Türkiye matrak ülke, ilginç ülke, kendine özgü ülke, ne kendi kimseye benziyor ne başkası kendine. Türkiye öyle bir ülke... Bir yanı islamcı, bir yanı batıya açık ülke... İslamcısı da batıya açık, Atatürkçüsü de dine açık bir ülke... Kim ne derse desin Türkiye'de insanların çoğu zihinlerine ağır vizeler koymuyorlar, pat diye bir kamptan öbürüne geçiyorlar.
Sağcı sola kayıyor.
Solcu sağa kayıyor..
Mekkeci Laheyci oluyor.
Moskovacı Washingtoncu...
Dinci sola kayıyor.
Solcu ortaya kayıyor.
Tankçı demokrat oluyor.
Demokrat tankçı oluyor.
IMF, ABD destekli biri çıkıp 4 eğilim diyor. En yüksek oyu alıyor. Matrak ülke Türkiye, çaktırmadan, bağırmadan, kavga dövüş birbirinin gözünü patlatıp insanlıktan çıkmadan yavaş yavaş eğilimleri birbiri içinde eritiyor.
Kendine özgü ülke...
Matrak ülke Türkiye...
Rol paylaşımına hemen uyuyor.
Merkez Bankası; para basmayı dövize bağlama rolünü üstleniverdi. Hazine; içerden hortumlanan özel sektör bankalarının arkasındaki siyasetçi desteğini kesme rolünü aldı. 3 yıl bekledi hiç birşey yapmadı fakat aniden 5 bankaya el koyulmasına izin veriverdi. Maliye Bakanlığı; yeni ve daha yüksek vergiler koyma rolünü sahipleniverdi. Devlet Bahçeli; maaşlarla ücretlerin daraltılması rolünü benimseyiverdi. Ecevit; taban fiyatlarının yüzde 25'den fazla artırılmaması ve çiftçiye devlet desteğinin azaltılması ağır rolünü sırtlayıverdi.
Matrak ülke Türkiye...
Bağırmadan, çağırmadan, zıvanadan çıkmadan, zihinlere ağır vizeler koymadan yeni düzene geçiverdi.
IMF ile anlaşma imzalandı.
Yeni dönem başlayıverdi...
Vergiler artacak.
Gelirler düşecek.
Herkes kemer sıkacak.
Ekonomi zaten daralmıştı.
Daha da daralacak, büzülecek.
Devlet de harcamalarını kısacak.
Harcamalar kayıda bağlanacak.
Bütçe dışı fonlar olmayacak.
Her yıl şeffaflık raporu hazırlanacak. Kimin nerede hangi naneyi yediği kamuoyuna tek tek açıklanacak.
Memur sayısı azalacak.
Büyük özelleştirme yapılacak.
Birlikler çiftçilere devredilecek.
İçi bozuk bankalar temizlenecek.
Devlet bankaları özelleşecek.
Görev zararları kapanacak.
Şirketler el değiştirecek.
Hantal, hımbıl, harcama canavarı olmuş devlet yapısı gidecek, yerine topladığı vergiyi en verimli harcayan ve hizmet üreten devlet gelecek.
Kötü özel sektör korunmayacak.
Rekabetin boynu vurulmayacak.
Üç yıllık program uygulanacak, üç yılın sonunda Türkiye'de enflasyon düşmüş, faizler inmiş, Türk Lirası dandik olma durumundan kurtulmuş, rekabetin önü açılmış, yatırımlar başlamış, işsizlik azalmaya, çalışan sayısı artmaya başlamış, herkesin geliriyle mutlu, işiyle barışık olduğu ve demokratik hakları genişleterek Kopenhag kriterlerini benimsemeye daha çok hazır bir Türkiye'ye adım atılmış olacak...
Aniden yeni döneme geçiverdik.
Herkese bir rol var...
Fakat ortada bir mimar yok...
Mimarı olmayan program...
Bu programı başkaları yazdı ve Ankara'daki siyasi, bürokratik kadroların eline "alın uygulayın, Merkez Bankası şu rolü, Hazine öbür rolü, Maliye bu rolü, Bahçeli ile Ecevit de geri kalan rolleri üstlensin..." diye verdilerse yeni düzen altı ay sonra cıvıklaşır diye korkmaz mısınız? Senaryoyu sen yazmıyorsun eline veriyorlar, "dibe vurdun oyna..." diyorlar, sen oynuyorsun.
Türkiye matrak ülke...
İlginç ülke, kendine özgü ülke, ne kendi başkasına benzer, ne başkası kendine öyle bir ülke... Ankara'da siyasetçiler ve bürokratlar zihinlerine ağır vizeler koymuyorlar, pat diye eski rolden, yeni role geçiveriyorlar. Yeni roller doğru olmasına doğru fakat oyunculara güvenim yok ve beni korkutuyor.
İzleyeceğiz, göreceğiz...
2000 yılı sancılı geliyor.