|
|
İlkbahar'ın yerine Amerikalı müdür
'60 yaşını dolduran herkes Koç Grubu'nda emekli olması kuraldır' diyebilirsiniz. Ama bu kuralın İlkbahar için bozulacağı son zamanlarda konuşuluyordu.
Anadol'un üretimi de dahil Otosan'daki pek çok yeniliğin tanığı ve şirketin 14 yıllık Genel Müdürü Ali İhsan İlkbahar yılbaşında emekliye ayrılıyor. Koç Holding'de, Ford'un 550 milyon dolarlık yatırıma soyunduğu için, İlkbahar'ın görev süresinin uzatılması görüşülüyordu.
İlkbahar, emekli olmayı kendisi istemiş. Müşavirlik bürosu açıp, sektöre hizmete devam edecek. Genel Müdürlük koltuğuna da bir Amerikalı yönetici geçiyor. Üstelik, bu yöneticinin genel müdür olmasını teklif edenlerden biri de İlkbahar. Genel Müdür Baş Yardımcısı olan ve Ford'un Türkiye'de yatırımını gerçekleştirmesi için en büyük çabayı harcayan Mark Schulz Otosan'ın yeni genel müdürü olacak. Schulz'un üç yılı Aralık'da doluyordu. Eğer görev değişikliği olmasa Türkiye'den ayrılması gerekiyordu. Şimdi bu değişikliğin bir çok anlamı var. Birincisi, Otosan artık ciddi olarak Ford'laşıyor.
Şirket kurulduğundan beri ilk kez yabancı bir genel müdüre teslim ediliyor. İkincisi, Koç, bir Amerikalı Genel Müdürü onaylayarak ilk kez anlaşmanın dışına çıkıyor. Ford Otosan'da şimdi üç üst düzey yönetici de Amerikalı. Schulz, Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Jon Trautman ve Baş Finans Müdürü David Smith.
İşveren inandı ya işçi?
Türkiye'nin önde gelen şirketleri, birer birer hükümetin enflasyon programına göre kendi programlarını değiştirdi. Çünkü bu kez acı ilacı bütün kesimlerin içeceğine olan inançları tamdı. Ama enflasyonun en önemli ayaklarından olan işçi-işveren ilişkilerinde, yani toplu sözleşmelerde izlenecek olan tutumun kaygısı da yaşanmaya başladı.
Konuştuğum pek çok işadamı 2000'de en az 350-400 bin kişiyi ilgilendiren metal ve tekstil sektörü başta olmak üzere bir kaç toplu sözleşmenin önemine işaret ediyordu. Kamuda bir milyona yakın işçiyi ilgilendiren toplu sözleşmeler de önümüzdeki yıl.
Programa tam destek veren işverenler, enflasyonda hedefe ulaşılması için işçi kesiminin de destek verip vermeyeceğinden emin değil.
Koç Holding Başkanı Rahmi Koç'un, bir söyleşisinde "Enflasyon insin bana dokunmasın" felsefesine değinmesi anlamlıydı. Koç, yakınlaşan sözleşme görüşmelerini hatırlatıyor ve hükümetin gerek işçiye gerekse işverene 'bundan fazlasını isteme' diye bir sistem getirmesi gerektiğini vurguluyordu. Tabii taraflar üzerine düşeni yapmazlarsa, enflasyonu düşürmek kolay olmayacak.
Ancak işçi kesimiyle görüşünce bir dokunup bin ah işitiyorsun. Herşeyden önce işçiler arasında hükümetin enflasyonu düşüreceğine inanmayanlar çoğunlukta. Geçmiş dönemlerde, örneğin işverenler adına Halit Narin, sözleşmelerde geçmişe dönük fedakarlık istemişti. İşçi sendikaları da karşı çıkmıştı.
İşçinin fedakarlık konusunda çok hassas olduğu anlaşılıyor. Tekstilde sendikalı bir işçinin eline ortalama net 110 milyon lira geçiyor. Şimdi işçi temsilcileri bu ücretle nasıl geçinildiğini görmeleri için parlamentonun bir işçiyi etüd etmesini istiyor. 2000'de enflasyon yüzde 25'e düşecek. Eylül'deki görüşmelerde neler olacağı bilinmez ama enflasyonun indirilmesinde izlenecek tutumun ne kadar önemli olduğu çok açık.
Eczacıbaşı'nın otomobili ve hırsız
Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, bir toplantı için önceki gün TÜSİAD'ın Tepebaşı'ndaki merkezine geldi. Eczacıbaşı'nın zırhlı Mercedes'ini kullanan şoförü ve koruması, otomobili binanın karşısına park edip içerde beklemeye koyuldu. Ancak o sırada "cesur" bir hırsızın gözü otomobile takılmış ve tam operasyonuna başlarken, TÜSİAD'ın güvenlik görevlileri kameralardan olayı tespit etmiş. Böylece büyük hayaller kuran hırsızın macerası karakolda son bulmuş.
ŞELALE KADAK
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|