


Yavruna isim seç abla!
Baykuş, Bekar, Cıvıldak, Dalbaşak, Daltaban, Erik, Fuçin,, Köksürdü, Kunduz, Potur, Haykırı, Otyakar, Tokmak, Tulum, Telpiç, Tutka, Tütük, Lezize, Moncuk, Ölgür, Munçu, Süppü, Sülemiş, Şahvelet, Ütücü, Üzüm, Yabız, Yosma..
Bu "Milenyum çocuklarına uygun isimler" tartışmasını başlatmamız, okura hizmet verme bakımından iyi oldu.. Söylediklerimin faydası yakında daha iyi anlaşılacak..
Çünkü şu sıralarda karınlarını hesaplı kitaplı şişiren onlarca kadınımız, yılbaşı gecesine doğru saat sayıyor..
İlle de doğuracakları çocuğu yılbaşı gecesine denk getirip, kafa kağıtlarına "1 Ocak 2000" tarihini yazacaklar.. Bu denk getirme işi nasıl olacak derseniz, modern tıp bunun da çaresini bulmuş..
Gün sayan hamile kadınlara ilacı dayayıp "suni olarak" sancılarını başlatıyorlar.. Bebeği de istedikleri saatte çekip alıyorlar.. Dakika sekmiyor..
***
Bu icat sayesinde doğumevlerini, özel hastaneleri karides çiftliğine döndürdüler ama canları sağ olsun.. İsteyen bebesini istediği saatte peydahlar..
Kimse karışamaz ancak işin bundan sonrası biraz çetrefilli.. Doğumu milenyuma denk getirdikten sonra o çocuğa ortaçağdan kalma bir isim takmak olmaz..
Diyelim ki taktın.. Oğlan doğurup, adına "Abdürrahim.." dedin.. Yılbaşı gecesi mesaiye kaldığı için burnundan soluyan hastane ebesi içinden "Be kadın, milenyum yılları Abdürrahimsiz mi kalacaktı da bizi yılbaşı gecesi buraya diktin?" diye söylenmez mi?
Aman imaja dikkat!
Ayrıca çağdaş isim, çağdaş imaj demektir.. Temsil, başımızda durdukça fötr şapkası rüzgârda uçmayası Baba'ya bakalım..
Çoğu kişi Baba'nın asıl adının Süleyman Sami Gündoğdu olduğunu bilmez.. Hatta köy yerinde kafa kâğıdına işlenmemiş bir de aile lakapları vardır ki Atatürkümüz soyadı kanununu çıkarana kadar o lakapla anılmışlardır..
Baba'yı aile lakabını da ekleyerek andığımızda Dolaksızların Süleyman Sami Gündoğdu dememiz icap eder..
Dolak, Osmanlı askerinin kundurasının üzerinden başlayıp dizine kadar sardığı bezin adı.. Cephede, uzun yürüyüşte askerin bacağını koruyor.. Osmanlı her askere bir çizme yetiştiremediğinden böyle birşey icad etmiş..
Askere giden mutlaka dolak doluyor, askerlik yapmayan da "dolaksız" diye anılıyor..
Artık Baba'nın ailesindeki eskilerden hangisi "Nasıl olsa birgün bedelli çıkacak?" diye askere gitmemişse, bilemiyorum.. Bu lakabı ailenin geri kalan erkeklerine armağan etmiş..
Yahya Emmi, yani Baba'nın babası vizyonu olan bir köy insanı.. Oğlunun birgün gelip memleketin başına oturacağını demek ki o zamandan bilmiş, belki de kalbine öyle bir his geldiğinden nüfus memuruna gidip isimlerini değiştirmiş..
Dolaksızların Süleyman Sami'si bu sayede Süleyman Demirel olmuş..
***
"İmaj.. İmaj.." diye tutturmamın sebebi bu..
Kemal Zeki Gençosman'ın derlediği "Milenyum Çocukları İçin İsimler" sözlüğü işte bu ihtiyaca cevap veriyor.. Yalnız baştan söyleyeyim.. Buradan seçeceğiniz isimler başlangıçta insanı biraz yadırgatır..
Diyelim ki oğlunuza "Cıgıcıvı" adını taktınız.. Bunun eski boyları koruyan ruhların adı olduğunu bilmeyenler, mutlaka Ciguli ile bir akrabalığınızın olduğunu düşünürler..
O zaman size "Cingil" adını öneririm.. Kolay, hafif anlamına gelir.. Bellemesi de daha kolaydır.. Eğer kız çocuğu için isim arayacaksanız "Tutuşuk" adını tek geçerim..
Çiçek demeti, mânâsına geldiğinden kız çocuğuna yakışır..
Ama böyle bir isimle dolaşan bir genç kızın haliyle çekeceği bazı zorluklar olur.. Ahali "tutuşmaktan" galat "kızışmış" mânâsı çıkarabilir ki bunun riski de gazetelerin üçüncü sayfasına geçmektir..
Kararı kendin ver..
Kız ismi arayan ihtiyatlı anne ve babalar için "Buse" anlamına gelen "Muçek" ile "Bülbül" mealindeki "Sanduç" isimleri daha tehlikesizdir..
Aynı şekilde erkek çocukları için önerilen "Yaruk" isminin de sakıncaları var.. Gerçi bu sözçük eski Türk lehçelerinde "ışıklı" anlamına geliyor ama dilin küreği yok ki.. Tersine dönüverir, sürçer..
Sizin iyi niyetle "Yaruk" adını taktığınız çocuk büyür, okuyup koca bir profesör olur.. Siyaset meydanına katılır.. Bir iki aykırı laf edip diğer konuşmacıların sinirini bozar..
İçlerinden biri Prof. Yaruk'a hitap ederken başına bir de "Dal" sözü ekler.. Ondan sonra ayıkla pirinci taşını..
O sebepten tartışmaya yol açmayacak isimleri tercih etmek daha doğru olur.. Özellikle de fiziki yapıya uyan isimleri.. Bakın mesela.. Bebek dört kiloluk, dört buçuk kiloluk bir tosun olarak dünyaya gelmişse iri birşey olacağı kesindir..
Bu durumda göğsünüzü gere gere oğlunuza "Oben" adını koyabilirsiniz..
Eski lehçelerin birinde "Erkek deve" anlamına geldiğinden çocuğa yakışacaktır.. Ayrıca fonetik olarak da kulağa hoş gelir..
Yok, eğer bebe el kadar birşey üstelik marazlı ise kız, erkek ayırmadan adını "Mayrak" koyun..
***
Sözlükte aile veya baba mesleğine meraklı olanlar için de uygun isimler var.. Diyelim ki manavlık yapıyorsunuz.. Bir oğlunuz oldu.. Turfanda manasına gelen "Ayasulu" ismi çocuğu açar..
Zaten eninde sonunda ismine yakışan bir hıyarlık yapacağından içiniz rahat etmiş olur..
Milenyum dönemine yeni bir isimle girme fırsatı sadece bu dönemde doğanlara mahsus bir şans değil.. İsteyen sözlükten adının ne anlama geldiğini öğrenip, o ada uyan bir isim bulur.. Gider Asliye Hukuk Mahkemesi'ne eski adını yenisiyle değiştirir..
Mesela Sakıp Ağa bu işe meraklandı diyelim.. Sakıp adının karşılığı Milenyum Sözlüğü'nde Delipgeçen olarak yer alıyor..
- "Delipgeçen Sabancı.." Bana göre Sakıp Sabancı adından daha çok dolduruyor ağzı.. Size de daha heybetli gelmiyor mu?
Ben bile aynı arayışa girdim.. Şahsen kendim için "Kanteper" ile "Söbük" isimleri arasında kararsız kalırdım..