|
|
ATİLLA DORSAY(adorsay@sabah.com.tr
)
|
  
Doğanın ve insanın şiiri
"Mayıs Sıkıntısı", gerçek toprak ve kır insanlarını, büyük kentten uzak, yaşamlarını hâlâ doğanın ritmiyle düzenleyenlerin öyküsünü anlatan bir film.. Ve kesinlikle, hafif film sevenlere göre değil..
Amerikan sinemasının çok parlak, cilalı ve kusursuz ambalajlanmış yapımlarına karşı çeşitli ulusal sinemalardan alternatif sesler çıkıyor. Belki cılız, ama kişilikli ve önemli sesler... Son zamanlarda dünyada sayısız ödül toplayan İran sineması ve onun çağdaş efsanesi Abbas Kiarostami filmleri gibi...
"Mayıs Sıkıntısı"nı izlerken Abbas'ın sinemasını anmamak olanaksız... Ancak, sanayiin, ticari kaygıların, piyasa kurallarının tümüyle dışında kalarak, bir zenaatkâr gibi inatla ve sabırla kendi sinemasını oluşturan Nuri Bilge Ceylan'ın çabası, yine de son derece özgün...
GERÇEK ÖYKÜ
Çok kabaca, ilk filmi "Kasaba"nın çekim öyküsünü ve kendi ailesini o film için nasıl ikna edip kamera karşısına geçirdiğini anlatıyor Ceylan... Öz anne-babasının kişiliğinde gerçek toprak ve kır insanlarını, büyük kentten uzak, yaşamlarını hâlâ doğanın ritmiyle düzenleyenlerin öyküsünü anlatıyor. Onların yanıbaşına, küçüklükten beri sinema tutkusuyla yanan Muzaffer'i (yani kendisini), bir baltaya sap olamamış Saffet'i ve onun gerçek ailesini, ailenin değişik yaşlardaki bireylerini, konu-komşuyu da katarak...
Nedir ortaya çıkan? Sinema-Gerçek ekolunun yenilenmesi mi? Belgeselliğin ağır bastığı bir çaba mı? Geçmiş veya gelecek zamanı değil, geçen zamanı ve onun gerçek temposunu yakalama çabası mı? Bir Robert Bresson minimalizmine ve onun yalnızca amatör oyuncular kullanma ilkelerine dönüş mü?
ÇAĞDAŞ BİR FİLOZOF
Kuşkusuz hepsi birden... Bir Marcel Proust titizliğiyle zaman kavramı üzerinde düşünüyor Ceylan...Yaşlı babanın 50 yıldır gözü gibi baktığı ağaçların devletin yanlış arazi politikalarına kurban gitme tehlikesiyle çevreciliğe, sinema yapma deneyiminin içerdiği kaçınılmaz yapaylık ögeleriyle de, o temel yaşam-sanat çelişkisine değiniyor. Alçakgönüllü, ama bilinçli bir çağdaş filozof tavrıyla... Duru, yalın, filmin adandığı Çehov'un ritmini yakalayan, özgün ve özgür bir sinema... Kuşkusuz sinemayı yalnız aksiyon ve komedilerden ibaret sayanlara göre de değil...
MAYIS SIKINTISI
Yönetim, senaryo ve görüntü: Nuri Bilge Ceylan/ Oyuncular: M. Emin Ceylan, Muzaffer Özdemir, Fatma Ceylan, Muhammed Zımbaoğlu, M. Emin Toprak, Sadık İncesu/ Özen Film yapımı.
HAFTANIN YILDIZ TABLOSU:
DÖVÜŞ KULÜBÜ * * * *
MAYIS SIKINTISI * * **
SALKIM HANIMIN TANELERİ * * * *
GERÇEĞİN PEŞİNDE * * *
ASANSÖR * *
MAVİ KORKU *
Düzene karşı yumruklar
"Yedİ-Seven"la dünyamızı allak bullak ettikten sonra "Oyun-The Game"le belli bir düşkırıklığı yaratan David Fincher, kendi dünyasına çok uyan harika bir senaryoyla geri dönüyor. Ve yine kalplerimizi çarptıran ve beynimizi kaynatan bir filmle karşımıza çıkıyor.
Bu öyküyü nasıl özetlemeli? Hayatta hiçbir temel özlemi kalmamışa benzeyen, vaktini TV'den yapılan promosyon kampanyalarından eşya almakla geçiren kendi halinde bir bilgisayarcı, günün birinde tam zıddı olan bir genç adamla tanışıyor: iradeli, güçlü, karizmatik Tyler Durden... Bir 'dövüş kulübü' kurarak toplumda düzene karşı herkesi bir araya getiren Durden, daha sonra "dünyanın şarkı söyleyen atıkları"ndan oluşan bu grupla bir 'kargaşa projesi' geliştirerek her şeyi yok etmeye girişiyor.
YOĞUN EROTİZM
Filmin dövüş sahneleri aşırı bir şiddet, sevişme sahneleri ise yoğun bir erotizm içeriyor. Ama tüm bu aşırılıklar, filmin sonunda tam bir görsel şölene ve parlak bir zihinsel oyuna dönüşmesini engellemiyor. Üç baş oyuncusu da adeta kendilerini aşıyor.
DÖVÜŞ KULÜBÜ
(The Fight Club)
Yönetmen: David Fincher/ Senaryo: Jim Uhls/ Görüntü: Jeff Cronenweth/ Müzik: The Dust Brothers/ Oyuncular: Brad Pitt, Edward Norton, Helena Bonham Carter, Meat Loaf, Jared Leto/ FOX filmi.
Aldatan eş ve bir kaza
Allah korusun, bir uçak kazasında eşinizi kaybetseniz, üstelik onun yanında sevgilisi olduğu halde size bildirdiği yere değil, tatil için başka bir yere gittiğini öğrenseniz ne yapardınız?
Tunca Arslan'ın hatırlattığı gibi Başar Sabuncu'nun "Kaçamak" filmine
benzeyen bu öyküyü, deneyimli Sydney Pollack olgun ve yumuşak bir sinemayla anlatıyor. Erkeğin bir komiser yardımcısı, kadının ise seçimlere katılmak üzere olan bir senatör olduğu hikâye, tipik Amerikan ögelerine karşın evrensellik taşıyor ve özellikle o yaşlardaki herkesi ilgilendirecek bir biçim alıyor. Yaşlı bebek yüzüyle Harrison Ford ve kırılgan güzelliği sürekli kendisinden çok yaşlı erkeklere yakıştırılan Kristin Scott Thomas (önceki rolü "Atlara Fsıldayan Adam"da Robert Redford'a âşık olmaktı!) inandırıcı. Özellikle yetişkinler için sürükleyici ve duygulandırıcı bir film...
GERÇEĞİN PEŞİNDE
(Random Hearts)
Yönetmen: Sydney Pollack/ Senaryo: Kurt Luedtke/ Görüntü: Philippe Rousselot/ Müzik: Dave Grusin/ Oyuncular: Harrison Ford, Kristin Scott Thomas, Charles S. Dutton, Bonnie Hunt/ Warner Bros yapımı.
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|