


Veli Göçer'den mektup!
Hani bir Veli Göçer vardı, ilk büyük depremde Yalova'da yaptığı değil sattığı evler yıkılan müteahhit... Ünlü, ünsüz firmaların da diktikleri binalar çökmüş, enkaz altında çok sayıda insan canını vermişti. Fakat o günlerde Veli Göçer tek halk düşmanı ilan edilmiş, "Vurun Veli'ye türü..." linç psikolojisini tatmin duygusunu akla getiren biçimde tutuklanmış, Konya E Tipi Cezaevi'ne konulmuştu.
Mektup 16 Aralık'da atılmış.
100 gündür yatıyorum diyor.
Ne ilginç raslantı. Alaattin Çakıcı'nın zaman aşımı kitabına uydurulduğunun açıklandığı ve Jet Fadıl'ın kendisini yargılayan hakimle ziyafet yemeği yediği gün Veli Göçer, hapishaneden gönderdiği mektupta; "90 bin bina yıkıldı, bunları da yapanlar ve satanlar oldu. Neden 100 günlük tutuklu bir tek ben varım?" diye soruyor.
Çakıcı zaman aşımında...
Fadıl bey, hakim ziyafetinde...
Veli Göçer içerden sesleniyor...
Neden ben 100 gündür buradayım.
Ayıbın gölgesi...
Adaletin üzerine düşmüş!
***
Onu da salıversinler bari... Eşitlik olsun. Adaletin sefaleti. Veli Göçer uzun yazmış: "Ben aslında konutları yapan değilim, ben bir konut pazarlamacısıyım. Benim ismimi kullanarak konutları yapanlar dışardalar, ben sadece bu konutların pazarlanmasına aracılık ettiğim ya da 'konutların satışı hızlansın' diye ismimin kullanmasına izin verdiğim binalar çöktü... Yıkılan binalarda sorumluluğum olmadığı halde, sadece şirkette Veli Göçer ismini kullanma hakkını vermiş olmamdan dolayı suçlu ilan edildim..."
Böyle sürüp gidiyor mektup....
Büyük depremde yıkılarak ölüme sebebiyet veren binaları, bu binaların projelerini ve proje hesaplarını yapan mühendisleri, bu projeleri inceleyerek yapım ruhsatı veren belediye fen işleri mühendislerini, binaların yapımında görev alan uygulayıcı (teknik uygulama sorumlusu) mühendisleri, binaların yapımını ve satımını üstlenen müteahhitleri savcılar soruşturma altına almışlardı.
Belgeler toplanmıştı.
Kanıtlar biraraya getirilmişti.
Sorumlu müteahhitler, ona yataklık eden mühendisler, kötü kentleşmeye neden olan belediye başkanları, belediye encümen üyelerinin ciddi hesap verecekleri bir sürece girilmişti.
***
Gerçekten ne oldu?
İzmit Başsavcılığı, çökerek insan ölümüne sebep olmuş binalardan Kocaeli'nde 393, Körfez'de 99 ve Karamürsel'de 18'i için soruşturma başlatmıştı. Müteahhitler, proje çizen mühendisler, ruhsat veren belediyeler sıkı takibe alınmıştı. Sakarya Başsavcılığı da 613 binayı soruşturma altına almıştı. Yalova Başsavcılığı 68 bina hakkında dava açmış, 61 kişi hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkartmıştı. Avcılar Savcılığı ile Gölcük savcıları da aynı yönde harekete geçmişlerdi. Gölcük'te de Deniz Kuvvetleri'ne ait askeri tesisler çökmüş, 545 subay, astsubay, uzman erbaş, er, askeri öğrenci, sivil memur ve asker ailesi yaşamını yitirmişti. Bu binaların müteahhiti için de soruşturma başlatıldığını o dönemde gazeteler yazmıştı.
Gerçekten ne oldu?
Çakıcı zaman aşımında...
Fadıl bey hakim ziyafetinde...
Bir tek Veli Göçer kaldı içerde...
Onu da salıversinler...
Adaletin tam sefaleti olsun...
Haliç'in sadabat günleri!
İSKİ Basın Müdürlüğü açıklama gönderdi. İslah çalımları bitmiş dereleri isim isim ve çalışmaya başlamış atıksu kollektörlerini proje proje sıralıyor. Ve "yapılan çalışmalar neticesinde Haliç'in kurtarılması istikametinde bugüne kadar büyük mesafeler kaydedilmiştir. Haliç'in sadabad günleri yakındır. Haliç'in temizlenmesi için İSKİ, bugüne kadar 328 milyon dolar yani bugünkü rayiç bedelle yakalışk 174 Trilyon lira yatırım yapmıştır" deniyor. Fakat aynı açıklamada 99 fabrikanın zehirli kimyasal atığını Halic'e akıtmaya devam ettiği de haber veriliyor.
Türkiye için biraz daha ışık...
Hergün biraz daha...
Söyledikleriniz doğru olsun.
Sakladıklarınız az olsun...