kapat

26.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
microbanner
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
28 Şubat sürüyor
Demirel, 99'un gelişmeleri ve 2000'in hedeflerini anlattığı basın toplantısında soru üzerine "28 Şubat süreci son bulmamıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 1999 yılının gelişmeleri ile 2000 yılı hedeflerini düzenlediği yıllık olağan basın toplantısında açıklarken, önemli mesajlar verdi. 28 Şubat sürecinin henüz bitmediğini söyleyen Demirel, "Darbeler olmasaydı şimdi AB üyesiydik" dedi. Dün 3 saat süren basın toplantısıda AB üyeliğinden Abdullah Öcalan'ın idamına, yakınlarının karıştığı olaylardan Mayıs ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar birçok konuda önemli mesajlar veren Demirel'e yöneltilen sorular ile yanıtları özetle şöyle:

- Avrupa Birliği (AB) nereden geçiyor?

- AB nereden geçer diyorsunuz, o size bağlı. Nereden geçirirseniz oradan geçer. Bana sorarsanız, bu reformlardan geçer.. Ama siz başka yerlerden daha kolay geçirebilirseniz, ona da varım.

- 28 Şubat süreci bitti mi?

- Türkiye bazı şeyleri soğukkanlılıkla tartışamıyor. Ondan sonra konular sloganlaşıyor ve yanlış verilere dayanıyor, pek çok şey maksadını aşıyor. 28 Şubat süreci son bulmamıştır. Neden son bulsun ki? Evvela, 28 Şubat süreci neydi, ona bakalım: Hükümetin de içinde yeraldığı Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplanmış, 18 tedbir ve tavsiye kararı almış. Sonra bu karara imza koyanlarda dahil birçok kişi itiraz etmiş. Bu kararlar da neler var? Birinci maddesi laiklik ilkesi korunmalıdır, diyor. İtiraz eden var mı? İkinci madde, tarikatlarla bağlantılı yurtların Milli Eğitim Bakanlığına devredilmesini öngörüyor. Üçüncü madde 8 yıllık kesintisiz temel eğitime geçilmesini istiyor. Dördüncü madde, din adamlarının ihtiyaç kadar yetiştirilmesini belirtiyor. Beşinci madde cami ve mescitlerin istismar konusu yapılmamasını, siyasetin camiye sokulmamasını düzenliyor. Cami hocası hutbeye çıkar, gazetedeki tartışmalara girerse cemeati bölersiniz. Siyaseti camiye sokmayın kardeşim.. Altıncı madde kanunla menedilmiş tarikatların faaliyetlerine son verilmesini istiyor. Yedinci madde ile yüksek askeri şura kararları ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile ilişkisi kesilenler istismar edilerek TSK dine karşıymış gibi gösterilmemeli diyor. Aslında TSK'nın her garnizonunda cami var. Ben de her cumayı burada askerlerle kılıyorum. Her yemekten önce Allah'a hamdolsun diye dua edilen bir camiadır ordu. Türkiye Cumhuriyeti'nin omurgası olan bu kurum dine karşı gibi gösterilemez. Eksi 28 derecede herkes sıcacık yatağında yatarken hududu bekleyen bu insanlara herkesin sahip çıkması lazım. Dokuzuncu madde, Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilenlerin kamu kurumlarında istihdam edilmemesini tavsiye ediyor. Türk Silahlı Kuvvetleri ideolojiye müsaade etmez. Şayet disiplinsiz hareketleri nedeniyle ordudan çıkartılmış kişilere bazıları sahip çıkarsa, aynı şekilde arkasındakiler de gelir. MGK kararlarının bir diğeri mezhep ayrılıklarını körükleyen kutuplaşmalara neden olunmamasını tavsiye ediyor. Bir diğer madde kıyafetle ilgili kurallar uygulanmalıdır, diyor. Türban hadisesi buna dahildir. Kıyafet bir cumhuriyet düşmanlığı simgesi haline getiriliyorsa bu kıyafet olmaktan çıkıyor. Diğer maddeler, silah ruhsatları, kurban derileri, özel üniforma giydirilmiş korumalarla ilgili çeşitli düzenlemeler yapılmasını istiyor, millet kavramı yerine ümmet kavramına gidilmemesini, Atatürk'e yapılan saygısızlıkların önlenmesini tavsiye ediyor.

- 57'nci Hükümet size göre başarılı mı?

- 57'nci Hükümet görevini başarıyla yapıyor dersem muhalefet kızar. Ben de muhalefet olduğumda cumhurbaşkanı böyle dediğinde kızardım. Koalisyon 3 partiden müteşekkil. Hepsinin söylediği laflar var. İkide bir önünüze getirip koyarlar. Herkes benim gibi 'Dün dündür, bugün bugündür' diyerek çıkamaz için içinden, alınganlığa gömülür. Koalisyondaki üç parti de çok dikkatli ve ahenkli gidiyorlar. Taşıdıkları sorumluluğun ağırlığını biliyorlar. Demek ki bizde de Avrupa ülkelerinde olduğu gibi istikrarlı koalisyonlar olabilecek. Bence muhalefet iktidardan daha önemli ve zordur. Osman Bölükbaşı'nın söylediği gibi şanlı muhalefettir. Eğer muhalefet iyi yapılırsa iktidara alternatif olunur.

