kapat

22.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN DÜNDAR(cdundar@sabah.com.tr )


İkinci adam

Birkaç gün sonra İsmet İnönü'yü 26. ölüm yıldönümünde anacağız. Bu kez anma törenlerine biz de bir belgeselle katılıyoruz.

Bülent Çaplı ile birlikte hazırladığımız "İsmet Paşa" belgeseli önümüzdeki günlerde CNN Türk'te yayınlanacak.

Bu belgesel için, bir yılı aşkın süredir, çok iyi bir ekiple birlikte Paşa'nın hayatını inceliyoruz. Yemen çöllerinden cumhurbaşkanlığı köşküne uzanan 89 yıllık bu inanılmaz serüvenin labirentlerinde dolaşıyoruz; ve doğrusu her koridorda yeni bir İnönü ile karşılaşıp şaşırıyoruz.

***

Benim kuşağım onu, siyah beyaz görüntülerde, milli mücadeleyi ya da Atatürk'ü anlatan, kulağı ağır işiten, kısık sesli tonton bir ihtiyar olarak anımsar.

Bir önceki kuşak için ülkenin despot "Milli Şef"i ve CHP'nin değişmez genel başkanıdır.

Daha geridekiler ise onu İnönü'de ülkenin makus talihini değiştiren zafere ve Lozan'da cumhuriyeti kuracak anlaşmaya imza atan Paşa sıfatıyla anarlar.

Ancak belgesel ekibiyle birlikte biz, Paşa'nın özel dünyasının kapılarını aralayınca her kuşakta ayrı iz bırakmış bu kumandandan bambaşka izlenimler derledik. İhmal etmeden tutmaya çalıştığı günlüğü, küçük not defterlerindeki karalamaları ve titizlikle sakladığı özel mektupları, onun hiç dışa yansıtmadığı iç aleminden bambaşka renkleri ele veriyordu.

Belgeselde bu renklerden de izler bulacaksınız.

Yolu yarılamış olanlar onun 36 yaşında genelkurmay başkanı olduğunu öğrenince biraz sıkılacak belki...

Cephede savaşırken 1.5 yaşındaki oğlunun ölümünün ardından eşine taziyelerini üç demet gülle bildirme inceliği, bugün eşlerine köşe başından bir demet kır çiçeği götürmeye üşenenleri mahcup edecek.

Lozan'da taviz dolu bir metni imzalamamak için döktüğü ecel terleri, günümüz diplomatlarına ibret olacak.

54 yaşında görevden azledilince viyolonsel ve İngilizce derslerine başlaması, 82 yaşında daha iyi yüzebilmek için stil dersleri alması, "Yaşlandım" diye hayata küsenlere umut verecek.

Sandıkta yenilince "Değişiklik özlemi milletlerin en tabii arzusudur" diyebilmesi, miting meydanından inerken "Keşke biraz da Allah'tan, dinden söz etseydiniz" diyenlerle "İnerken 'Allahaısmarladık' dedim ya diye alay edebilmesi, 22 Şubat darbe teşebbüsünde herkesin sindiği noktada, "Gerekirse tek başıma Meclis'e gider otururum. Cesedimi çiğnemeden teslim alamazlar" diyen gür sesi, oğlunun uçağı kaçırıldığında dahi, "Sakın pazarlığa girmeyin" şeklindeki tavsiyesi, ondan işaretler verdiği gibi, yeni kuşak siyasetçilere de ders verecek.

***

Ancak itiraf etmeliyim ki, bütün bunların dışında, son bir yıldır, neredeyse bütün yaşamını didik didik ettiğimiz Paşa'dan bana kalan en derin iz, "ikinci adamların kaderi" üzerine bazı gözlemler oldu.

Tarih, "Birinci adam"lar üzerinden yazılıyor.

"İkinci adam"lara ise o tarihin bedelini ödemek düşüyor.

İç dünyasına girince, İsmet Paşa'nın ruhunun derinliklerinde, bu rol dağılımının yarattığı hayal kırıklığının izlerini bulabiliyorsunuz.

Hayatının önemli bir bölümünü "birinci adam"a kalkan olmaya adayan bir insanın, bir yandan o adamla ilişkilerini dengelemeye çalışırken, öte yandan ona yöneltilemeyen saldırıları göğüslemek zorunda kalması, işler kötüye gittiğinde de sorumluluğu üstlenip bir kenarda durması, belki bütün devrimlerin kaderi, belki bütün gündelik ilişkilerimizin içinde saklı bir haksızlıktır.

"Cesur olan"la, "temkinli olan", belki bu sıfatları birbirlerine borçludurlar. "Cesaret", birilerinin nasıl olsa "temkinli" davranacağına duyulan güvenle kamçılanır ve rol dağılımında birine cesaret düştü mü, diğerine sadece temkinlilik kalır.

Hemen her devrimde, devrimi yapanlarla, koruyanlar arasında yaşanan bir çelişki bu...

Bir gün Atatürk'le İnönü'nün küslüğünün öyküsü, başlı başına bir belgesel ya da film yapılırsa, orada bu müthiş dostluk ilişkisinin satır aralarında bütün "birinci adam"larla, onun gölgesinde kalan "ikinci"lerin yaşadıklarına benzer bir sancılanmanın ipuçları çıkacaktır ortaya...

İsmet Paşa'yı ve ona yönelik eleştirileri tam anlamıyla çözebilmek için o ipuçlarını hakkıyla değerlendirebilmek gerektiğine inanıyorum.

"İkinci adam"ı, ölümünden çeyrek asır sonra saygıyla anıyorum.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır