kapat

30.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
microbanner
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.

Bu kadarını düşman bile yapmaz!

Tam da yeni yıla ve yeni yüzyıla girerken... Birçok şeyin değişeceğine ilişkin umutlarımızı korurken ve tam yeni milenyum eşiğinde de korumak zorundayken... Bu iyimserlik havasının dışına çıktığımızda ise deprem fobisinden ekonomik koşullara insanlarımızın gerçekten boğuştuğu onca önemli sorun varken... Acaba Yeşilköy Atatürk havaalanında başıma gelen olaydan söz etmeye değer mi?

Evet, değer. Çünkü bu olay bence yanlış yönetim, yanlış uygulama, yanlış otorite, hadi adını koyalım yanlış devlet anlayışının tipik bir örneği. Onun için herzaman geçerli, herzaman üzerinde durmaya değer bir örnek...

Geçenlerde bir dış yolculuktan dönen karımla oğlumu karşılamak için Yeşilköy'e gittim. Yeni bina açılıncaya kadar burası, biliyorsunuz, bir geçicilik kargaşası yaşıyor. Ortada ne otopark, ne kesin bir park ve yol düzeni var. Her gelişimde yollar, yönler değişiyor, yeni uygulamalar çıkıyor.

Son zamanlarda gelenleri karşılamak için arabamızı en alt düzeyde park ediyor, sonra valizlerle dıştaki beton merdivenden aşağı iniyorduk. Bu kez o katın girişini kapamışlar. Geliş bölümüne giden yolun sağında çizgilerle ayrılmış bir şerit var, herkes oraya park etmiş. Ben de ettim ve bizimkileri karşılamaya gittim.

THY saatinde indi, dışarı çıktık, onlar valizlerle beklerken ben arabamı almaya gittim. Bir de baktım, ne göreyim? Arabam 10 dakika içinde mekan değiştirmiş, havalanmış, koca bir taşıyıcı kamyonun üzerinde harekete hazırlanıyor. Feryat figan indirttim, ve baktım, bana özel muamele değil. Ordaki tüm arabalar sırayla kaldırılıp götürülüyor. Bilinmeyen bir yere doğru...

Düşününüz... Yakınlarınızı, yerli veya yabancı konuklarınızı karşılamaya gidiyorsunuz. Ordaki otorite size yakın, geçerli ve pratik bir park imkanı göstermiyor. Kimilerinin yaptığı gibi tam çıkışın karşısında park edip tam orta yerde engel oluşturmak istemiyor, arabanızı makul ve trafiğe hiç bir biçimde zarar vermeyecek, zaten şeritle ayrılmış bir yerde park ediyorsunuz.

Ve bir de geliyorsunuz, yok... Ailenizle mi uğraşın, giden arabanızın mı peşine düşün ?

O gün orda 10 milyonluk cezamı öder ve arabayı tam zamanında yakaladığım için yine de şükrederken, kamyonun gariban ve emirleri uygulamaktan başka kabahati olmadığını israrla tekrar eden şöförüne de söyledim: böyle bir uygulamayı düşman bile yapmaz!.. Şu anda İstanbul yabancı bir gücün işgali altında olsa, onlardan bile böyle haince bir davranış beklenmez. İnsanı gerçekten zor bir anında en zor durumda bırakmak... Sadece birkaç gün sonra açılacak yeni hava alanı ve yeni otopark umarım hertürlü çağdaş çözümü getirecekken, birkaç gün için insanlarla böylesine uğraşmak ve hiçbir pratik yararı, trafiğe hiçbir katkısı olmayan, üstelik araba götürmek gibi çağdışı bir sistemle ceza vermeye kalkan diktatörce, haince, sinsice bir davranışla insanın canını burnundan getirmek... Ve buna da çağdaş trafik kontrolü adını vermek...

Sabah yazarı Atilla Dorsay olarak bu uygulamayı şiddet ve nefretle kınıyorum. Ve eğer yeni milenyumda, örneğin yeni havaalanımızı veya başka şeylerimizi de ayni akılsızca yöntemlerle yönetmeye kalkışacak olursak, herşeyi berbat edeceğimizi ve yüzümüze-gözümüze bulaştıracağımızı da kötü bir kehanet olarak belirtiyorum.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır