İstanbul Menkul Kıymetler Borsası faaliyetinin 15. yılına dünya birincisi olarak giriyor. The Economist'in listesinde İMKB, yılbaşına göre dolar bazında yüzde 206'lık getiri ile birinci sırada. En yakın izleyicisi konumundaki Rusya Borsası'nın getirisi de yüzde 142'de kalıyor.
İstanbul Borsası geçen hafta 13.206 puandan 14.403 puana çıkarak yüzde 9.07 prim yaptı.
Üstelik iki önemli beklenti daha gerçekleşmesine karşılık kar realizasyonu gelmedi.
* IMF'le anlaşma - IMF ile stand-by nihayet imzalandı. Niyet mektubu da açıklandı ve önümüzdeki üç yılda performans kriterleri ile ekonominin tam bir röntgeni çıkarıldı. IMF yardımı 3.5 milyar dolardan 4 milyar dolara yükseltildi. Dünya Bankası'nın yardımı da 3 milyar dolar olarak açıklandı. Böylece iki kuruluş üç yıl içinde Türkiye'ye 7 milyar dolar kredi kullandıracaklar.
* Banka operasyonu - Piyasaların ikinci önemli beklentisi bankalar operasyonuydu. Nihayet gerçekleştirildi. Sermaye yeterliliği ve özkaynakları zararlarını karşılayamaz hale gelen 5 özel sektör bankası Tasarruf Sigortası Mevduat Fonu'na devredildi. Başbakan'dan Ekonomiden Sorumlu Bakan'a, Hazine Müsteşarı'ndan Merkez Bankası Başkanı'na kadar bütün yetkililer operasyonun tamamlandığını, ikinci bir kararname olmadığını açıkladılar. Ancak bazı kuşkuları tamamen yok edemediler.
İkinci kararname beklentisi Salı akşamı bakanlara imzalatılan iki boş kararnameden kaynaklanıyor. "Birini anladık, ikinci nerede" diye soruluyor. Halbuki kararnamelerin biri ile beş bankaya el konuldu. İkinci kararname ile kamu bankalarına neşter atıldı. Çiftçiye ve esnafa kullandırılacak kredi miktarları düşürüldü, faizleri artırıldı, görev zararlarının da ödenmesi kararlaştırıldı.
* Yüzde 300 prim - Banka operasyonunun yapılması ve IMF anlaşmasının kabul edilmesinin ardından borsada kar realizasyonu çok yumuşak geçti. Perşembe gününü borsa sadece yüzde 1.14 kayıpla bitirdi.
Borsa yükselişe 12 Ekim'den itibaren geçmişti. Harekete geçiren olay da 2000 yılı bütçesinin sıkı olacağı ve IMF ile anlaşmaya olanak vereceğinin anlaşılmasıydı. Aradan dokuz hafta geçti. O tarihte 1.21 olan dolar endeksi 2.68'e yükseldi ve yüzde 121 prim yaptı. Değer artışı yılbaşına göre yüzde 226'ya, beşinci büyük yükselişin başladığı 8 Ekim 1998'deki dip noktasına göre de yüzde 300'e vardı.
* Vergi etkisi - Hisse senetlerinin bu kadar primli olmasına karşılık kar realizasyonlarının gündeme gelmemesinin nedenlerinden biri vergi etkisi olabilir. Yılbaşına kadar yapılacak satışlar son çıkışlarla birlikte ciddi anlamda karlı olacağından yeni yılda beyan edilip vergisi ödenmek durumunda. Halbuki birkaç gün daha sabredilirse vergi 2001'e kalıyor. Vergi etkisinin bazı kar realizasyonlarını sınırladığını ve kısmen yeni yıla ertelettiğini tahmin ediyoruz.
Sonuç - "Beklemeyi bilenler, bir gün sevinirler"