İkinci can alıcı karar, "Yıldız Futbolcuların Korunması" idi. Van Basten gibi bir süper star, yediği tekmeler yüzünden futbola erken veda etmek zorunda kalmış, o günden beri bir Van Basten daha çıkmamıştı, mesela.

FİFA, önden ve yandan müdahalelerde futbolcunun bir nebze kendini koruyabileceğini, ama arkadan müdahalede hiçbir korunma silahına sahip olmadığını belirlemişti. Futbol hayatına mal olan sakatlıklar genelde bu arkadan müdahelelerdi. FİFA arkadan müdahaleyi önlemek için en ağır cezayı koydu..

Derhal ihraç..

Evvelden cezada kasıt ararken "Şiddetli ve kontrolsüz" hareketleri de ceza listesine aldı.

Penaltının korkusuzca çalınmasını istedi.

Son adam kuralı ile en ağır iki cezayı birleştirdi. Penaltı ve ihraç..

Sarı kartlarda hiç tereddüt edilmemesini, rakibi oynatmamak için kasıtlı sertliği taktik olarak kullananlara ikinci sarı kartın gene tereddütsüz çıkarılmasını istedi.

Hakemi aldatma teşebbüslerine, sahanın neresinde olursa olsun, sarı kart cezası da, gene oyunu güzelleştirme kadar fair play kuralı olarak kondu.

Hepsinden önemlisi..

Dünya Kupası için düzenlenen hakem seminerinde, açıkça şunları söyledi:

"Oyunu 15 dakika kadar izleyin. Bu süre içinde takımlardan birinin oynamak, ötekinin oynatmamak için sahaya çıktığına kani olursanız, yorumlarınızı oynamak isteyen takım lehine yapın. Arkadan müdahalede kırmızı kart göstermeyen bavulunu hazırlasın ve ülkesine dönsün.."

ooo

Şimdi bunları niye yazdık?.

Türk hakemlerinde, özellikle ligin geride kalan 14 haftasında bu yorumu gördünüz mü?..

Penaltılar çalınmıyor. Yıldız futbolcular korunmuyor. Arkadan müdahalelerde bırakın kırmızı, sarı bile çıkmıyor. Hakem aldatmak serbest. Sarı kart gören oyuncu nerdeyse dokunulmaz oluyor. Ona ikinci sarı çıkmıyor. Futbolcu da bunu hissetmiş. Sarı görünce daha da felaket oynamaya başlıyor.

Yan hakemler şüpheli oldukları her pozisyonda bayrak kaldırıp gol akınlarını kesiyorlar.

Türk futbol hakemleri, futbol yorumunu 1980'ler dönemine getirdiler nerdeyse.

Hakem eskileri sütunlarında onları eyyamcılığa teşvik ediyor.. "Bir hakemin en büyük hedefi ve özellikle vazifesi maçı 11'e 11 bitirmektir" gibi, akıl dışı, mantık dışı, çağ dışı fikirlerini genç hakemlere aşılamaya çalışıyor, başarılı da oluyorlar.

Oysa böyle bir hedefi ve vazifesi yok hakemin. Tam tersine futbolu güzelleştirene sahip çıkması, çirkinleştirenlere acımasız olması, bizzat FİFA tarafından isteniyor.

Gelişmeleri izlemeyen, okumayan, kendi hakemlik dönemlerinin, karanlık kuralları içinde boğulup kalanlar, genç hakemlerimize, yazıları ve TV programları ile "Uyuşturucu" bir baskı uyguluyor, dehşet saçıyorlar.

Türk hakemliği hızla geriye gidiyor. Cesaretin yerini eyyam alıyor.

Olan Türk futboluna oluyor.

Özür!..

Dünkü köşemizde bir yığın olmayacak şey bir arada olmuş..

Fıkranın sonu gitmiş. Ortada anlamsız birşey kalmış.. Cumartesi yeniden yayınlarız.

Bizim Duvar başlığı altında Emerson'un sözü, Sevdiğim Laflar başlığı altında da Hakan ile Utku'nun taşlaması çıkmış.

Taşlamanın altında imza yok. Lafın altında hem Emerson'un, hem de Hakan & Utku'nun imzaları var.

Yasemin'in Deprem Bölgesi çocuklarına yaptığı ziyaret notları, salı günü başlamıştı. Dün bitecekti, öyle anons etmiştik. Sığmamış, konmamış, anons da konmamış. Hem Yasemin'den, hem sizlerden özür. Onu da cumartesi günü yayınlarız inşallah..

Bu arada sevgili Asım Kocabıyık'ın soyadı da yanlış çıkmış.

Milenyum kaosu dünya bilgisayarlarından üç gün önce benimkinde başlamış olmalı.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır