Türkiye bütün sorunlarını aşabilir. Bunun tek engeli var: Adaletin derin devlete ait kalın duvarları aşıp içine girememesi..
Derin devlet ser veriyor, sır vermiyor.
Alaattin Çakıcı etrafında kopan kıyamet, siyasetçi, işadamı ve CIA ilişkilerinin kanlı ve kirli yumağını anlatan "Pelikan Dosyası" adlı Amerikan filmini sollayacak galiba..
Türkbank rezaleti de dahil bir çok karanlık olayın arkasındaki isim olan Çakıcı Fransa'da yakalanınca hükümet iade başvurusu yaptı.
Başvuru, idam cezası istenmeyen 5 dava dosyasıyla ilgiliydi. O tarihte Adalet Bakanı Denizkurdu idi.
Türkbank ihalesini kazanan işadamı Korkmaz Yiğit'in vücut kimyasını değiştiren Çakıcı konuşmasının telefon bantları çıktı.
Siyaset ve yeraltı dünyasının ilişkilerini deşifre eden bu gelişme 25 Kasım 1998'de Mesut Yılmaz hükümetini götürdü.
Partileri aşan kavga
Türkbank ihalesinde dönen dolapların açığa çıkmasına mutlaka ihtiyaç vardır.
Devletin içinde derin bir mücadele var.
Bir kesim Çakıcı'yı konuşturarak devlet içindeki bir kesimi tasfiye etmek istiyor. Onlar da Çakıcı konuşmasın diye her şeyi yapıyor.
Mesut Yılmaz, Çakıcı'nın susmasını isteyen tarafta biliniyor. Ama bakıyoruz DSP'li Adalet Bakanı bu amaca hizmet ederken ANAP'lı İçişleri Bakanı, Çakıcı'yı konuşturmak isteyen gayretlerin önderi durumunda.
Nasıl bir bilmece bu?
Sabah'ın bugün manşeti "Bakan-Çakıcı işbirliği.." Ama korkarız daha derin ve partileri aşan bir olayla karşı karşıyayız.
Düğümü çözecek bazı sorular var:
Denizkurdu, seçim döneminin tarafsız bakanı olarak Mesut Yılmaz hükümetine girmişti. Çeteler mücadelesine inanmış biri olduğu halde Ecevit, azınlık hükümetinde niçin onun yerine Selçuk Öztek'i koydu?
Denizkurdu Türkbank soruşturması için Fransa'dan ek talepte bulunmayı ihmal etmezdi. Selçuk Öztek ihmal etti, neden?
Yoksa koltuğun şartı mıydı bu?
Kaset sağanağı alarmı
Sorular bitmiyor.. Hikmet Uluğbay, azınlık hükümetinde Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı idi. O, Fransa'ya verilen iade talebine Türkbank soruşturmasının eklenmesi için istekte bulunmadı mı?
Azınlık hükümetini sıkıntıya sokmamak için ısrarcı olmadıysa seçimden sonra kurulan üçlü koalisyona talebini getirmedi mi?
Bilmiyoruz ama öğrenmeliyiz..
Uluğbay'a dün ulaşamadım. Fakat kamuoyunun baskısı sayesinde Türkbank olayı ile ilgili sorgulama izni için Fransa'ya başvurulmasına hükümetin karar verdiğini öğrendik.
Bu iyi bir gelişmedir.
Çakıcı sorgulanmalı ve bildiği her şeyi söylemeli.. O bilgilerin ışığında yargı gereken temizliği yapmalı ki Türkiye kendine şantajlardan etkilenmeyen bir gelecek kurabilsin.
Aksi halde önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimini kaset düelloları içinde geçireceğimiz belli değil mi?