Bir dönem "özelleştirmenin patronu" olarak anılan Alaattin Çakıcı, yurtdışında bulunduğu sıralarda basına sızdırdığı kasetlerle, basına verdiği demeçlerle Türkiye'yi sarsıyordu. Çakıcı şimdi Kartal Cezaevi'nde. Hiç konuşmuyor. Ama yine Türkiye'yi sarsmaya devam ediyor.
Çakıcı bu kez yargı ile polisin "kimyasını bozdu." Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ile İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın "Çakıcı polemiği" günlerdir devam ediyor. İki bakanlık arasında şimşekler çakarken, Çakıcı Kartal'dan bu manzarayı izliyor.
Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, basına yansıyan büyük tartışmalara rağmen İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'la problem yaşamadıklarını söylüyor. Türk "İki bakan olarak ters düşme durumu yok. Anlaşma güçlüğü yaşandı" diyor.
"Bu konuda en küçük bir kuşku bile duymadım. Devletin asli görevi suçlu da olsa vatandaşının canını korumaktır. Böyle bir ihtimal aklımdan bile geçmedi."
Çakıcı'nın Türkiye'ye iade edildiği olaylardan biri Hıncal Uluç'un yaralanmasına ilişkin davaydı. Çakıcı'nın "azmettirici" olarak yargılandığı bu dava zaman aşımı nedeniyle düştü. Ancak, hukuk profesörü olan Adalet Bakanı bu kanıda değil:
"Olay 24 Mart 1994'te olmuş. Bu tip olaylarda zaman aşımı 5 yılda, yani 24 Mart 1999'de doluyor. Ancak olaya bakan mahkemenin hazırladığı iade talepnamesinde zaman aşımının 4 Eylül 2001'de dolacağı belirtiliyor. Arada yaşanan bir olay nedeniyle zaman aşımı süresi yüzde 50, yani 2.5 yıl artmış. Bu olay Çakıcı'nın Fransa'da yakalanması olabilir. Talepnamede açık olarak belirtilmiyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı mahkemenin kararı için temyiz yoluna başvuracak. Kararın temyiz edileceği inancındayım."
İddialardan biri de şu: Çakıcı'yı yargılayan mahkeme 8 Ekim 1998'de Adalet Bakanlığı'na başvurarak Fransa'da tutuklu bulunan Çakıcı'nın ifadesinin alınmasını istiyor. Adalet Bakanlığı bu yazıyı sumen altı ediyor. Böylece zaman aşımının kesintiye uğraması engelleniyor. Türk'ün bu iddiaya cevabı da şöyle:
"Bu yazı yani istinabe istemi Sayın Denizkurdu zamanında Bakanlığa ulaşıyor. O sırada Aix en Provence Mahkemesi, Çakıcı'nın 2 suçtan Türkiye'ye iadesine karar veriyor. Denizkurdu iade işleminin zarar göreceği endişesiyle yazıyı bekletiyor. Sayın Öztek zamanında da yazı bekletiliyor. Benim dönemimde istinabe talebi işleme konuldu. Ancak istinabe gerçekleşmeden Çakıcı iade edildi. Bez burada geç kalmadık. Zaman aşamının 4 Eylül 2001'de dolacağını dikkate aldığımız düşünülürse, burada gereken zamanda hareket ettiğimiz ortaya çıkıyor. Mahkeme kararında kullanılan ifade yazının sumen altı edildiği değil, bekletildiği yönünde."
Çakıcı Türkiye'ye iki suçtan yargılanmak üzere iade edildi. Hıncal Uluç olayı ve çete suçlaması. Bu çete suçlaması Türkbank olayını kapsamıyor. Peki Çakıcı Türkbank konusunda yargılanamayacak mı? Türk "Yargılanacak" diyor ve ekliyor:
"Çakıcı'nın 4 ayrı olay için yargılanması konusunda Fransa'dan onay istiyoruz. Türkbank olayını kapsayan çete suçuna ilişkin dosya hazırlandı. Fransızca'ya çevrildi ve bugün (dün) Dışişleri Bakanlığı'na iletildi. Hemen gönderilmesini rica ettik. Emin Cankurtaran'ın yaralanması ve sahte pasaport suçlarıyla ilgili dosyalar da tamamlanmak üzere. Engin Civan'ın yaralanması olayında savcı TCK 450'den ceza istemiş. Yani idamı öngörüyor. Bu da yanlış. Bu suçun cezası en çok 7.5 yıl. Bunu da düzeltip, Civan olayından da yargılanmasını sağlayacağız.
Önceki güne göre daha sakin görünen Hikmet Sami Türk "Adalet Bakanlığı görevini yapıp Çakıcı'nın iadesini sağlamıştır. Şimdi görev bağımsız yargıda" diyor. Türkiye, bağımsız yargının başta Türkbank olmak üzere Çakıcı adının karıştığı tüm olayların aydınlatmasını bekliyor.