* Türkler'in uzaya gidişini hayal ediyorum bir süredir.. Çocukluğumda "Uzay Yolu" dizisinden çok etkilenmiştim.. Atılgan adlı uzay gemisinde yaşanılanları çok ilginç bulurdum. Mesele gemide müthiş bir güç ünitesi vardı.. O zamanlar güç ünitesini harika birşey sanırdım. Ama baktım şimdi hiçbirşey değilmiş. Meğerse yıllarca Uzay Yolu'nda bahsedilen güç ünitesi, bir 100'lük, bir 75'lik ve bir 60'lık ampülden oluşan bir ışık kaynağıymış. Yıllarca bizi salak yerine koymuşlar..
* Türkler'in uzaya gitmesi durumunda, tembellik ruhumuz da ortaya çıkar... Oturup oturup şöyle deriz: "Ulan nasıl olsa uzaydayız anasını satayım. Bugün çalışmayalım da yarım çalışalım.."
* Bir de Türkler'in ellerindeki eşyalarla şaka yapma hastalığı vardır.. Uzay gemisinde yer alacak bir Türk'ün, ışın kılıncı ile etrafına yapacaklarını bir düşünün...
* Benim gibi bir insan zaten güldürmekten başka birşey yapamaz. Baksanıza tipime.. Allah bana bu fırsatı tanımış. Tipime bakıp da gülmemek mümkün mü?
* Yaz aylarında cabrio (üstü açık) arabamla Bodrum'a gideyim dedim.. Demez olaydım. Bu kepçe kulaklar yüzünden 10 saatlik yolu 20 saatte gittim. Malum arabanın üstü açık olduğu için kulaklarım hep hız kesti..
* Turne için Trabzon'a gittiğim ilk gün yaşlı bir amcaya yol sormak için durduk.. "Amca Şehir tiyatrosu nerede biliyor musun?" dedik. Amca aynen şöyle cevap verdi: "Bilmiyorum, nerede?"