Muhammediyet müessesesi yüce Allah tarafından konulmuş en üstün ve en kâmil insanlık düzeyine ait özeliklerin hepsinin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Yüce halikimiz tarafından ezelden beri tespit edilmiş olan bu özelliklerin hepsini tam anlamıyla yerine getirebilmiş tek ve müstesna insan Hz. Muhammed olduğu içindir ki, bu mükemmeliyet müessesesine "Muhammediyet" adı verilmiştir.
Şüphesiz, peygamberimizin böyle bir yüceliğe ulaşması bir şans ya da tesadüf neticesi değildir. Bu netice onun Elestten beri hak ettiği ve koruyabildiği mükemmellik şifrelerinin dünyaya da taşınmasından ileri gelmiştir. Şans oyunlarını Kur'anda bizzat yasaklamış olan yüce halikimiz, en mükemmel insanı seçme işini elbette şansa veya tesadüfe bırakmış olamazdı.
O haled, Hz. Muhammed, bizim için ahlakta, imanda ve ilimde zirve teşkil eden bir örnektir. İlimde dahi zirve oluşu, ona indirilen Kur'anın, dalları çeşitli ilimlerden oluşan ilim ağacının bütün dallarını besleyen kök niteliğindeki ilime sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Bu kök ilim Kur'anda yer alan çok soyut, fakat çok genel postülaları ile bütün ilimlerin gerçeklerine gıda veren, İlm-i Ledün'dür. Fark+Cem=Tevhit gerçeği ve tevhit idrakinin diğer formülleri gibi kainattaki bir'liğin soyut idrak cephelerini bize öğreten çeşitli hükümleriyle bu kök ilim, Kur'anın iyi anlaşıldığı dönemde İbn-i Sina'ları, Beyruni leri yetiştirmemize imkân veren bir ışık olmuştur.
Bütün ilimlerde geçerli olan mizan (yani denge) gibi soyut ve genel gerçekleri ortaya koyan bu ilim, ihtisas bilgisine ilaveten bütüncü bir görüşe de ulaşabilen ilim adamlarının hepsinin doğrulayacağı (yani Şeyh Galip'in değişiyle müeyyed kılacağı) bir mürşit (bir aydınlatıcı) dır. Bu aydınlatmaya vasıtalık etme şerefi de sevgili peygamberimize ait olmuştur.
Amiran KURTKAN BİLGESEVEN