


Yakışık almadı
Rüşvet'i önce legalleştirdiler.
Yetmedi.
Şimdi de Güzel San'atlar biçiminde sunuyorlar.
Temsil Tazminatı -ne demekse- dahiyâne bir buluş...
Milletvekilleri, Hâkimlere resmen rüşvet teklif ediyor...
Peki Hâkimler kabul ediyor mu?
Onu bilmiyoruz.
Para alış verişi, henüz gerçekleşmedi.
Ortada sadece bir teşebbüs var.
Acaba suç sayılır mı?
Peki şimdi meselâ Erol Evcil çıksa dese ki:
- Avukat tutacağıma Hakim tutarım.
Hakaret sayılır mı?
Bence sayılır.
Peki -ismini hiç sevmediğim- şu kıyak emeklilik için, Meclis Komisyonu, Yüksek Hâkimlere hakaret etmiş sayılır mı?
Bence sayılır.
Ama yaptırımı yok.
*
Bunca yıl göznuru dökmüş, dirsek çürütmüş, namusuyla ve şerefiyle yaşamış, vicdan ile cüzdan arasına asla sakışmamış değerli Hâkimlerimize, huzurlu ve bol imkânlı bir emeklilik hayatını çok göremem...
En yüksek maaşları, elbet onlara bağlamalıyız.
Ama yolu bu mu?
Bir ayıba onları ortak ederek mi?
Milletvekillerini onların arkasına saklayarak mı?
Yâni, bizim Hakimlerimiz, rüşveti görünce dayanamayan insanlar mı?
Bu bize Hakimlerin verdiği bir izlenim mi?
Hayır.
Öyleyse bu ne?
Herkesi herşeye âlet etme ustalığının yeni bir modeli mi?
*
İş onunla da kalmıyor.
Yüksek düzeydeki bürokratlar da aynı fotoğrafın içine sokuluyor.
Hani, organize suç derler ya, burada da organize bir ayıp sergilenip, geniş bir cephe yaratılmak isteniyor.
En mühimi de:
İşin içinde komutanlar olursa, kimse ses edemez mantığından yola çıkılıyor.
Yâni, aslında, komutanlara ayıp ediliyor.
Ama bunlar, her keyfi icraatlarını efendim, Askerler böyle istiyor diye yuttura yuttura, bizlerin Asker'e olan saygısını da sömürmeye alıştıkları için, bizi de kullanmış sayılırlar.
Yâni mesele, paradan puldan zamdan ya da temsil tazminatı'ndan ibaret değil.
Milleti birbiriyle yüzgöz eden, aleni bir pişkinlik rüzgarı esiyor. Yeter artık.