kapat

22.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Ekvator sıcağında dayanıklılık testi
Kanada Birliği'nin komutanı korkunç sıcakta benim tahammül derecemi sınamaya kalkışmaz mı? Litrelerce su içtim ama pes etmedim!

Görevi resmen devralmadan önce birlikleri geziyordum. Bunlardan biri de Kanada Birliği ziyaretiydi. Uzun boylu Birlik Komutanı 42-45 derece öğle sıcağında bir zırhlı personel taşıyıcı ile şehri iki saat süreyle bana gezdirdi. Sıcaklık araç içinde daha da artıyor ve çelik aksama dokunmak mümkün olmuyordu.

Şebel Nehri şehrin içinden geçiyor ve çocuklar bu nehirdeki vahşi hayvan tehlikesini umursamadan yüzüyorlardı. Gezi sırasında BM'ce hastane olarak kullanılan revir büyüklüğündeki bir sağlık ocağı dikkatimi çekti. İç harpte tahrip olmuştu ama yine de kullanılıyordu. Ocakta çok sayıda çocuk tedavi görmekteydi. Hemen hemen hepsi de yılan ısırmasından muzdaripti.

Beletveyn şehri hakikaten kontrol edilir bir durma getirilmişti. Birlik komutanı bana şehri gezdirirken yapmış olduklarını göstermekten büyük haz duyuyordu.

GİZLİ İDDİALAŞMA
Bir taraftan da benim bu sıcaklığa tahammül edip edemeyeceğimi görmek istiyordu. Benden her an, "Yeter artık, geri dönelim," dememi bekliyordu. Yani beni deniyordu. Bunun farkındaydım; pet su şişelerini birbiri ardına bitiriyor ama pes etmiyordum.

Bu olay bana denizcileri hatırlattı. Gemi sallandığı zaman herkes birbirini kollar. Kim önce kusacak diye! Kim birinci olacak? Bu sırada müthiş gergin olursun. Sinirli olursun. Ama kendini tutarsın.

İşte biz de öyleydik. Ben desem ki artık dönelim, hemen döneceğiz. Kim düşecek, diye bakıyoruz.

Neticede Birlik Komutanı gezinin bittiği tekmilini verdi ve dayanıklılığım nedeniyle beni kutladı. Bundan önceki ziyaretlerin de bu kadar uzun sürmediğini ilave etti.

Somali'ye yeni gelen personel aşırı sıcağa alışıncaya kadar devamlı su içmek ihtiyacını duyuyordu. Bir iki ay boyunca yanlarında pet su şişesi taşıyorlardı. Bu suretle yeni gelenleri hemen anlamak mümkündü.

OLMADI "SAYIN" BAKAN
O günlerde Yunanistan Savunma Bakanı, Somali'ye birliklerini ziyarete gelmişti. Yunan irtibat subayı Bakan'ın daha sonra Mogadişu'ya gelerek beni de görmek istediğini belirtti. Bir teamül olarak üst düzey yöneticiler Somali'ye geldiklerinde beni ziyaret ederlerdi. Olay hoşuma gitti. BM'nin ülkeler arasındaki çekişmeleri unutturabileceğini düşündüm.

Ancak ertesi gün Yunan irtibat subayı büyük bir hayal kırıklığı ile Bakan'ın beni ziyarete gelmeyeceğini söyledi.

Ben de bunun üzerine protokol yetkililerine, "Bakan'ın beni ziyaret etmemesi durumunda onların da ziyareti kabul etmemelerini," söyledim. Bunu üzerine Bakan kendi birliklerini ziyaret etti ama Mogadişu'ya uğramadan Somali'den gitti. Görev süremde devlet başkanları dahil 104 üst seviyede delegasyonla görüştüm. Ama bu olayı hiç unutmam. Halbuki onunla bir araya gelseydik uluslararası ortamda çok güzel bir dostluk mesajı vermiş olacaktık.

AMİRALİN ISRARI
Bu arada ciddi bir sorunla karşılaştık: UNITAF görevi bir an evvel bize bırakıp gitmek istiyordu. Ancak bizim bazı birliklerimiz henüz Somali'ye gelmemişti! İşler karışmıştı. Emekli Amiral ve BM Somali Özel Temsilcisi Howe, devir teslimi ertelemeyi düşündü. Bense bu işi Mayıs başında yapmak istiyordum.

Amiral Howe kararında ısrarlıydı. Hatta görev devir teslimini geciktirebilmek için New York'a gitmeyi planladığını söyledi. Amacı, "BM Genel Sekreteri ile görüşüp devir tesliminin Haziran'da yapılmasını ve Avutralya ile Kanada Birlikleri'nin geri çekilmesinin 2-3 ay geciktirilmesini istemek" olduğunu bana anlattı.

Kendisine bu saatten sonra UNITAF'ın çekilmesinin geciktirilmesinin imkansız olduğunu izah ettim. Ancak ikna olmadı. Bir sürü tartışma ve toplantı yapıldı. Kofi Annan beni iki kere aradı. 4 Mayıs tarihi iyice belirginleşmişti. Amiral Howe hâlâ tatmin olmamıştı. Aslında biz de tam tatmin olmamıştık. Ancak başka seçeneğimiz yoktu. Tören gecikirse, UNITAF'ın UNOSOM Birliklerine "Emir Komuta Etme" ihtimali artıyordu. Bunu kabul edemezdim. Sonuçta 4 Mayıs 1993 tarihi BM tarafından da onaylandı.

BİR İLKE İMZA ATTIK
Tören bittiğinde UNOSOM-II Harekatı resmen başlamış oldu. Tarihinde ilk kez BM, gerektiğinde kuvvet kullanmayı da öngören bir harekata girişiyordu. Kore Harbi ve Körfez Harekatında da kuvvet kullanılmıştı. Ancak iki harekat da aynı UNITAF gibi ABD liderliğinde yapılmıştı. Oysa UNOSOM-II Harekatı tamamıyla BM liderliğinde ve onun kontrolünde icra edilecekti.

"Komutan bizden ya!"
KIzIlay, bir ticari gemi ile Türkiye'den Somali'ye yardım malzemesi getirdi. Ancak bu BM'e duyurulmamıştı. Yardımların önceden BM'nin ilgili kuruluşlarına duyurulması gerekiyordu. Kızılay yetkilileri, "Nasıl olsa UNOSOM-II Komutanı bizden. Bu şekilde Komutanımızı da onore etmiş oluruz," gibi tertemiz bir duyguyla bu yardımı gerçekleştirmek istiyordu. Ancak Somali'deki BM yetkilileri onlara en az bir hafta süreyle geminin Mogadişu Limanı açıklarında beklemesi gerektiğini söylemişti. Çünkü sırada yük boşaltmak amacıyla bekleyen birçok gemi vardı. Ancak programda olmayan bu gecikme Türkiye'den gelen bu ticari gemiyi son derece olumsuz etkiliyordu. Çünkü programa göre gemi yükünü boşalttıktan sonra Japonya'ya gidecekti. BM yetkilileri ile bizzat ben görüştüm ve gerekli önceliği aldık. Gemideki yardım malzsemesi hemen boşaltıldı. Biz de o gece gemide vatan hasretimizi gidermeye çalıştık.

ÇEVİK BİR


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır