


Demirel'in son iyiliği
Altıbuçuk yıl önce Pembe Köşk'te bir öğleden sonra.. Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı olmasının üzerinden çok kısa bir zaman geçmiş. İlk röportajlarından birini TV kameralarının önünde benimle yapıyor. Sorularım arasında şu da var;
"Sayın Demirel, değiştiğinizi söyleyerek Türk halkından oy istediniz. Onlar da inandılar, oylarıyla sizi Başbakanlığa kadar çıkardılar. Siz ise ani bir kararla Cumhurbaşkanı oldunuz. Eğer bir gün Türkiye çok zor bir durumda kalır, siyaset çıkmaza girer ve deneyimlerinize ihtiyaç olursa, Cumhurbaşkanlığını da ani bir kararla bırakır, tekrar siyasete döner misiniz?"
İtiraf etmeliyim ki sorunun beklediğim cevabı "Evet"idi.. Cumhurbaşkanı hafifçe kızardı, şakaklarındaki damarların kabardığını farkettim. Soru hoşuna gitmemişti, ama cevabı vermesi gerekiyordu;
"Hayır" dedi. "Ne olursa olsun bir daha asla geriye dönmeyeceğim.."
Dediğini de yaptı. Onun istekleri doğrultusunda kurulan ve bir süre sonra genel başkanı olduğu, sonra da yerine iyi bir lider yetiştirmeden % 8'lerde bıraktığı DYP'nin oyları hızla düştü. Son seçimde barajı zorla aşacak duruma geldi. Merkez sağ yarı yarıya oy kaybetti.. Türkiye, DYP'nin hatasıyla kurulan Refahyol döneminde kâbuslar yaşadı, muhtıralar geçirdi. Ama Demirel kılını bile kıpırdatmadı.
Şimdi, baharda 7 yılı doluyor. Türkiye de bir süredir halk mı seçsin, süresi mi uzatılsın sorularıyla uğraşıyor. Çünkü hepimiz gayet iyi biliyoruz ki Süleyman Bey köşesine çekilemez.
Yeni bir misyon
Onu bunca yıldır biraz tanıdıysam (yaklaşık 30-35 yıldır) eminim şimdi "Ben kesinlikle siyasete dönmeyeceğim derken 'cumhurbaşkanlığı süresi içinde'yi kastetmiştim" diyordur. Tabii "O cevap o zaman içindi, dün dündür, bugün bugündür" diyor da olabilir.
Ne derse desin, tekrar cumhurbaşkanı olacağım demesinden iyi..
Sayın Demirel de biliyor ki halk da seçse, Anayasa değiştirilerek Meclis de seçse cumhurbaşkanlarının gelecekte tekrar seçilmeleri sözkonusu ise, görev süreleri içinde verilmesi gereken kararları vermekte zorlanabilirler. "Gelecek zaman" endişesi onları hataya sürükleyebilir.
Kısacası iki dönem cumhurbaşkanlığı imkânı bize göre değil. Boşuna parlamentonun veya halkın kafasını karıştırmaya, yine aylarca zaman israfına hiç gerek yok.
Demirel, siyaseti bırakmayacaksa yepyeni bir misyon üstlenebilir ve merkez sağı toplayan lider olabilir. Örneğin yeni bir 'Adalet Partisi' içerisinde..
Bence Türkiye'ye yapacağı son iyilik bu olmalıdır. Belgeseli için de ne güzel final olur düşünsenize!
Kendilerini padişah sanıyorlar
Hatırlayacaksınız geçen hafta Salı günü "Milli Eğitim Bakanı kayıp. Şimdiye kadar hiçbir dönemde bu koltukta oturan bakana ulaşmakta bu kadar zorlanmamıştık" demiştim. Aynı gün Bakan Beyin danışmanı ile Milli Eğitim Müdürü beni ziyarete gelmek istediler. Görüşmedim, çünkü eğer onlarla görüşmek istesem onları aratırdım. Bakan bey ortaya çıkarsa görüşeceğiz inşallah.
Aynı hafta Sağlık Bakanlığı'yla ilgili bir konuyu görüşmek üzere Bakan Osman Durmuş'u aradım. Tam bir hafta süreyle.. Sekreteri devamlı olarak "Bakanlığa bile gelmediğini, istersek basın danışmanı ile görüştüreceğini" söyledi sekreterim Meltem'e.. Sonunda telefonu ben aldım ve bizimle görüşmenin sayın bakanlar için bir tercih değil, zorunluluk olduğunu anlattım ve aynen iletmesini istedim.
Bulunamadığına göre Sağlım Bakanına da sorumu buradan sorayım; Bakırköy Devlet Hastanesi'nin 21 yıllık Başhekimi beyin cerrahı Faruk Tuncer görevden alınarak yerine hakkında defalarca yolsuzluktan dava açılmış olan ve yöneticilik yapamayacağı belirtilen Dr. Kemal Ulusal getirilmiş. Durup dururken, hiçbir açıklama yapılmadan böyle bir haksızlığa uğratılan Dr Tuncer yargıya müracaat ederek yürütmeyi durdurma kararı aldırmış. Buna rağmen Kemal Ulusal göreve devam ediyormuş.
Bunun açıklamasını Bakan Osman Durmuş vermezse kim verecek acaba, danışmanı mı?
O koltuklar sadece deprem zamanlarında bizi dünyaya rezil edecek sözler sarfetmek ve iftar ziyafetlerine, açılışlara katılmak için işgal edilemez. Bakanlar görevlerini doğru olarak yerine getirmek ve açıklama yapmak zorundadırlar.
İlgili Sayın Genel Başkanlarının ve Başbakan'ın gerekeni yapmasını rica ediyoruz!
Beyin muayenesi ne zaman gerekli?
Ebru Gündeş'in aniden geçirdiği beyin kanamasından sonra herkes tomografiye, MR'a koşmaya başladı. Beyin cerrahları telefonların hiç durmadığını, kapılarında muayene kuyrukları oluştuğunu söylüyorlar.
Eskiden başı ağrıyan ağrı kesici alırdı şimdi hastaneye gidiyor.
Peki bu doğru mu, beyin kontrolü ne zaman yapılmalı? Soruyu İnternational Hospital'ın beyin cerrahı Dr. Cengiz Aslan'a sordum. Cengiz Bey, beyin kanaması korkusunun fazla abartılmaması gerektiğini belirtmekle birlikte sık sık başağrısı çekenlerin tomografi ve daha detaylı bilgiye ihtiyaç hissedildiğinde MR çektirmesini yerinde bir karar olarak görüyor ve şöyle diyor;
"Göğsümüzde bir ağrı hissettiğimizde hemen kardiyo çektirmeye gideriz. Çoğu kez bu ağrılar soğuktan oluşan adale ağrılarıdır ama kontrol etmek yine de yararlıdır. Beyin de aynen öyle. Başağrıları stresten, yorgunluktan, soğuk algınlığından olabilir. Ama uzun süren veya sık olan baş ağrısında hemen klinik kontrole girmek gerekir."
Benim "Ama çocukların bile sık sık başı ağrıyor. Onları da mı getirmek lâzım?" soruma ise "Kesinlikle öyle. Çocukları da" cevabını verdi.
"Paniğe dönüştürmeden" ve sadece "gerektiğine inanıyorsanız", unutmayın!