- AB'den MGK kalksın diye bir talep geldi mi?

- MGK Türk devlet sisteminin fevkalade önemli bir kurumudur, Anayasal bir kurumdur. Bize MGK'yı sistemden çıkarın diye bir talep gelmemiştir.

- Türkiye'de 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri olmasaydı, AB'ye şimdi tam üye olabilir miydik? Her darbe ülkeyi 10 yıl geriye götürüyor görüşüne katılıyor musunuz?

- Üç darbeyi yaşamasaydık bugün AB'ye üye olmuştuk. Her darbe ülkeyi 10 yıl geriye götürür sözüne katılıyorum. Onu söyleyenlerden biri benim.

- Yüksek Askeri Şura kararları hukuk denetimi dışında tutulmaya devam etmeli mi? Sizce irtica diye bir suç var mı?

- Yüksek Askeri Şura kararları gereğince ordudan çıkarılanlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitmiş ve mahkemeyi kaybetmişlerdir. Orada, 'Siz bu tür faaliyette bulunmak istiyorsanız, ordunun dışına çıkın' denmiştir. Ordu disiplin yeridir. Orduya girip subay olursanız kurallara uyacaksınız...

Yakınlarım suç işlemişse kanun yakalarına yapışır
- Bazı yakınlarınız son günlerde bankalara el koyma olayıyla yeniden gündeme geldi. Demirel soyadının bu tür olaylara karışmasından rahatsızlık duyuyor musunuz?

- Benim ismimi taşıyanların herhangi bir hareketi beni ilzam etmez (susturmaz). Benim yakınlarım suç işlemişlerse, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdırlar, kanunlar onların yakasına yapışır. Suçun şahsiliği asıldır. Şunu da söyleyeyim, benim soyadımı taşıyan kişiler kendilerini savunacak güçtedirler. Benim soyadımı taşıdıkları için ne bir düşmanlığa ne de bir iltimasa maruz kalmamışlardır. Benim soyadımı taşıyan yakınımın bankasıyla ilgili Devletin bazı iddiaları vardı. Kararnameyi getirdiler, imzaladım. Adamın elinden bankasını alıyoruz, altında da benim imzam var. Bundan dolayı ben kötüleniyorsam, bunun mantığı yoktur. Ben daha ne yapayım? 1970'te ben Başbakan iken Yahya Demirel'i Zonguldak Hapishanesi'ne ben gönderdim. Ama siyaset bu. Adam sizi rahatsız etmek, incitmek için bazı şeyler söyler. Beni rahatsız eden bir durum yoktur. Herkes anasından ayrı doğar. Ben de ayrı doğdum. Hiç kimsenin başkasına hakimiyeti yoktur. Ben devlet işleriyle meşgulum. Yakınlarımın ne yaptıklarını bilmem. Tabii başarısız olurlarsa da üzülürüm. Ben de insanım.

Keşke referandum işlese
İdam cezasının kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz? - Avrupa hukuk sistemine uymamız gerekir. Eğer hem Avrupalı olacaksak ve hem de onların şablonuna uymayacaksak yadırganırız. Avrupa şablonuna uymazsak, bunu içimize sindiremezsek onlar da bizi sindiremez. Avrupa sofrasına eksikli gedikli oturmayalım. İdam cezası kalkmalı mı, kalkmamalı mı? Zaten fiilen bu ceza uygulanmıyor. Bu meseleye TBMM karar verecektir. Büyük kararlardır bunlar. Keşke referandum mekanizması işlese.. O zaman çatışma olmadan çözülebilir. Bugün tartışılan aslında 'idam kalkın mı kalkmasın mı'dan daha çok PKK'nın başı idam edilsin mi edilmesin midir... Bu güncel ve hassas bir meseledir. Çok düşünüp taşınmamız lazımdır. Bu hadise henüz tekemmül halindedir. Ben bunun önünü kesmek istemiyorum. Hukuki süreç tamamlandıktan sonra Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararını beklemelidir, ondan sonra Meclis'e gidilmelidir. Türkiye'nin yüksek menfaatlerini düşünürken histen, öfkeden sıyrılmak lazımdır. Ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ni tanımıyorum diyorsanız Avrupa ile ipler kopar. Herhalde burada çok acele hareket edilmemelidir. Hem idam cezasını kaldırırsanız, hem de bu infazı yaparsanız bunu kimseye anlatamazsınız. Türkiye hiç bu kadar önemli bir kararla karşı karşıya kalmadı. Hislerinize sorarsanız haklılık tarafı var, aklınıza sorarsanız mesele biraz değişik. Türkiye'de kamu hissiyatının değil kamu aklının kabul edeceği bir çözüm bulmalıyız. Bu çözüm daha ortada yok.

