Türkiye, Avrupa Birliði'ne doðru yol almaya baþladýkça, bugüne kadarki düþünce alýþkanlýklarýnda da, ister istemez, deðiþiklikler olmaya baþlayacak. Ne de olsa, hayli kutuplaþmýþ, siyasete takým tutma tavrý içinde bakýlan bir ülke burasý. Ýnsanlar, "siyah-beyaz" karþýtlýðýnda tavýr sahibi olmaya zorlanmýþlar ve buna alýþtýrýlmýþlar. Nereden bakýlsa, dünyanýn en dayanýklý imparatorluðunun, Bizans'ýn "maviler-yeþiller" rekabetini miras aldýðýmýz topraklarda yaþýyoruz.
Ancak, Helsinki kararýnýn kendisi, karþýlýklý hoþgörüleri davet eden bir özellik taþýdýðý için, düþüncede esneklik ve "kutuplaþma kültürü"nden uzaklaþma da baþlamak zorunda. Bundan sonra, temel ayrým noktasý ve ille bir kutuplaþma söz konusu olacaksa, bu, Türkiye'nin Avrupa Birliði'ne yürüyüþünü hýzlandýranlar ile bunu kösteklemeye çalýþanlar arasýnda olacak. Ülkedeki her tartýþma, özü itibarýyla, buna tabi kýlýnacak. Zira, Helsinki kararýnýn en önemli özelliklerinden birisi, Türkiye'ye "perspektif" kazandýrmýþ olmasý. Türkiye, artýk önünü görüyor ve gideceði adresi biliyor. Bundan sonrasý, bu adrese ne kadar zaman içinde ve nasýl varýlacaðý...
2000'in ilk yarýsýndaki seçilecek Cumhurbaþkaný'nýn görev süresi içinde Türkiye'nin ya AB'ye "tam üye" olmasý, ya da bu yolda hýzlý ve büyük mesafe almasý zorunluluðu var. Bu süreç, rejimin tartýþmasýz biçimde "sivilleþtirilmesi" ve bunun "kurumlaþtýrýlmasý" anlamýný taþýyor. Bunu yaparken, Kýbrýs ve Ege'de, kimilerinin koparttýðý gürültüye hak kazandýrmayacak çözümlere gidilmesi gerekecek.
Bu durumda, Bülent Ecevit'ten daha iyi bir Cumhurbaþkaný adayý görebiliyor musunuz? Özelliklerini hatýrlamakta yarar var:
1. Bülent Ecevit, Cumhurbaþkaný'ný seçecek olan TBMM'nin en eski üyesidir. Parlamenterliði 1957 yýlýna gider. TBMM'ye en saygýlý Cumhurbaþkaný olacaðý, "eþyanýn tabiatý icabý"dýr.
2. Bülent Ecevit'in sivil sicili, Türkiye'nin her politikacýsýndan daha parlaktýr. 12 Mart asker” müdahalesine karþý çýkmýþ ve müdahale sonuçlarýyla iþbirliðine yönelen Ýsmet Ýnönü'ye bile kafa tutarak, CHP Genel Sekreterliði'nden istifa etmiþtir. 12 Eylül darbesinde ise, direniþini, kimi zaman tek baþýna kalarak cezaevine girmeyi göze alacak boyutlara taþýmýþtýr.
3. Bülent Ecevit, 1974'te doðruluðu tartýþýlmaz olan Kýbrýs müdahalesi kararýný veren Baþbakan'dýr. Bu ona, "mill” kimlik" ve bir nev” dokunulmazlýk saðlamýþtýr. Onun sorumluluk mevkiinde bulunacaðý bir devlet yapýsýnýn, "mill” davâ"larý -o bayaðý deyimle- "satmasý" düþünülemez.
4. Türkiye, 10 Aralýk 1999'da Avrupa Birliði'ne "aday" ilân edilerek, 2000'lerin perspektifini kazandýðý vakit, Baþbakan, Bülent Ecevit idi. Uzun bir siyas” kariyere böylesine iki "tarih” karar" sýðdýrmak herkese kolay kolay nasip olmaz ve bu uzun siyas” kariyerin -2000 yýlýnda Ecevit 75 yaþýna varacak olduðuna göre- Cumhurbaþkanlýðý ile taçlanmasý hakkaniyete uygundur.
5. Þu anda bir "uzlaþma" ifadesi olan koalisyon hükümetinin baþýnda bulunduðuna göre, sistemi fazla zorlamadan, zaten deðiþtirilmesi gereken Anayasa'nýn o anti-demokratik hükmü deðiþtirilerek Cumhurbaþkaný seçimi kolaylaþtýrýlýr. Ve bu, rejimin normalleþmesi ve "sivilleþmesi" ve dolayýsýyla Avrupa Birliði'ne yürüyüþün hýzlandýrýlmasý bakýmýndan anlamlý olur. Türkiye'de ilk kez, Özal-Demirel-Ecevit tercihleriyle Cumhurbaþkanlýðý seçiminde sivilleþme kurumlaþýr ve konsolide olur.
Ayrýca, 7 yýl Cumhurbaþkanlýðý yapmýþ Demirel'e göre, siyaseti "kiþiselleþtirme" ve zorlamadan da kurtulunur.
6. Böyle bir tercih, Demirel'i emekliye sevkedeceði ve Ecevit'i Çankaya'ya taþýyacaðý için, siyasette artýk zamaný gelmiþ olan "kuþak deðiþimi"ni de, Cumhurbaþkanlýðý makamýna o malžm "hassas dengeleri" koruyabilecek bir kiþiyi oturtarak teþvik etmiþ olur.
Bu öneriye ve ardýndaki gerekçelere, aklý baþýnda bir itiraz göremiyorum...