kapat

26.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
microbanner
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Sigarayı hâlâ bırakmadı
Geçirdiği çok ağır iki beyin ameliyatına rağmen Ebru Gündeş sigaradan vazgeçemedi. Daha önce günde 1.5 paket içerken şimdi günde sadece 10 sigarayla yetiniyor

Bir de uyuşturucu kullandığın için böyle oldu deniliyor? - Doktorum söyledi bana böyle bir şey. Ben de doktoruma o zaman test filan yap, ver dedim. Başka hastanelere gidelim, başka hastanelerde test yapalım. Benim böyle şeylerde işim yok. Yalnızca sigaram var lanet olsun. Onu da günde 10 taneye indirdiler. Bakalım ne yapacağız? 1.5 paket içiyordum. Günde 10 taneye indirdiler.

-Kesin bırakmadın mı?

- Hayır. Doktor, "madem böyle bir alışkanlığın var, o zaman günde 10 taneye indirelim" dedi.

-Sigarayı ve aşk hayatını bırakacaksın Ebru!

- Uyuşturucu kullandığım söylentisi kimden çıktıysa eğer, Allah bu işi başına versin diyorum. Benim hayatımda alkol olmak üzere hiçbir kötü alışkanlığım yok. Sigara haricinde.

-Alkol hiç içmedin, uyuşturucu da hiç görmedin öyle mi?

- Hayır.

-Bu yaşadıklarını bir dizi yapmayı düşünüyor musun?

- Tabii ki hayır. Bunları dizi gereği bile olsa bir daha yaşayamam. Allah bir daha yaşatmasın.

-Aşk hayatındaki yoğun günler, küçük yaştan beri ailene bakıyorsun, mücadele ediyorsun... Sence sebep bunlar mı?

- Yoo, hayır...

-Peki ne?

- Doğumdan var olan bir şeymiş bu. Bence, aşk hayatı veya işin etkisiyle olabileceğini zannetmiyorum.

-Çok yoğun aşk yaşıyorsun.

EVDE Mİ KALDI?
- Aman yok canım sende. Keşke evlenebilecek birini bulsak da evlensek yani.

-Kim alır seni artık!

- Niye? Doğru beyin özürlüyüm artık beni kimse almaz.

-Ne oldu, Ömer Durak'ı affettin mi?

- Hayır. Niye affedeyim ki? O bitti, artık o sayfa kapandı.

-Çocuk geldi o kadar hastanede ağladı.

- Gelebilir, ağlayabilir. Ben de onun, Allah korusun, hiçbir zaman vermesin, bir hastaneye yatsa, giderim ağlarım, üzülürüm ama o kadar. Yani bizim artık birlikte olmamızın im-ka-nı yook...

-Annen "senin yüzünden oldu" diye Ömer Durak'a bağırmış hastanede!

- Ben vallahi içerdeydim. Görmedim yani, diyeceğini zannetmiyorum. Ben yukarıda olduğum için olayları görmedim. Televizyon bile seyretmiyordum çünkü o düşme sahnemi devamlı verdikleri için çok kötü hissediyorum kendimi, seyretmiyorum.

-Eski sevgilin Ömer, yoğun bakımda odana girip elini tutmuş, "Dön Ne Olur?" şarkısını dinletmişler sana.

- Yoğun bakıma annemden başkasını almadılar. Ne diyorsunuz ya? Hiç öyle bir şey yok.

-Neden seni kimseye göstermediler?

- Bilmiyorum.

-Basın, senin hastane fotoğrafın için 20 milyar vermeye razı oldu!

- Bana verseydiniz ben kendimi çekerdim.

Şimdi verebilirsin

- Yok vallahi...

-Hatıra olarak da çektirmedin mi?

- Çok kötü bir hatıra. Ben ne yapayım onu. Allah korusun yani. Yani sen biliyor musun 6 gün orada ağrı çekip, sonra yukarı çıkmanın ne demek olduğunu. Allah kimseye vermesin. Ciddi boyutta sıkıldım, bunaldım, her tarafımda sivilceler çıkmaya başladı. Tabii ilaçlardan büyük bir ihtimalle. Hafif hafif yavaşladı başımın ağrısı ama tamamiyle gitmedi. İnşallah ondan da kurtulacağım.

ÇALIŞMAYA DEVAM
-Ne kadar zamanda kurtulacaksın?

- Vallahi, Ocak ayı içinde doktorumla tekrar görüşeceğiz. Bana sahne için çalışıp çalışmayacağımı söyleyecek.

-Sen çalışırsın, doktor falan dinlemezsin.

- Çalışmak zorundayım. Yani moralman o kadar çöktüm ki anlatamam. Beni en iyi kendime getirecek olan şey çalışmak. Yani şu an seninle böyle konuşmak beni çok keyiflendiriyor. Evde kös kös oturuyorum. Televizyon seyretmiyorum zaten kaçıyorum. Sıkılıyorum yani televizyona bakmaktan. Müzik dinliyorum, iyice bunalıma giriyorum.

-Hiç sana göre değil.

- Evet, hiç bana göre değil. Şunu ye, bunu iç falan, mümkün değil benim için çok ters bir şey. Bir an önce çalışmam lazım ki, kendime geleyim. Çünkü bunalıma girmeye başladım. Çünkü neden bana oldu? Ben kimseye kötülük yapmadım, niçin beni buldu diye abuk abuk sorular soruyorum kendime.

-Şükret haline. Uyanmayabilirdin.

- Doğru, geri gelmeye de bilirdim. Çok ciddiymiş. İkinci ameliyatta benim kendi doktorum Ayhan Bey de ağlamış, korkudan.

-Peki sen doktorunu her basın toplantısına da götürür müydün?

- Yani benim o aralar zaten gribal bir durumum vardı. O gece de okumamız vardı. Yani basın gittikten sonra da son bir şarkımız kalmıştı, onu okuyacaktık. Ondan sonra iğne yapacaktı biraz nefesim açılsın diye. Ondan oradaydı, yani hasbelkader oradaydı. Eğer öyle olmasaydı beni orada da yatırabilirlerdi kalkacak diye. Allahtan o "hemen hastaneye götürelim" demiş..

KARANLIKLAR İÇİNDE
-Gözlerin kaydı, düştün... Peki öbür tarafla ilgili ne düşüncelerin var? Biraz öbür tarafı konuşalım.

- Ya çok birşey görmedim. Sadece karanlıktı.

Seni kabul ederlerdi oraya zaten... Kasetin yanında mıydı?

- Orada herhalde en çok benim kasetim satardı.

-Bugün kasetin çıktı. Kasetinle ilgili söylemek istediklerin var mı? Çok uğraştın. Ve hep aşk şarkıları var içinde.

- Daha önceleri de aşk şarkıları vardı. Bu kaset için 2 yılı aşkın süredir çalışıyordum.

-Kim bu "bıraktığın gibi burdayım" dediğin kişi?

- Hiç kimseye söylemiyorum. Demek ki şarkım bana mal oldu. Böyle birşey var mı? Ben başka bir şarkıyla çıkış yapacaktım. 'Dön Ne Olur' şarkısı ön plana çıktı. Ben 'Çingenem'e klip çekecektim oysa.

-Ama 'Dön Ne Olur'u söylerken bayıldın...

- Ben kimseye dön ne olur demedim. Ömer'e de. Çünkü onunla artık hiçbir şey mümkün değil.

KENAN ERÇETİNGÖZ


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır