kapat

17.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
microbanner
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SEDAT SERTOĞLU(ssertoglu@sabah.com.tr )


Dersimiz Kıbrıs

Birkaç gün önce Kıbrıs'taki bazı dostlarımla konuştum. KKTC vatandaşı olanlardan söz ediyorum. Sonradan adaya gidenler değil bunlar. Doğma büyüme oralılar.. Türkiye'nin AB ye davet edilmesinden sonra morallerini sordum.. Şu cevabı aldım:

"Moraller son derece bozuk. Türkiye, Rumların AB'ye girişini onayladı. Annemiz bizi sattı..."

İşte, üç cümle ile içinde bulundukları durum. Tuttuk, bunun böyle olmadığını anlatmaya çalıştık.. İmzalanan Helsinki bildirgesindeki o paragrafı bir daha yorumlamalarını istedik.. Onların göremediği bazı noktaları işaret ettik..

Türkiye'nin bu metni kabul etmemesi halinde, adamların belki de Kıbrıs'ın üyeliği konusunda örneğin tarih verecek düzeye de geldiklerini, ancak Ankara'nın yoğun itirazları nedeniyle, bu üzerinde tartışılabilecek metne ulaştığımızı söyledik..

Kaldı ki AB'yi oluşturan ülkelerin, kendilerine "Şunu yap, bunu yapma" denmesinden hiç de hoşnut olmadıklarını hatırlattık..

Bu durumun adada bir uç politik malzeme haline getirilmemesi ve hiç kimsenin konuyu istismar etmemesi gerektiğini ısrarla vurguladık..

Denktaş'ın kırgın olduğunu tahmin ettiğimizi, çünkü henüz kendisini görmemiştik, ama bunu abartacağını sanmadığımızı belirttik..

KKTC'lilerin, sorunlara kafa yorarken, 70 milyonluk Türkiye'nin çıkarlarını da hesap etmeleri gerektiğini vurguladık..

Bilmiyorum ne ölçüde etkili olabildik.. Ama en azından 10 kişinin düşünce tarzını değiştirebildiysek, bundan mutluluk duyacağız..

Zamanında Denktaş'a ısrarla New York'a gitmesi gerektiğini, bu görüşmelerin adada yapılamayacağını, en azından başlangıcının orada olması gerektiği üzerinde durmuştuk..

Denktaş ve bizim Dışişleri önce direndi, sonra kabul etti ve New York'a gidildi.. Kötü mü oldu? Yoo.. Üstelik adadaki BM Barış Gücü konusunda KKTC ile ayrı anlaşma imzalamaları gerekecek. Bu da dolaylı da olsa bir tür tanınma anlamı taşıyor..

TV ekranlarından İsrail Başbakanı ile Suriye Dışişleri Bakanı'nın, 50 yıl süren savaş ve düşmanlık döneminden sonra, Washington'da barışı arayışlarını izliyoruz.. Bunun Türkiye için ne anlama geldiğini yorumlamaya çalışıyoruz..

Ardından, Clinton yönetiminin İran'ı terörist ülkeler listesinden çıkartma yanlısı üstü kapalı bazı açıklamalarını, gelen mesajları inceliyoruz.. Bunun Türkiye'ye yapacağı etkileri tartışıyoruz..

Türkiye'nin tek meselesi Kıbrıs değil.. Bu gerçeği hepimiz görmeliyiz.. Türkiye'nin o kadar çok ikili ve çok taraflı sorunu var ki..

Bir gün yolunuz düşerse veya o imkanı bulabilirseniz, Dışişleri'ne bir sorun bakalım.. Önünüze konacak liste aklınızı başınızdan alabilir..

Ve bizim Dışişleri bütün bu sorunları dünyanın dört bir yanında sadece 800 küsur kişilik bir kadro ile çözmeye çalışıyor.. Şimdi AB üyeliği de var.. Bugünkü kadrosunu en az bir misli arttırmak zorunda Dışişleri Bakanlığı..

Kıbrıs için Ocak ayı sonunda yapılacak ikinci tur görüşmeler sırasında mesafe alınabileceğini seziyoruz.. Hayırlısı... AB'ye devam edeceğiz...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır