|
|
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr
)
|
  
Hamsi suyunun zararı olur mu?...
Karadeniz üzerine, dolayısıyla oranın en ünlü deniz ürünü olan hamsi üzerine çeşitli hikayeler, fıkralar anlatılır. Ama şimdi yazacağımı sanırım daha hiç kimse duymadı. Konumuz; Hamsi Suyu!...
Karadenizli bir vatandaşımız, aslında akla çok yakın olan bir konuda uyarıda bulundu. Hamsi suyunun zararları hakkında... Sakın yanlış anlamayın, yani buğulama yapıp da, kalan hamsi suyundan bahsetmiyorum. Limonlu, maydonozlu, soğanlı hamsi buğlamasının suyunu kim sevmez ki... Ama şimdi bahsedeceğim bu değil.
Bahsedeceğim hamsi suyu bu aylarda başlamış olan, av mevsiminde yakalanan hamsilerin Samsun-Ordu karayollarında taşındığı sırada akıttığı su... Okuyucularımdan biri, "Bu yollarda hemen hergün birkaç kaza ile karşılaşmamızın sebebi hamsi suyudur" diyor. Bölgenin sembolü olan hamsi yakalanıp, kamyonlarla diğer illere sevk edilirken yollara sızan yağlı sular kazalara sebep oluyor. Çünkü bu su yağlı ve kaygan bir sudur. Kamyonlardan akan bu suyun yanında buz, cila ve madeni yağ solda sıfır kalır. Onun için av mevsiminde hamsi nakliyesi yapanlara bu suyu sızdırmadan taşıma kuralını koymak gerekiyor. Gayet basit, kasaların içine birer naylon döşendi mi bu iş hallolacak. Aksi taktirde Karadeniz Bölgesi'nin sevimli bir sembolü olan hamsinin adı da trafik canavarına çıkacaktır.
İyi güzel ama tarla sahibi ne yapsın?...
Bandırma'nın Ergili köyünde oturan bir vatandaşın Hisar mevkiinde 5700 metre kare tapulu tarlası var. Bu tarlada meğer tarihi eserler mevcutmuş. Kültür Bakanlığı'nın emri ile, İzmir Üniversitesi öğrencileri, başlarında Prof.Dr. Tomris Bakır olmak üzere 11 yıldan beri kazı yapıyorlar. Çıkardıkları eserler Bursa Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor.
Bunların hepsi iyi, güzel de tarlanın sahibi olan Hatike Zeybek adındaki vatandaşın suçu ne?... Bunca yıldır kendine ait tapulu tarlaya giremiyor. Giremediği gibi, ne ekiyor, ne de biçiyor... Böyle şey olur mu?... Ya arsayı istimlak edip alırsın, ya da işgal ettiğin yerin kirasını verirsin. Öteki türlüsü devlet terörü olur.
Kadirli'deki kasaplar...
Kadirli halkı işe gidip, gelirken kasapların sokaklarda çengelle asıp, teşhir ettikleri koyun ve keçilerin pisliğinden şikayetçi. Onlardan yere damlayan kan ve diğer artıkların sinek ve pislik yuvası haline gelmesi hiç de hoş değil. Hatta bunları hortumla sulayarak, pisliklerinin caddelere yayılması daha da kötü... Çünkü yoldan geçen arabalar o pis suları insanlara sıçratıyor.
Şimdi Kadirli Belediye Başkanı'ndan ricam, bu işe acilen el koyması... Zira bu konuda önlem almak benim değil, belediyesin işi... Haydi bakalım iş başına...
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|