Gündeme bomba gibi düştü... Şimdi Dereağzı'na bağlanıyoruz... En iyi eğitilmiş polisler de Alaattin Çakıcı'yı Paris'ten getirirken ona büyük saygı ifadesi olan "Abi... Abi... Alaattin Abi..." dediler... Aczimendi lideri Müslüm Gündüz ile inanmış Fadime'yi bir odada basıp, gazetecilere resim çektirme pozisyonu hazırlayan polisler, bu kez, Alaattin Abileri'nin uçakta fotoğrafını çekmeye çalışan gazetecileri; "insan haklarına aykırı..." diye tartakladılar. Filmlerini yaktılar. Alaattin Çakıcı, Kartal Özel Tip Cezaevi'ne yerleştirilince diğer koğuşlarda kalan mahkumlar da "Hoş geldin Baba... Memleketine hoşgeldin Ağabey..." diye bağırdılar. Ve cesur, dürüst, halkçı olarak bilinen İçişleri Bakanı Sadettin Tantan da; "Çakıcı'yı sorgulamak için, geldiği gün 2 kez yazıyla başvurduk. İzin vermediler" diye imkansızlığını belli etti.
Kim izin vermedi?
Çocuk mu kandırıyorsunuz?
Tantan, Alaattin Çakıcı'yı sorguya alsa; "Sana paraları veren kimler, niçin veriyorlar?.. Bakanlardan, milletvekillerinden, MİT'den, Dışişleri'nden, polisin içinden destekçilerin kim? Polisin içinden "Kaç Alaattin Abi... Bu gece Amerika'ya operasyon yapacaklar, seni yakalayacaklar..." diye haber uçuranlar kim?" diye mi soracaktı... Aldığı cevapları halka mı açıklayacaktı?
Bunlar önemli değil...
Gündeme bomba gibi düştü...
Şimdi Fenerbahçe Tesisleri'nin bulunduğu Dereağzı'na bağlanıyoruz... İşte görüyorsunuz... Canlı yayın... Futbol amigosu, fanatik ve sapısilik holiganlar Kaptan Rüştü'nün arabasına tekme atıyorlar... Milyarlık canım araba... Bakın... Bakın kapıyı da açıyorlar... Milli Takım'ın kalecisi Rüştü'yü yumrukluyorlar...
Bravo Rüştü!
İşte sportmenlik bu!
Hiç karşılık vermiyor.
Rüştü yumrukları yiyor.
Fakat elini bile kaldırmıyor...
İşte taraftara saygı bu!
Evet evet şimdi Dereağzı'ndan Polonya'da bulunan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'a bağlanıyoruz... Fenerbahçe'nin ve büyük külüplerin başına başkan olarak hep müteahhitler ve devlete iş yapanlar geliyor... Aziz Bey... Sayın Başkanım... Taraftar infiale kapıldı, Dereağzı'nı bastı, Kaptan Rüştü'yü arabasının içinde dövdüler... Siz buna ne diyorsunuz?....
Ve işte Başkan!
Başkan dediğin böyle olur...
Dinleyin... Dinleyin, "Taraftarın vurduğu yerden gül biter..." diyor... Şimdi Adalet Sarayı'na bağlanıyoruz...Canlı yayın...Dinleyin...İzleyin: Milli Takım kalecisi Rüştü'yü hastanelik eden fanatik amigoları, Türk adaleti serbest bıraktı...
Gündeme bomba gibi düştü...
İlçe takımı Pendik, yıldız takımı Fenerbahçe'ye 2 gol geçirince yüzde 99'u hayatında hiç topa vurmamış Fenerbahçe taraftarı, infiale geldi, Dereağzı'nı bastı... Fenerbahçe'nin yıldız futbolcuları paraya tapıyor fakat taraftar Fenerbahçe ruhuna tapıyor... Fenerbahçeli futbolcuların hepsi yıldız... Bunlar topa basan, top saklayan, top çeviren, top presleyen, boş alan bırakmayan, oyunun hızına göre tempo artıran insanlar değil... Bunlar trilyonlarca transferi alsınlar... Lüks otomobillere binsinler... Mankenlerin yatağına girsinler... Gece barlarının zıvanadan çıkarıcı havasında erisinler...
Gündeme bomba gibi düştü...
Taraftar kırgın...
Dereağzı'na bağlanıyoruz...
Canlı yayın...
Bakın... Bakın... Bakın...
Derenin temiz suyu...
Cerahat oldu akıyor....
Bakın...Bakın...Bakın...
Şimdi Dereağzı'na bağlanıyoooo...
Alo...Alo...Bağlantı kesildi...
Alo...Alo...Beni duyur musun?
Vergisi korkunç! Temsili kıyak!
Korkunç ağır vergiler geliyor. Ankara'dakiler bir deprem olsa da bir vergi daha koysak diye sanki dua ediyorlar. Halktan toplanan vergi 10 katrilyon liraydı, 2000 yılında 14 katrilyon daha vergi koyacaklar ve 24 katrilyon lira vergi toplayacaklar.
2000 yılı özveri yılı olacak.
Vergiler artacak....
Memur maaşları artmayacak. Yüzde 20'de kalacak. İşçi ücretleri de artmayacak yüzde 20'de kalacak. Çiftçi taban fiyatları artmayacak yüzde 20'de kalacak. Emekli maaşları artmayacak yüzde 20'de kalacak. Bütçe ile Para Programı, halkın bu fedakarlığı üzerine yapıldı. Fakat Ankara'da Meclis'te Plan ve Bütçe Komisyonu'ndan; emekli, ölmüş, yaşayan milletvekilerinin, onların eşleri, kızları ve oğlarının aldıkları aylık maaşları, 360 milyon lira arttıracak bir kıyak temsil tazminatı çıkartıyorlar.
Halka vergi köklüyorlar.
Kendi maaşlarını ise arttırıyorlar.
Ve Ankara'da devlette sözü geçen Yargıtay üyeleri, Sayıştay üyeleri, YÖK Profesörleri, Rekabet Kurulu üyeleri, Genelkurmay'ın generalleri, Bakanlık müsteşarları, genel müdürler, Anayasa Mahkemesi üyeleri de "bağırıp çağırmasın..." diyerek onların maaşlarını da yükseltiyorlar.
Şimdi bu nedir?
Maliye Bakanı Sümer Oral halka açıklamalı. Bu kıyak temsil ile maaşları alacak olan kaç kişidir. Kaç yaşayan milletvekili, kaç emekli milletvekili, kaç ölmüş milletvekili? Kaç general, Kaç yargı üyesi, kaç Sayıştay üyesi, kaç kalburüstü profesör, kaç müsteşar ve devlet genel müdürü? Ayrıca siz halktan fedakarlık isteyen program yapıp vergileri korkunç arttırırken, bu temsil kıyağını, bu programın neresine koyacaksınız?
Türkiye için biraz daha ışık.
Hergün biraz daha...
Söyledikleriniz doğru olsun...
Sakladıklarınız az olsun...