kapat

28.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
microbanner
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Dinin anlaşılmasında Kur'an-hadis bütünlüğü
Bir devlet başkanı, bir ordu komutanı olarak söyledikleri ile Peygamberlik görevinin gereği olarak söylediklerinin hükmü farklıdır

Yüce Allah, ilk insanla birlikte, onlara ilahi mesajını iletmek üzere aralarından elçiler seçmiş, bu mümtaz şahsiyetler vasıtasıyla da evrensel hükümlerini bildirmiştir. Peygamber olarak seçilen ve ilahi mesajı insanlara tebliğe görevli bu zatların misyonu, sadece Allah tarafından bildirilen hükümleri, birer tebliğci sıfatıyla insanlara iletmekten ibaret değildir. Bu mesajların anlamlarını yorumlamak, uygulamalarını göstermek, irşat etmek gibi görevleri de vardır.

Nitekim, Kur'an-Kerim'de; "Biz size, ayetlerimizi duyuracak, sizi her kötülükten arıtacak, size Kitab'ı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerimizi bildirecek aranızdan bir Peygamber gönderdik." (Bakara 2/151)

"İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana Kur'an'ı indirdik" (Nahl 44) buyrulmaktadır.

PEYGAMBER UYGULAMALARI
Dinin doğru anlaşılmasında Peygamber'in uygulama ve açıklamaları önemli bir yer tutmaktadır. Zira, insanlar arasında dini en iyi anlayan ve dinin gereklerini uygulamaya koyan Peygamberlerdir.

Dini doğru anlamak isteyen, Kur'an ile Sünneti birlikte değerlendirmek zorundadır. Peygamberimizin Kur'an-ı Kerim'in anlaşılması ve hayata geçirilmesi ile sözleri ve davranışları biz Müslümanlar için bir delil ve bağlayıcı hüküm ifade eder.

Zira Kur'an-ı Kerim'de; "De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin" (Al-i İmran: 3/31) "Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan uzak durun" (Haşr 59/7) buyurulmaktır.

Bununla birlikte Hz. Peygamber'in her sözünü, her davranışını hiçbir ayrıma tabi tutmadan, dinin bir emri olarak kabul etmek de hatalıdır. Nitekim İslam alimleri peygamberimizin söz ve davranışlarını değerlendirirken, o sözün kendisine ait olup olmadığını araştırmışlar ve hangi sıfatla söylediğini dikkate almışlardır. Çünkü Peygamber, her şeyden önce bir insandır ve bir insan olarak tabii davranışları vardır. Aynı şekilde, devlet başkanıdır, aile reisidir, ordu konumatınıdır, hakimdir...Onun bir insan olarak davranışları ile peygamber olarak söz ve davranışları aynı değildir. Bir devlet başkanı, bir ordu komutanı olarak söyledikleri ile Peygamberlik görevinin gereği olarak söylediklerinin hükmü farklıdır.

Bunu kendisi de hadislerinde beyan etmektedir. "Ben ancak bir insanım, size dinimizden birşey emredersem onu alın, kendi görüşüm olan bir şeyi emredersem ben ancak bir insanım" (Buhari, Hars, 19) buyurmuşlardır.

VAHİY İLE DÜZELTME
Ancak, din ile ilgili söyledği sözler ve yaptığı uygulamalar, Allahü Teala'nın kontrol ve denetiminde bulunduğundan ya vahiydir ya da vahiy derecesindedir. Bu sahadaki söz ve davranışlarında bir hata olduğunda, hemen vahiy ile düzeltilmiştir.

Gözleri ama olan Ümmü Mektum'a karşı davranışının vahiyle düzeltilmesi bu konuda güzel bir örnek teşkil etmektedir. Bu sebeple, ilahi denetim altında, vahiy süzgecinden geçen her söz ve davranışı hususunda kendisine uyulması gerekir.

Sonuç olarak, dini konularda Hz. Peygamberi kendimize örnek almalı, onun sünnetlerini iyi anlayıp uygulamaya çalışmalıyız. Kur'an'ı iyi anlamak, Allah'ın rızasını ve sevgisini kazanmak Hz. Peygamber'in sünnetlerini iyi anlamak ve ona uymakla mümkündür.

MEHMET NURİ YILMAZ


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır