


Mehmet Akif üzerine
Ne yazık ki Türkiye, şairleriyle dövüşen bir ülkedir.
Belki de şiirin etki gücünün yüksek oluşundan gelmektedir bu; ama ortaya çıkan görüntü hoş değil.
Büyük şairimiz Nazım Hikmet, yıllarca tabu olarak görülmüş ve kendisine yapılan zulüm bir yana, şiirini okuyanların ocağı söndürülmüştür.
Mehmet Akif rejime muhalif bir şair oluşunun bedelini vatanından ayrı kalarak ödemiştir.
Üç mısralık şiir yüzünden 7.5 yıl hapis cezasına çarptırılanlar mı istersiniz, linç girişimine maruz kalanları mı?
Kısacası bizim buralar şairler bakımından hiç de tekin topraklar değildir.
"Kendi diliyle hakkın belasına uğradığı" varsayılan Nefi'nin idamından, "Darağacı ağlar Pir Sultan deyu" ağıdının yakıldığı Pir Sultan Abdal'a kadar, eceliyle ölme mutluluğuna kavuşmamış şairimiz de çoktur bizim.
***
İşin bir başka yönü de şairlere düşmanlığın yıllar hatta yüzyıllar boyunca devam ettirilmesi.
Pir Sultan Abdal'ın 16. yüzyılda idam edilmiş olması yetmiyor, 20. yüzyıl sonlarında da eserleri yasaklanmaya çalışılıyor.
Onun adına yapılan kutlamalara katılan aydınlar, gözü dönmüş fanatik canilerce öldürülüyor.
Kimileri hala Nazım'a düşman, kimileri Akif'e.
***
Oysa ayrı dünya görüşlerini savunsalar da namuslu, yürekli şairler bunlar.
Bir çokları gibi iktidardan kemik bekleyeceklerine, düşüncelerini olduğu gibi söyleyip, bu uğurda gelen her türlü cefayı göğüslemişler.
Nazım Hikmet bir şiirinde Mehmet Akif için:
"Akif büyük adam, inanmış adam!" diye yazar.
***
Büyük sanatçıları iyi tanıyor insanlar.
Hiç görmeseler, karşılaşmasalar, onun zamanında yaşamasalar bile, kişiliklerini çok iyi biliyorlar.
Akif'in kişiliği de iyi bilinenlerden.
Namuslu, dürüst, yurtsever, inançlı, doğru bildiğini söyleyen, çıkar ilişkilerine bulaşmayan, düşüncelerinden ödün vereceğine ölümü seçebilen bir fikir adamı, bir büyük şair.
Türk edebiyatı, böyle büyük bir kişiliğe sahip olmakla ne kadar övünse az.
***
Safahat'taki dizeleriyle içimizi titreten büyük şair, İstiklal Marşı sayesinde, bu ülkenin geleceğindeki bütün kuşaklarla buluştu: Hem de sonsuza kadar...
Atatürk rejimi karşıtlığı ile bu büyük buluşma, bir çelişki gibi görünüyor ama değil.
Tam tersine bir büyük uzlaşma.
20. yüzyıl sonunda bir çok eski kutbun eridiği, tabulurın gücünü yitirdiği, önyargıların yıkıldığı Türkiye'de Mehmet Akif'i büyük ve içten bir saygıyla anmalıyız.
Ve şairlerimizle dövüşmekten vazgeçmeliyiz.