kapat

26.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
microbanner
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr )


Deprem bölgesindeki son durum...

Bugünlerde uğradığımız deprem felaketi unutulmuş gibi geliyor bana... Onun için aşağıdaki mektubu yayınlıyorum.

"Bu halkımıza ne olacak?... Onlar acı çekerken biz nasıl rahatça sıcak bir yuvada uyuyabileceğiz?... Türkiye'de o kadar işşiz insan varken, hatırı sayılır paralar toplanmışken, büyük inşaat ve prefabrik konut yapımı seferberliğine engel nedir?... 11 Aralık'ta deprem bölgesi Düzce'deydik. ODTÜ'nün otobüsleri ile gittik ve onlarla döndük. Neden; Bilkent, Ankara, Gazi ya da başka üniversite ve/veya kurumlar, ya da milyarlarca dolar kar eden dev Türk şirketleri, ya da en önemlisi devlet kurumları böyle bir iletişimi gerçekleştirerek insanlara duyurmuyor, onu düşündük.

Hava çok güzeldi ama akşam çok soğuktu. Üşüdük hem de çok üşüdük. Orada sürekli çalışan bir gönüllü üniversite öğrencisi, iki gecedir inanılmaz üşüdüğünü söyledi. 17 Kasım'dan sonra hep deprem bölgelerinde çalışmış. Ama böyle giderse ayrılacak Düzce'den... Hastalıktan ölmemek için. Elektrikli ısıtıcıların çalışması için elektrik dağıtım firmaları yeterli kapasitede hat çekmiyorlarmış. Hat çekmeye çalışan biri, geçen hafta ölmüş... Binaları gördük, devrilmiş. Yok olmuş, parçalanmış beton yığınlarını gördük. Çatlamış, üflesen yıkılacak binaların bırakın önünden geçmenin tehlikesini, üst katlarından eşya çıkaran insanları gördük. Gerçekten insanlar bu görüntüyü kanıksamış... İnanın sokaklarda gezmek gerçekten çok tehlikeli. Ufacık bir harekette binaların çoğu kesinlikle yıkılacak.

İyisiyle, kötüsüyle çadırları gördük. Sokakta kurulan küçük pazarları gördük. O pazarlarda fiyat nedeniyle yapılan tartışmaları gördük. Çadırından çıkıp, kedisini doyurmak için koşuşturan genç kızı gördük. Kedinin her seferinde yemeğini alıp kaçması, kızın bitmek tükenmek bilmeyen yakarışları ve sevgisini gördük. İnsanları gördük. Yaşamlarını, götürülen eşyalara ilgi yada ilgisizliği gördük. Birşeyleri alanlar sonradan ya bunları yakıyorlar, ya da giymiyor saklıyorlar, çamurdan etkilenmesin diye belkide... İnsanlarla konuştuk ve onlardan öğrendik. Bir namussuzun evinden, yardım için gelen 70 teneke zeytinyağı tenekesinin çıktığını öğrendik. Bazı yıkılmış binalara sağlam raporu verildiğini öğrendik. Sıcak yemek almak için sıraya girmek zorunda kalan insanları gördük. Birkaç değişik mutfak vardı ama hepsinde ekmek ana gıda galiba... Verilen yemek yanında kocaman bir ekmek parçası...Yemek sırasına girmedik. Girmek istemedik belkide... Manavda herşey varda ama onları satın alabilecek güç kimde vardı onu bilemedik. Muzların 4 tanesi 600 bin lira..

Çocuklar hiçbirşey yapmıyor, ama hiçbirşey... Bir kreş çadırına girdik, içeride bir sürü çocuk vardı. Ama çadırın içi leş gibi küf kokuyordu ve herkes bu kokuya alışmış. Hem de sahra çadırı olanlardan, hani su geçirmeyenlerden... Oyuncak ya da bir hediye alabilenlerin mutluluklarını görmek inanılmaz güzel. Fotoğraf çektirmeyi ne kadar çok seviyorlar. Onları fotoğraflayıp, sevdik ve onlarla konuştuk. Onlar için ne yapılabilir?... Bu çok zor bir soru galiba... Yöneticiler, gönüllüler, depremzedeler ya da diğerleri arasındaki gittikçe tırmanan ciddi iletişimsizlikleri gördük. Belki de 10-15 sene sürecek çadır süreçlerindeki rant kosuku nedeniyle bir şeylere sahiplenmeye çalışanları, ya da yaşamlarını kanıksamaya başlayan insanları gördük."

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır