


Hissesi tükenmiş kıssalar...
Elli yıl kadar önceydi. Merhum Şevket Rado, bir yazma metinden dilimize aktardığı öykülerde, yaşamın ilkelerini tartışırdı. Her olayın daima iki yönü bulunduğunu ve bu iki yönün tam kavranmadığı durumlarda gerçeğe ulaşmanın mümkün olmadığını aktarırdı.
Babamın Bahçekapı'daki avukatlık yazıhanesine uğrar sohbetlerini derinleştirirdi. Erdem üzerine söylenen sözlerin, eğer sağlam bir mantığı yoksa boş bir fazilet retoriğine dönüşebileceğini anlatırdı.
Devlette "otorite ile erdem", bireyde "sorumluluk ile dürüstlük" bulunması gerektiğini belirtir ve öyküleri bu amaçla aktardığını söylerdi.
Demokrat Parti'nin iddialı hukukçusu Fuat Hulusi Demirelli bunlar için "hissesi tükenmiş kıssalar" derdi.
Merhumun hüküm cümlesi çok sertti: "Siyaset, damarlarımızdaki asil kana karışmıştır. Bu kanda hisse çıkarma kabiliyeti yoktur."
***
Önceki gece Bütçe Komisyonu, Telekom Yasası'nı kabul etti ve özel kanunlarla tanınmış bulunan bütün indirimli telefon kullanımlarını yasakladı.
Sivil toplum muhalefetinin doruklarda dolaştığı günleri yaşıyoruz. Örgütlenmiş toplum, mücadelesinin sonucunu almak isteyen otoritenin simgesi haline geldi. En büyük desteği medyadan görüyor.
Medya her vesile ile bu konuda doğru yanlış yüzlerce kıssa anlattı. Milletvekillerine tanınmış indirimli telefon kullanımına yüklenince, medya karşısında ürküp sinen parlamento, bu indirimleri bütün kapsamıyla kaldırdı. Parlamento ile basın el ele hissesi tükenmiş bir kıssa macerası daha yaşadı...
***
Büyük İstanbul medyasının ve ünlü yazarların bundan etkilenmesi düşünülecek şey değildir. Pekiyi ya Anadolu Basını?
Dün gece bu konuyu SABAH'tan Yavuz Donat ve HÜRRİYET'ten İsmet Solak'a anlattım. İkisi de konuyu ilk kez benden duyuyorlardı. İkisinin de ağzından aynı üzüntülü hayret nidası çıktı. "Pekiyi Anadolu Gazeteleri ne olacak?"
***
İndirimli telefon kullandırma geleneği, kapitülasyonlar zamanında başlatıldı. Telefon imtiyazı verilirken, valiliklere, emniyet müdürlüklerine, itfaiyeye, imdad-ı sıhhiyeye (cankurtaran) bedava telefon hakkını, kapitülasyon şirketleri kendiliğinden tanımıştı.
Bu şirketlerden İstanbul ve İzmir Telefon İşletmeleri'ni Cumhuriyet 1936 ve 1938 yıllarında satın aldı. Devir sırasında, kapitülasyon şirketlerinin bedava tahsis ettiği kurumlara telefonların yine bedava verilmesi Atatürk'ün emriyle ve kanunla belirlendi.
***
Basın mensuplarına tanınan indirimli telefon hakkı Cumhuriyet'in bonkörlüğüdür ve sanırım milletvekillerine tanınan indirimli telefon hakkından önce verilmiştir.
Bu koşullarda asıl sıkıntıyı çekecek olan kesim, kalkınıp güçlenmesini arzuladığımız ama bir türlü beceremediğimiz Anadolu Basını olacaktır. Fakat sesi çıkmayan ve Meclis'in gözünü korkutamayan basın olduğu için çekecekleri sıkıntı önemsenmemiştir.
Telekom Yasası'ndaki değişiklik henüz Genel Kurul'da görüşülmemiştir. Elde bir fırsat vardır. Çözüm için iki yol görünmektedir.
Birincisi, ta kapitülasyonlar zamanından gelen indirimli kullanım hakkının devamettirilmesidir. İkincisi ise, Anadolu Basını için bir istisna getirerek, sadece Anadolu'da yayınlanan gazetelere bu hakkın yeniden tanınmasıdır. Tasarının görüşmeleri sırasında ikincisi için önerge vereceğim. İnanıyorum ki Meclis'in sağduyusu, Anadolu Basını'nın önemini fark edecek ve bu istisnai hükmü kabul edecektir.
***
İrlandalılar'ın da hissesi tükenmiş kıssaları çoktur. İki İrlandalı bir geyik vurmuşlar, boynuzlarının bir ucundan tutarak karda sürükleyip eve doğru götürmeye başlamışlar. Karşılarına köyün tellalı çıkmış; başlamış azarlamağa: "Geyik boynuzlarından değil, kuyruğundan çekilerek götürülür" demiş. İki İrlandalı tellalın hiddetinden korkup geyiği kuyruğundan sürüklemeye başlamışlar. Epey bir süre geçmiş; biri uyanmış ve arkadaşını uyarmışm. Yahu biz galiba evden uzaklaşıyoruz...
***
Ha!.. Unutmadan bir biyoloji gerçeğini yazmalıyım. Devekuşunun gözü, beyninden iki kat büyüktür...