Evvelki gün televizyon haberlerini izlerken, bir de baktım bizim Adalet Bakanı Hikmet bey, objektiflerin karşısında mikrofonlara konuşuyor. "Koğuş sisteminden oda sistemine geçeceğiz. Ondan sonra cezaevlerinde bu tip olaylar yapamayacaklar. Bu çalışmaya çok yakında başlayacağız." Belki Sayın Bakanımızın sözleri tam olarak aynı değildi, ama içeriği aynı şeylerdi. Ve bu konuda ilk defa medyaya açıklama yapıyordu.
Hey hat!... Şu işe bakın siz... Sanki Adalet Bakanımız göreve yeni başlamış, başına bu işler ilk defa gelmiş de, alınacak olan tedbirleri söylüyor. Sanki bu olaylar yeni başlamış, ilk defa yaşanmış olaylar... Ne günlere kaldık yarabbi!... Sadece ben kaç yıldır bu konuda yazılar yazıyorum. Diğer gazetelerin köşe yazarları defalarca yazdı. Televizyon programlarında defalarca halkın gözünün önüne serildi. Ülkede bu konuyu bilmeyen bir tek sağır sultan kaldı.
Atı alan Üsküdar'ı geçti... Ölen öldü, kalan kaldı... Olaylar ayyuka çıktı... Ama TIN diyen yok... Ve nihayet birkaç bakan eskiten cezaevleri konusu şimdiki Adalet Bakanımız Hikmet Sami Türk tarafından ele alındı ve çareler araştırılmaya başlandı. Bütün bunlardan sonra adama ne derler biliyor musunuz?... "Oo hoşgeldin Sayın Bakanım", "Günaydın", "İyi ki olayı keşfettiniz, bana kalırsa erken teşhis yaptınız, kutlarım"
Gülelim mi, ağlayayım mı bir türlü karar veremedik. Çünkü gülsek bir türlü, ağlasak bir türlü... Tabii ki, en son Adalet Bakanı olduğundan şimşeklerimizi şu anda onun üzerine yöneltiyoruz. Ama ondan evvelki Bakanların hiç mi suçu yoktu?...
Olmaz olur mu, tabii ki vardı. Bu iş 1 senelik, 2 senelik olay değil ki... Tam 20 senedir sürüp, gidiyor. Hiçbir siyasi parti, hiçbir koolisyon, hiçbir hükümet konunun üzerine tam olarak eğilmedi.
Nedenini ben de bilmiyorum. Nasıl bir siyasi baskı, nasıl bir mali külfet, nasıl bir görev aşkıdır ki, her gelen yetkili Bakan sadece tayin ve nakillerle uğraştı ama cezaevlerini bir türlü düzeltemedi. Ellerinde imkanlar var mıydı, yok muydu onu kendileri bilir. Ama şu kadar söylüyorum ki, günah sade bir kişinin değil, 20 sene evvelinden bu yana gelen bütün Adalet Bakanlarınındır.
Defalarca uyardık, defalarca kamuoyu önünde bağırdık, çağırdık hiç duyan olmadı. Ülkemizin polisi, jandarması, gümrüğü, velhasıl bütün güvenlik güçleri canları pahasına suçluluları yakaladılar, içeri tıktılar ama içeri tıkılanlar orada dükalıklarını kurdular ve hiç kimse onlara müdahale edemedi, hala da edemiyorlar.
Baksanıza şu rezalete!... Bir savcı çıkıyor ve medya huzurunda "Anlaşma sağlandı" diyor. Ne yapıyoruz yahu!... Kiminle anlaşma yapıyoruz?... DEVLET deyince akla sadece başörtülü kızlarla uğraşmak mı geliyor?... Nerede kaldı devletin gücü... Bir cezaevine hakim olamayanlar karşımıza lütfen "Biz bu ülkeyi yönetiyoruz" demesin.