kapat

26.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
microbanner
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Gülümsemenin Gücü

Derginin pek albenisi yok.. Adı da itici.. Personal Excellence.. Evde dergileri elden geçiriyorum, açmadan yere bıraktım.. Ünal "O dergiyi iyi incele Hıncal Ağbi" dedi..

İyi ki demiş.. Hemen tamamını keyifle okudum, birkaç yazıyı da sizinle paylaşmak için seçtim.

İşte ilki..

***

Köşeleri yumuşatan aşağıya sarkmış çizgileri düzelten, gözleri parlatan, içimizi rahatlatan, yağmuru güneşe dönüştüren şey nedir? Kalbiniz kırıkken karşınızda görmek istediğiniz, tüm dünyanın sizinle birlikte olmasını düşlerken gözünüzün önüne geliveren ilk şey nedir?

Gülümseyen bir yüz! İşte insan olmanın ortak özelliği.

Yalnız gülümseme deyip geçmeyin. Çeşit çeşit gülümseme var: Sahtesi, acısı, "Burada herkesin önünde gülümsediğime bakma, eve gidince sana gösteririm" türü. Aşağılayıcısı, alaycısı. "Sırıtma" dediğimiz şekli. Kırık dişleri ortaya koyanı, altın parlaklığında olanı, sevgilinin sımsıcak gülüşü, uzun süredir görüşmediğiniz büyükannenizin hasret dolu gülümsemesi, bebeklerin gamzelerini çıkaran gülücükleri var.

Ama şu an için size verilen en son gülücüğü düşünün, sizin de yanıt verdiğiniz, sadece siz olduğunuz için fark edildiğinizi ve kabul gördüğünüzü hissettiren, hatta belki de omuzlarınızı dikleştirmenize, seke seke yürümenize, keyifle ıslık çalmanıza neden olan o son gülümsemeyi. Bir gülüş neler yaratabiliyor değil mi?

Ben, insan yüzünün, önce gülümseyen taraf olabilmesi için, gerekli kas gücüne sahip olduğunu düşünmek istiyorum.

Lütfen kendimizi iyi hissetmek için mağazadaki kasiyerin, bir arkadaşımızın, yanımızdan geçen birinin hatta asansördeki yabancının bize gülümsemesini beklemeyelim. Önce biz davranabiliriz.

"İkimiz de insanız, bu nedenle sana önem veriyorum" gibisinden değerli bir duyguyu niçin içimizde saklamamız gerektiğini anlamıyorum.

Genellikle bu konuda cimri davranır, karşımızdakine, sanki paslanmış hazine sandığımızdaki en ucuz parçayı bile vermeye kıyamayız.

Kargaşanın ve umutsuzlukların egemen olduğu, yaşamın zorlaştığı ve beklentilerin azaldığı, çoğunluğun dürüst ve namuslu kaldığı ama ahlaksız bir azınlığın da var olduğu şu günlerde, karşımızdakilere içten bir gülümseme ile baksak fena mı olur?

Sık sık ruhumuzun derinliklerinde hapsettiğimiz bu insanca dürtüyü özgür bıraksak ve bir hafta, hatta tek bir gün boyunca dünyaya kocaman bir gülümseme armağan etsek neler değişirdi, düşünsenize?!

Bence bu olağanüstü enerji kaynağından yararlanmak için dünya bir sürü para öderdi. Gülümsemenin sınırı olmaz. Rahatça ve içtenlikle gülümseyin lütfen.

(Yazarı Eilenn McDargh-Elvinz, konuşmacı, eğitimci ve yönetim danışmanıdır.)

Yüzyılın son derbisi..
Bu kadar basit bir şeyi yazmayı aptalca buluyordum ama.. Artık kabak tadı verdi..

İnsanların doğruyu öğrenmeme konusundaki inatlarını anlamak mümkün değil..

"Asrın son derbisi.."

Bir haftadır bütün gazeteler, bütün televizyonlar mal bulmuş magribi gibi bu lafa takılmış..

"Asrın son derbisi.."

Niye?..

Gelecek yıl Fener-Galatasaray maçları federasyon tarafından yasaklanacak mı ki, asrın son derbisi, bir yıl önce oynanıyor?..

Bin kişi bin kez yazdı ki, 21'inci yüzyıl, 2000'de değil, 2001'de başlayacak.

Bu kadar basit bir matematiği hangi zeka özürlü kafa almaz, anlayamıyorum..

Matematiğe de gerek yok, saymayı bilin yeter..

Neden 2000'de değil de, 2001'de..

Çünkü takvim çizelgesi ile sayılar çizelgesi arasında büyük bir fark var.

Sayılar çizelgesi 0'dan başlar..

0 diye başladınız mı, 99 deyince elinizde, yüzlük bir demet olur.. İkinci yüz, 100 diye başlar, 199'da biter.. 20'nci yüzde de 1900'de başlar, 2000'de biter..

İtirazınız var mı?..

Yok.. Çok basit sayı sayma yaptırıyorum size anlı şanlı TV'lerin spor müdürleri, anlı sanlı yazılı medyanın burunlarından kıl aldırmayan spor müdürleri..

0'dan başlarsan, 100 dedin mi, elinde 100'lük bir desten olur..

Bir kere daha tamam mı?..

Dikkat buyurun bu sayılar çizelgesinde böyle..

Takvim çizelgesi ise, 0 diye başlamaz.. 1 diye başlar..

Yani takvimde 0 yılı yoktur.

0 sayısı vardır, 0 yılı yoktur!..

İşte zurnanın zırt dediği yer burası..

Takvim'de sıfır yılı yok..

Takvim 1 yılından başlar..

Şimdi "1"den başlayın saymaya.. 99'a geldiğinizde elinizde 99'luk bir demet olur. Onu yüz yapmak için "100" sayısını da, demete katmak zorundasınız, olmayan "0"ın boşalttığı yeri doldurmak için..

Yani birinci yüzyıl, "1" yılında başlar.. "100" yılının sonunda biter.. İkinci yüzyıl bu sebeble "201" yılında başlar.. 20'nci yüzyıl da 1900'da değil, 1901'de başladığından, 1999'da değil, 2000'de biter ve 21. yüzyıl 2001 yılında başlar..

Hala aklınız basmadı mı?..

Elinize 1 metrelik bir cetvel alın. 0'dan 1'e kadar bölümü kesin. Kaç santim kalır elinizde..

99!..

Anladınız mı?..

Bunu tekrar 100'e tamamlamak için, sona eklemeniz gerek, kestiğiniz 1 birimi..

Yani 101 yapmalısınız 1'den başlayan cetvelinizi ki, boyu gene 100 santim olsun!..

Bu kadar basit, bu kadar açık birşeyi kafalar nasıl almıyor, onu da benim kafam almıyor.

1 Ocak 2000'de ne yeni bir yüzyıla, ne de yeni bir binyıla gireceğiz..

Her ikisi de 1 Ocak 2001 yılında başlayacak..

1 Ocak 2000'de sadece 2 binli yıllara giriyoruz, hepsi bu..

Bu da tek başına şirin, ilginç, değişik birşey kutlamak için..

2000'li yıllar..

Hepinize mutluluk getirsin..

Baba'nın babalığı!..
Adıyaman halkı boklu su içmesin diye ölüm orucuna yatacağını açıklayan Fikret Otyam'a, Baba'dan yanıt geldi..

Daha doğrusu onun adına Necdet Seçkinöz, yani genel sekreterden.

Buz gibi bir resmi açıklama..

Adıyaman kanalizasyon şebekesi tamamlanmış, arıtma tesisi yapılırsa iş bitecek.

Tesisi İller bankası yapacak, ama belediyeyi borçlandıracak. Belediye borçlanmayı kabul etmiyor. İller bankası da tesisi yapmıyor.

Halk boklu su içip hastalanıyor, bebeler ölüyor.

Baba da çözüm arıyormuş..

Benim yanıttan anladığım işte bu..

Otyam'ın beklediği bu değil..

İnsan "Baba" dediğinden böyle yanıt beklemez..

Ah Baba ah!..

BİZİM DUVAR
Kızılordu Korosu'na şıkıdım şıkıdım göbek attırdık, Kızıl Danny'i de bir gerdan kırdırmadan bıraktık. Vallahi ayıp oldu..

Hakan & Utku

SEVDİĞİM LAFLAR
Unutma, her şeyi kaybettiğin anda dahi en azından elinde GELECEK vardır.

Bob Goddard

(Teşekkürler Mustafa)

Pazar Neşesi
Uğur Pembecioğlu'ndan gelen fıkrayı Sevgili Serdar Turgut'a ithaf etmeme izin verin..

Her gece rüyasında Dikilitaş görmekten usanan Camilla, ruh doktoru Hardy'yi dikkatle dinliyordu.

Doktor "Rüyada dikilitaş bir fallik semboldür" deyince sözünü kesti..

"Bir dakika doktor.. Fallik sembol ne demektir?.."

"Fallik sembol, fallusu simgeler" dedi doktor..

"Peki fallus nedir" diye sordu Camilla..

"Hımmm" dedi, ruhsal analizci.. "Bunu sana en iyi anlatmanın yolu, göstermektir."

Ayağa kalktı. Fermuarını indirdi, çıkardı, gösterdi..

"İşte fallus budur" dedi..

"Anladım" dedi Camilla.. "Penisin aynısı.. Yalnız daha küçüğü.."

Bugün
"Bugün, çok konuşan, bencil, kendisinden başka kimseyi düşünmeyen, teşekkür etmesini bile bilmeyen, menfaatçı insanlarla karşılaşacağım ama şaşırmayacağım ve bu beni rahatsız etmeyecek, çünkü böyle insanların yaşamadığı bir dünyanın olamayacağını biliyorum!"

(Mine Bahadır'a teşekkürlerimle..)

Eğer..
.. sizi en iyi anlatan rengi seçmeniz istenseydi, bu hangi renk olurdu?.

.. sudan başka birşeyde boğulmanız söz konusu olsaydı (Allah göstermesin) neyi seçerdiniz?.

.. spor tarihinde bir hakem düdüğünü tersine çevirme şansınız olsaydı, bu hangi düdük olurdu?..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır