Belli ki 2000 yılının ilk aylarını Cumhurbaşkanlığı seçimini tartışarak geçireceğiz. Bu hem kayıptır hem de büyük ayıp..
Demirel'in süresini uzatmak için harcayacağımız zamanı, bizi Demirel'e mahkum eden şartları değiştirmek için kullanalım!
Anayasamıza göre üniversite bitirmiş bütün Türk vatandaşları Cumhurbaşkanı adayı olabilir ve seçilebilir.
Fakat geçen gün Selahattin Duman'ın alaya aldığı şu rezalete bakın:
"Bu seçimde sadece Demirel aday olamaz -çünkü Anayasa bir kişinin iki kez Cumhurbaşkanı seçilemeyeceğini söylüyor- ama şu anda tek aday o!"
Neden?. Çünkü efendim kriz çıkmasın..
Böyle bir arayış, kendi başına rejimin kriz tehdidi altında bulunduğu itirafı değil mi?
Meclis, Demirel'i ikinci kez seçmek için Anayasa'yı değiştirecek 376 oyu bulamazsa ne olacak?
Bu ihtimal yüksektir. MHP tavrını belli etti..
Oylama gizli. DSP içinde de Ecevit'e rağmen bu öneriye "evet" oyu vermeyecekler sanılandan daha fazla olacak.
Dün Demirel "28 Şubat süreci son bulmamıştır" diyerek şansını artırmak istedi.
Ama bu ince politika geri tepecektir.
Çünkü "28 Şubat" damgasının örttüğü askeri tehdit artık geçerli değildir.
Hem özde değildir hem de Türkiye'nin demokratik geleceği artık irtica tehdidine dönük kısıtlamalara değil, Avrupa Birliği'nin özgürlük normlarına endekslidir.
Demirel'de ısrar, meclisten bir Cumhurbaşkanı çıkamayacağı itirafıdır ki bu, meclisi harcamaktır. Ayıptır..
Ayrıca "Demirel işi olmadı, başkasını seçeceğiz" dendiği zaman, seçilecek yeni Cumhurbaşkanı'nı da baştan sakatlamaktır.
Bu da siyasi bir suçtur!
Son seçime bütün partiler yeni meclisin cumhurbaşkanı seçeceğini bilerek girdi.
Ecevit "Birinci parti olarak iktidara geleceğiz" dedi ve dediğini yaptı.
Birinci partinin cumhurbaşkanı adayı göstermek ve lâyık birini meclise getirmek zorunda olduğunu bilmesi gerekir.
İhmal etmişse bile bu sorumluluğu taşıyacak devlet adamı niteliklerine sahip milletvekilleri DSP içinde vardır.
Ecevit, 2000 yılında bir olmazı olur yapmaya çalışmanın, hezimetten başka bir şey vaat etmeyen savaşına girmemelidir.
Kriz korkusuna kilitlenmiş bir seçim, kriz davetiyesidir. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak, böyle korkaklıkların ve küçük hesapların değişmez kaderidir.
Artık kaderimiz değişsin!
Uzaktan gazel..
Halkı soymakla suçlanan Şişli eski Belediye Başkanı Gülay Aslıtürk dün masum olduğunu söyledi.
Yirmi aydır nerelerdeydi?.
Ve bu savunmayı, niçin mahkemede değil de yakalandığı Londra'da yapıyor?
Bahanesi şu: Suçlanan bütün belediye başkanları tutuksuz yargılanırken onun hakkında tutuklama kararı verilmiş.
Mahkemeler tutuklama kararını, kaçması muhtemel sanıklar için verirler.
Kaçak Aslıtürk, hakkındaki tutuklama kararının ne kadar yerinde olduğunu tutumu ile kanıtlamıyor mu?