CUMHURBAŞKANLIĞI...
- Anayasa değişikliği gerçekleşirse Cumhurbaşkanlığına yeniden aday olur musunuz?

- Türkiye kuralsız bir ülke değil. Tedirginliğe gerek yok. Ben 16 Mayıs'a kadar buradayım. 16 Mayıs akşamına kadar siyasi hiçbir harekette bulunmam, ne kulis yaparım, ne de siyasi sayılabilecek bir şey yaparım. Yeminim bunu gerektiriyor. Tarafsızlığımı koruyarak görevimi yüzakıyla tamamlamaya çalışıyorum. Bu zor bir iştir. Ben burada 10 hükümet tayin ettim. Her tayinde hoşnutsuzluklar olur. Benim istediğim cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesidir. Ben bunu kendim için değil Türkiye için istiyorum. Cumhurbaşkanını Meclis seçerse de güçlü olur ama eğer halk seçerse bu kurum daha güçlü olur. Cumhurbaşkanı'nın beş artı beş yıl için seçilmesini isteyenler var. Böyle yaparlarsa ne yaparsın diyorlar? Ben hiç bir zaman dereyi görmeden paçaları sıvamadım. Öyle yaparlarsa oturup düşünürüz.

Dağdaki teröriste: Teslim ol
Cumhurbaşkanı Demirel, basın toplantısında PKK'lı teröristlere "teslim ol" çağrısı da yaptı. "Dağdaki teröristlere sesleniyorum. Gelin teslim olun, Türkiye Cumhuriyeti'nin adaletine sığının" diyen Demirel, şöyle devam etti: "Hayatını kaybeden teröristlerin büyük kısmı bizim gençlerimiz, bizim çocuklarımızdır. Yanlış yola yönlendirilmişlerdir ve bu yolun sonu olmadığı görülmüştür. Çok önemli bir fırsat mevcuttur. Bu yola sapmış olanlar, Devletin adaletine sığınmalıdır."

Baba'nın milenyum hedefleri
Demirel'in 2000'li yıllara ilişkin hedefleri şöyle:

* Türkiye, demokratik, laik, üniter bir devlet olma vasfını koruyacak.

* AB'ye en kısa zamanda tam üye olunacak.

* Irk, din, dil, mezhep, cinsiyet temelinde hiçbir ayrımcılığa geçit vermeden vatandaşların bireysel hak ve özgürlüklerden en geniş biçimde yararlanması için gerekli şartlar yaratılacak.

* Atatürk'ün en anlamlı miraslarından biri olan kadın-erkek eşitliği korunarak Türk kadınının ekonomik, toplumsal ve kamusal hayattaki konumu daha da güçlendirilecek.

* Kapsamlı bir devlet reformu mutlaka tamamlanacak, anayasal reform gerçekleşecek, yargının adil ve bağımsız olması teminat altına alınacak.

* Gelir dağılımı düzeltilecek, vatandaşların tümü sosyal güvenceye kavuşturulacak.

* Dünyanın önde gelen enerji kullanıcılarından biri haline gelinecek.

* GAP tamamlanacak, tarımda verimlilik artacak.

* Nüfus artış hızı yüzde 1'lerde, ortalama büyüme hızı yüzde 5'lerde tutulacak.

* Şehirleşme devam edecek, kırsal alanda yaşayan nüfusun oranı yüzde 40'lardan yüzde 10'lara indirilecek.

* Türkiye gelişmiş ilk 10 ülke arasına girecek.

* Kişi başına 10 bin dolar milli gelir ve 200 milyar dolar dış ticaret hedefine ulaşılacak.

* Demirel, basın toplantısına tam saat 10.00'da başladı. 244 sayfalık metni özetleyerek okuyan Demirel, "Okuyamadığım kısımlar da bana aittir. Onları da ben söylemiş gibi kullanabilirsiniz" dedi.

* Toplantıya katılanlara Demirel'in 1999 yılı etkinliklerinin yeraldığı "Çankaya 1999" isimli 646 sayfalık bir kitap da dağıtıldı. Bu kitapta, ABD Başkanı Bill Clinton ile eşi Hilary Clinton'ın ve kızları Chelsea'nin Efes harabelerini dolaşırken çekilmiş bir fotoğrafı da yeraldı. Bu fotoğrafın Demirel'in etkinlikleri ile ilişkisi anlaşılamadı.

* Demirel, 1.5 saatlik sunuşun ardından gazetecilerin sorularını 1.5 saat süreyle yanıtladı. Bazı gencecik gazeteciler uyuklarken, 76'lık Demirel'in, üstelik de oruç halde gösterdiği performans dikkat çekti. Demirel, soru-cevap bölümüne geçmeden önce gazetecilere sabır gösterdikleri için teşekkür etti.

* Demirel her yıl basın toplantısının ardından küçük bir kokteyl düzenlemeyi de adet haline getirmişti. Ramazan nedeniyle dün kokteyl verilmedi.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır