CUMHURBAŞKANI Süleyman Demirel, Avrupa Birliği'ne aday üyelik ve sonuçları şimdiden görülmeye başlayan istikrar programı sayesinde Türkiye'nin 2001 yılında çok rahatlayacağını söyledi. Toplumda varolan ama gizli kalmış güçlerin ortaya çıkartılmasıyla Türkiye'nin patlama yapacağını kaydeden Demirel "Eğitim hamlesinde bu görülmüştür. Gönüllü bir güç bu. Tepeden yapamazsınız, tabanı harekete geçirmelisiniz" diye konuştu. Türkiye'nin yüksek enflasyonla daha fazla devam edemeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı "Zaten bunu indiremezsek Avrupa ile bir arada olma iddiamız geçerli olmaz. Bir mecburiyettir bu. Gayri kabili içtinaptır. Yani kaçınılmazdır" dedi. Köşk'te Genel Yayın Müdürümüz Ufuk Güldemir, Başyazarımız Güngör Mengi, Ankara Temsilcimiz Tayfun Devecioğlu ve yazarımız Yavuz Donat'ı kabul eden Cumhurbaşkanı Demirel, güncel konulara ilişkin soruları şöyle yanıtladı:
- Efendim dün Köşk'te bini aşkın hayırsevere ödül, plaket verdiniz. Sizin çağrınızla eğitimde, sağlıkta büyük bir atılım oldu...
Demirel: Halkın gücünü kudretini ortaya çıkartmak lazım. Nasıl ki, Peri Suyu'nda 5 tane baraj kurup 1 milyar kilovatsaat elektrik alıyoruz. Eğitim hamlesinde de böyle oldu. Dün çok güzel bir tablo vardı burada. Mevcut, mekruş, gayri meksuf.. Yani mevcut olan, gizli ve keşfedilmemiş... Bu gücü meydana çıkartacaksınız. Önüne iyi bir şey koyduğunuz zaman ona büyük bir şevkle sarılıyor insanlar. Bu güç bu ülkenin insanlarında, yardımseverlerinde var. Bu güç bu ülkenin insanlarında birlik, beraberlik sayesinde var. İşte deprem. Deprem karşısında bu ülkenin insanlarının gösterdiği dayanışmayı gördük. Oradaki kardeşlerine yardım etmek için gösterdiği solidariteyi gördük. Türkiye sanıyorum 21. yüzyılda en çok kudreti burada bulacak. Bu kadar güzel insan toplandı dün buraya. Her birisi bir şey düşünen insan. Cıvıl cıvıl. Her birisinin kafasında bir şey var. Ve bir şey yapmış olmaktan mutlu. Bir şey daha yapabilmenin hevesi içerisinde. Dünkü olay oydu. Sıtkı Koçman aradı beni törenden önce. "120 kiloyum" dedi. "Beni, uçağın merdiveninden aldırıp ve yine oraya bırakacaksın" dedi. "Merak etme, gel" dedim. Kadınlı, erkekli bir grup vardı.
- 21. yüzyılda inşallah Türkiye'nin bu gizli gücü uluslararası destekli bir disiplin anlayışıyla yeni bir patlama yapacak...
Demirel: Tabii yapacak. Gönüllü bir güç bu. Tepeden yapamazsınız, tabanı harekete geçireceksiniz.
- Nasıl yapacağız bunu?
- Demirel: Bu ülkenin temelini ona göre hazırlayacaksın. İnsanlar, daha korkusuz, daha hür, geleceğe daha güvenle bakar olacak. Burada eğitimin, siyasetin ve medyanın çok önemli rolü var. Ülkenin halkı her gün cinayetlerin gösterilmesinden hoşlanıyor diye, ekrana her gün cinayet de koyabilirsin. Arasıra da koyabilirsin. Her gün tüyler ürperten hadiseleri de koyabilirsin. Bunları koymasınlar demiyorum ama adama hayat verecek bir şeyler de koyabilirsin. Öğretmen çok önemli bir olay. Türkiye çok güzel bir şeye girişti. Eğitim hamlesi. Tutmuştur bu hamle.
- Şimdiye kadar hep yalandı. Şimdiden sonrası doğru olacak inşallah. Enflasyonla mücadelenin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz. Uzun bir tahammül dönemi var ve tecrübelerinizle halkın bu yükü taşıyabilmesi için neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?
- Demirel: Türkiye'nin yüzde 40'ı hâlâ ekmeğini tarımdan alıyor. Senede bir defa hasat yapıyor adam. Bir seferde ürettiğini 12 ay yiyor. Adam mahsülünü hasat eder, sonra satar. Mahsul daha sonra para etmeye devam eder. Ama adamın mahsülünü tutmaya gücü yoktur. Bu adamın eline sağlam para geçerse mutludur. Ama mevsim başıyla mevsim sonu arasında para yarı yarıya değer kaybederse mutsuzdur, geçinemez. İşçisi de memuru da aşağı yukarı böyle. Türkiye bu enflasyonu daha fazla devam ettiremez. 2-3 yıllık periyod bence çok önemli. Türkiye ne yapıp yapıp enflasyonu tek haneli rakamlara indirmek zorunda. İndirezsek Avrupa ile bir arada olma iddiamız geçerli olmaz. Mecburiyettir bu. Gayri kabili içtinaptır. Yani kaçınılmazdır.
- Efendim terörle mücadelede önemli mesafeler alındı. Askerlerin de, bu ekonomik istikrar konusunda gönüllü tasarruf yapması konusumda herhangi bir telkin, ya da onlardan bir görüş yansıyor mu?
- Demirel: Türkiye'nin savunmasını güçlü tutması lazım. Belki kuvvet kullanmak mecburiyetin de kalmayacak. Ama caydırıcı gücümüzü korumamız lazım. Askerler devletin imkanlarını aşan bir şey istemezler. Deprem dolayısıyla, bedelli askerlik önerisini TSK getirdi. Bir milyar dolar deprem bölgesine gidecek.
- Demirel: Çok güzel işler oluyor Türkiye'de. Fakat, bir damla mürekkep bir damacana suyu içilmez hale getirebiliyor. Taa Niksar'dan menbadan doldurmuşsun, bir damla mürekkep -bir şişe demiyorum- içilmez hale getirebiliyor. Çok karşılaşıyoruz böyle şeylerle. Böyle şeyler halkın güvenini de sarsıyor. Bunlarla mücadele edeceksin. Toplum olarak mücadele edeceksin, hükümet olarak mücadele edeceksin, Meclis olarak mücadele edeceksin... Başka yolumuz yok. Çünkü bunların panzehiri yok. Teker teker her meselenin üzerine varılacak. Bir mesele mi meydana geldi, üzerine varılacak ve zaman içerisinde göreceksiniz çok azalacak bunlar. Olamaz, yapılamaz, ört ki ölem, deniz bitti... Bunlar kabul edilemez.
- Ama adaletsiz yaşama duygusu da çok önemli.
- Demirel: Şimdi adaletsizlikler karşısında pes etmiyoruz. Onu düzeltelim diye uğraşıyoruz. Yani insanoğlunun ümidini kırmak yerine, hadiseyi teşhis ettiğiniz zaman bunun üzerine varalım, bunu ortadan kaldıralıma çevirmek lazım. Ve bu işin müsebbibi kimse, onu ortadan kalkmasın sağlayacak tedbirlerin alındığını icra edildiğini de görmesi lazım insanın.
- Toplumda bir adalet reformu isteği var...
- Demirel: Evet senelerdir hep olagelmiştir. Türkiye'nin bir şansı var. Yetişmiş bir hakim kadrosu var. Çok güzel bir kadro. Yetişmiş bir savcı kadrosu var. Yetişmiş bir avukat kadrosu var. Bunların hepsi çok güzel kadrolar. Türkiye Cumhuriyeti'nin geçen 76 senede yaptığı önemli işler var. Cumhuriyet'in kurumlarını kurmuş ve kadrolarını yetiştirmiştir. Bunun değerini yeni kurulmakta olan devletlere baktığımız zaman anlıyoruz. Türkiye'nin her işini yapacak kadrosu var. Peki adaletin dağıtımındaki şikayetler nereden geliyor? Daha çok usul ve uygulamalardan geliyor. Şimdi sıra bunu düzeltmeye geldi. Sanıyorum ki yargı reformu devletin önündeki en önemli meselelerden biri. Yargı mensuplarının şartlarının da düzeltilmesi lazım.