|
|
İslam ve sosyal barış
İslam aydınları ve din bilginleri İslam'ın güzelliklerini tebliğ ve evrensel mesajları davet anlayışını Kur'an ve Sünnette bildirildiği şekilde tesbit etmeyi kendilerine en önemli görev bilmeli
Bütün ilahi ve semavi dinlerin hüküm ve kuralları arasında müşterek olarak yeralan ve korunup gözetilmesine öncelikle önem atfedilen beş temel ilke vardır. Bunlar; Dinin, aklın, canın, neslin ve malın muhafaza edilmesi prensipleridir. Bunlar; insana verilen değerin müşahhas bir delili ve isbatıdır.
Eşref-i mahlukat olan insanoğlu, diğer mahlukatta bulunmayan bazı üstün kabiliyet ve sıfatlarla da muttasıf olarak yaratılmış, Kur'an ifadesiyle söyleyecek olursa, yer ve gökte bulunan şeyler, onun emrine "teshir (amade kılınmıştır)" edilmiştir.
İslam Tarihi incelendiğinde görülür ki, İslam Dini, insanların kabile ve bölgecilik taassubuyla yaşadığı, birbirlerine saldırarak; cana, ırza, mala tasallutta bulunduğu, tam bir "Cahiliyye Hamiyeti" içinde yaşadığı bir coğrafi muhit içinde doğup, yayıldığı halde; bütün bu haksızlıklara ve tecavüzlere karşı savaş açmış; zulmü, saldırganlığı, kan akıtmayı en büyük günahlardan saymıştır.
EN BÜYÜK GÜNAH
Allah'a şirk (ortak) koşmaktan sonra en büyük günah; haksız yere cana kıymak, yani insan öldürmektir.
Fitne ve fesatçılığı, adam öldürme fiilinden daha şiddetli bir tehlike sayan İslam, buna iten sebepleri ortadan kaldırmayı öngörmüş, insan öldürmenin, tecavüzün, saldırganlığın yangın ve sürekli bir hal olarak kökleşmesini önlemeyi hedeflemiştir. Hadis kitaplarında; "Kitabü'l-Fiten" bölümlerinde yer alan hadis-i şeriflerinde; Peygamberimiz, gelecekte Ümmet-i Muhammed arasında çıkması muhtemel olayları mucizevi bir şekilde haber vermiş, mü'minleri fitne ve fesattan sakındırmıştır.
İslam Dini, sadece bir inanç doktrini değildir. Sosyal disipline ve nizama ayrı bir önem ve değer veren İslamiyet, gayeye de, bu gaye ve hedefe götüren vasıta ve vesilelerin meşru yani haklı olmasına da önem verir. Gayeye ulaşmak için her vasıtayı mübah ve meşru sayan zihniyetler, İslam'a yabancıdır ve yabancı menşelidir.
İslam'ın öngördüğü vicdan, sorumluluk ve hukuk anlayışıyla hiçbir şekilde bağdaşmayan bu çeşit zihniyetlerin müslümanların imanını bile tehlikeye düşürecek bir ağırlığı ve sorumluluğu vardır.
VİCDANLARDA MAHÇUP OLDU
İslam tarihinde ilk kez Hariciler denilen fırkanın mensuplarınca başlatılan, daha sonra onbirinci asırda Hasan Sabbah'ın fedailerince yaygınlaştırılan anarşi ve terör uygulamaları; İslam cemiyetleri ve ülkeleri içinde hiçbir zaman tasvip görmemiş, bilakis İslam toplumlarının kamuoyunda ve müslümanların vicdanında mahkum olmuştur.
İslam'ın gündeminde hızla yerini almakta olduğu çağımızda, bütün müslümanlar, özellikle İslam aydınları ve din bilginleri İslam'ın güzelliklerini tebliğ ve evrensel mesajları davet anlayışını Kur'an ve Sünnette bildirildiği şekilde tesbit etmeyi kendilerine en önemli görev bilmeli, kelime anlamıyla barış ve esenlik olan İslam dini hakkında çeşitli senaryo ve "slogan" terimleri prim verecek davranışlardan, şiddet uygulamalarından sakınmalıdırlar.
MEHMET NURİ YILMAZ
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|