


Hydra'dan Şişli'ye
"Dört yıldır Türkiye'den uzaktayım. Bir yardımcınız, Hydra adasına geldi.. Şişli'de doğdum. Sizden ricam, babamın mezarını tamir ettirmeniz. 200 dolar yolluyorum." diye bir mektup gelir Hydra'dan Şişli'ye
Bazen, şu dünya ne kadar küçük diyorum kendi kendime.. Kim derdi ki Şişli Belediyesi'nden Ruhsan Hanım'la Şişli doğumlu Hilda Eksiyan'ın yolları bir gün, Yunanistan'ın Hydra Adası'nda kesişecek ve daha önce birbirini hiç tanımayan bu iki insan (diyelim ki adı, "İki kıyının insanları" olan) bir öykünün kahramanları olacak..
Herşey o kadar tesadüflere bağlı ki.. atv'de yayınlanan "Avrupa'da 7 Gün" programını benim seyretmem de tabii.. İki gün önce, bizim Fatih Güllapoğlu'nun hazırladığı programda duygulu bir "göç" öyküsü yayınlandı.. İnsanı alıp götüren, ekrana mıhlayan, hatta finalde bir damla gözyaşı döktüren ve daha önce örneğine pek rastlanmayan bir öyküydü bu...
İstanbullu Türk Ruhsan Tezkan'la, İstanbullu Rum Hilda Eksiyan'ın bir Ada kahvesinde tesadüfen tanıştıktan sonra, dallanıp budaklanan ve iki kenti "kardeş"liğe götüren bir öykü....
***
Evet.. Belki tekrar olacak ama şu ana kadar anlattıklarımın ve anlatacaklarımın nedeni yine 17 Ağustos depremi!
Livaneli, Teodorakis ve Faranduri'nin geçen ay Atina'da verdikleri konsere Şişli Belediyesi'nden (Halkla İlişkiler Danışmanı Ruhsan Tezkan'ın da içinde olduğu) bir heyet de katılır.. Konser sonrası bir gezi düzenlenir ve heyetin yolu Atina yakınlarındaki Hydra Adası'na düşer... Öykümüzün de başlangıç noktasıdır Hydra..
KARŞI KIYIDA BİR ADA
Herşey tesadüflere bağlı dedik ya, Ruhsan Tezkan, Ada sakinlerinden Hilda Eksiyan'la tanışır burada.. Laf lafı açar, sohbet sohbeti getirir ve Hilda Hanım, cüzdanından çıkardığı 200 doları Ruhsan Tezkan'a uzatır.. Bir de ağzından bir çift söz çıkar; "Şişli'de.. Babamın mezarı vardır.. Ama yıllar var ki gidemedim, gidemiyorum. Mümkün müdür tamir ettirmeniz!"
Şaşırır kalır Ruhsan Tezkan, etkilenir de.. İsteğini yerine getireceğini ve merak etmemesini söyler..
Eksiyan, bir de Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'e hitaben bir mektup yazıp vermiştir Ruhsan Hanım'a.. "Sayın Başkan" der mektubunda.. "Dört yıldır Türkiye'den uzaktayım. Bir yardımcınız, Ruhsan Hanım, Yunanistan'ın Hydra Adasına geldi.. Ben bu adada meslek sahibiyim. Öğrendim ki başkan seçilmişsiniz. Ben de Şişli'de doğdum. Orada okudum. Sizden ricam, babamın mezarını tamir ettirmeniz. Bunun için 200 dolar yolluyorum. Size güveniyorum. Hydra'dan sevgi ve saygı.. Hilda Eksiyan..."
***
Heyet, Türkiye'ye döner, Ruhsan Hanım, 200 doları ve mektubu heyecanla Mustafa Sarıgül'e verir.. Başkan, mektubu sümenaltı yapmaz, aksine anlamlı bir operasyon başlatır..
Sarıgül, Başkan Yardımcısı Vasken Barın'ı görevlendirir..
Şişli Ermeni cemaatinden Vasken Barın'ı.. 15 gün içinde tüm imkanların zorlanıp tamiratın en güzel biçimde yapılması talimatını verir.. Ve... Hilda Eksiyan'ın da tamiratın ardından Türkiye'ye davet edilmesini bir de.. Evet, gerçekten de 15 gün içinde operasyon tamamlanır..
Sıra, öykünün finaline gelmiştir..
Hayat bu ya..
Geçen hafta bir Ramazan sabahı, Şişli Rum Mezarlığı'nda bir tören düzenlenir sessiz sedasız..
BABA MEZARI
Çiçeklerle bezenmiş, pırıl pırıl "bir baba mezarı" Şişli doğumlu, Hydra'da mukim Hilda Eksiyan'a takdim edilir Sarıgül tarafından..
Törende, Madam Hilda'nın yanısıra, Mösyö Vasken, Bayan Tezkan ve mezar bekçisi İsmail Efendi de hazır bulunur.. Herkes kendince dua eder o an..
Ve... İki gün sonra, bir mektup gelir Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'e.. Gönderen, Hydra Belediye Başkanı Kostas Anastopulos'tur..
"Sayın ve aziz dost görevdaş Belediye Başkanı"diye başlar ve şöyle devam eder mektup..
"Belediyemiz mukimlerinden Hilda Eksiyan'dan öğrenmiş bulunuyorum ki.. Siyasi özyönetime gerçekten onur kazandırıcı nitelik taşıyan, bizlerin de doğru yolda bulunduğumuzu ve halklarımıza yaralarını sarma, birbirleriyle yakınlaşmaya imkan kazandıran nazik bir jestte bulunmuşsunuz.. Zaten kardeşliğe inanan bir belediyeyiz.. Belediyemiz evladı Hilda Eksiyan'a gösterdiğiniz iyilik için teşekkür eder saygılar sunarım.."
Mustafa Sarıgül de cevaben bir mektup yazar..
"Binlerce yıldır Ege'nin iki yakasında yaşayan birbiriyle içiçe geçmiş, çoğu kez aynı kaderi paylaşan Türk ve Yunan halkları arasında kurulan dostluk ve kardeşlik köprüleri, birlikte atacağımız adımlarla daha da güçlenecektir.
Sizi kentimizde ağırlamaktan keyif alacağız sayın başkan"
***
Tüm bu yaşananları izleyip okuyunca ben de naçizane bu öyküyü yazarım.. Öykünün adı, "Hydra'dan Şişli'ye, İki Kıyının İnsanları"olur..
200 doların akibeti mi? Depremzedelere kısmet olur...
Köşesiz yazılar! Sobe
Hayatın İçinden'de kaç zamandır bir Çetin Altan kitabından sözetmek istiyordum. Kısmet bugüneymiş.. Ülkenin hal-ü pür mealini anlatması açısından son derece önemli olan bu kitabı yayına hazırlayan Solmaz Kamuran. Semih Poroy'un karikatürleriyle bezenmiş kitabın dikkat çekici yanı da Altan'ın, yıllar boyu imzasız yazmak zorunda kaldığı yazılardan oluşması.. Yani, Çetin Altan'ın romanlarının dahi yayım haklarının alınmasına rağmen basılmadığı(!) ve hayatını sürdürmek için imzasız ya da takma imzalarla yazmak zorunda bırakıldığı yıllarda kaleme alınmış fıkralardan oluşuyor.. Ve Altan usta bu kitap sayesinde o yazılara ilk kez imza atıyor böylece.. Bir örnek;
İki partili konuşuyordu.. Biri, "Doğum gününde genel başkanımıza telgraf çektin mi diye sordu.. Öteki, "Hayır ama anasına çektim"dedi..
- Anlayamadım, ne diye anasına çektin yani?
-Daha uğursuzunu doğuramazdınız, diye..