


Ustam nerede, ben nerede?
Almanya'da, Başbakanlık binasında bazı "belgeler" kayıp... Belgeler "Kohl dönemine" ait... Helmut Kohl'ün "kara kasası" ile ilgili belgeler.
Alman adaleti 25 yıl parti liderliği, 16 yıl Başbakanlık yapan Kohl'e "hesap sorabiliyor."
Ama biz...
Mafya liderine soramıyoruz.
Bu işte bir "terslik" yok mu?
***
Bir Fransız firması "eski Doğu Almanya'daki petol şirketini" satın almış.
Alırken de...
Başbakan Kohl'ü "görmüş."
Bir başka firma "demiryolu idaresine ait lojmanları" almış.
Yine Kohl "görülmüş."
Suudi Arabistan'a silah satılmış.
Satan işadamı "Kohl'ü memnun etmiş."
"Özetleyecek" olursak...
Kohl, altı yıl boyunca "açıktan para almış."
"Alman adaleti" soruyor:
- Kimlerden aldın?.. Ne kadar aldın?
Ve işin "püf" noktası şurada...
"Kendi partisi" Kohl'e değil, Alman adaletine yardımcı oluyor.
Bize gelince...
Biz "böyle durumlarda" pisliğin üzerine "şal" örtüyoruz.
Çakıcı olayında bile "adalet ve emniyet" mafya babasından değil...
"Birbirlerinden" hesap soruyorlar.
***
Geçen hafta Meclis'te bir "kıyak emeklilik operasyonu" yaşandı.
"Sivil toplum" tepki gösterdi.
Meclis'e gidince bir de ne görelim...
Milletvekillerinin çoğu "tepkiye... Tepkiyi seslendiren medyaya" ateş püskürüyorlar.
Kimi "gazetecilerin aldıkları maaşların" peşine düşmüş.
Kimi de, böyle konularda "yayın yasağı" istiyor.
Geçtiğimiz yıllarda Hamburg Eyalet Parlamentosu'nda "milletvekili maaşlarının artması" konuşuluyordu.
Yaşlı bir Alman kadın, önceden, "hazırlık" yapmış.
Çantasına "beş marklık... On marklık banknotları" doldurmuş.
Milletvekilleri "maaş artışı için" parmak kaldırınca.
Yaşlı kadın, dinleyici locasından aşağı sarkıp, çantasını ters çevirivermişti.
Banknotlar, milletvekillerinin tepesine yağarken...
Yaşlı kadın bağırmıştı:
- Siz paradan başka bir şey düşünmez misiniz?
***
"Eylemci" yaşlı Alman "hapse atılmadı."
Hakkında dava bile açılmadı.
Sadece Meclis polisi "kimliğini" saptadı.
Sonra da serbest bıraktı.
Ve eylem, ertesi gün Alman medyasında "ilginç bir protesto" diye yayınlandı.
Hepsi o kadar.
Bizde ise...
"Üniversite harçları çok yüksek" diye Meclis'te pankart açan gençlerin başına gelmeyen kalmadı.
"DGM'de" yargılandılar.
"Uzun süre" içerde kaldılar.
***
Milletin vekili "vekilken de, emekliyken de" kimseye muhtaç olmamalı.
Ama bir şeyin altını çizelim...
Bu konu, dünyanın bütün parlamentolarında "sorundur."
Yapılacak iş "milletvekilinin özlük haklarını doğru dürüst bir sisteme bağlamak."
Ama "yangından mal kaçırır gibi" değil.
Meclis Başkanı Akbulut'la konuştuk.
Eşi, Anayasa Mahkemesi Üyesi olan Akbulut "en sağlıklı düzenleme, Anayasa ile yapılan düzenlemedir" dedi.
Yine eşi Yargıtay üyesi olan DYP'li Turhan Güven de üzgündü.
"Gece yarısı, korsan kanun çıkarma dönemi sona ersin... Personel sistemi A'dan Z'ye yeniden düzenlensin" diye konuştu.
Ama biliyoruz ki "çoğunluk" onlar gibi düşünmüyor.
***
Uzun sözün kısası...
Almanya "Kohl'ün defterini dürerken", biz mafya babalarını "yükselen değer" ilan edeceğiz.
Ve "korsan yasalarla" 2000'e gireceğiz.