Tarihi karara 24 saat kala Türkiye dostları, Helsinki'den ters bir karar çıkmamasını garantiye almaya çalışıyor.
Zaten oluşmuş bir mutabakat var.
Ama "ne olur-ne olmaz tedbiri" olarak Türkiye'nin reddedilmesi ihtimaline dayalı senaryolar üretiliyor.
Öyle korkunç senaryolar ki, hiç bir ülke sorumluluğunu yüklenmek istemesin.
AB Dönem Başkanlığını yürüten Günter Verheugen, Die Welt gazetesine "Ankara'ya açık bir perspektif verilmezse Türkiye Batı için tamamen kaybedilir" dedi.
New York Times da benzer bir uyarıda bulundu: AB'den çıkacak red kararı Türkiye'yi, geleceğini Avrupa dışında arayan bir ülke durumuna sürükleyebilir.
İngiliz Times gazetesi cehennem senaryosunda ölçüyü kaçırmış:
"Türkiye sırtını Avrupa'ya dönebilir. NATO üyeliğinden vazgeçebilir. Üslerini müttefik ülkelere vermeyebilir. Batı ile işbirliğini bırakır uyuşturucu ve göçmen kaçakçılığının merkezi haline dönüşür.."
Bunların hiç biri olmayacak.
Çünkü bu senaryonun dayandığı varsayım gerçekleşmeyecek.
Tek sorun Atina gibi duruyordu, orası da menfaatinin Avrupa ile bütünleşmiş bir Türkiye seçeneğinde olduğunu gördü.
Peki red kararı çıksa, bu senaryoların birleştiği ihtimaller gerçekleşir mi?
Hayır.. Çünkü bu ölçüde tepki toplumsal intihardır. Türkiye bugün önemini bilmenin güven duygusunu yaşıyor.
Zaten Avrupa yolunu da bu güven duygusunu inşa eden sebepler açacak.
Bir de Türkiye'nin çağdaş siyasi ve ekonomik normları kazanma konusundaki toplumsal mutabakatı..
Kimse kaygılanmasın, yolumuz açık.
Yüksek mahkeme, bir üniversite öğrencisinin türbanla okula alınmamasını hukuka aykırı bulmadı:
"Yüksek öğrenim düzeninin sağlanmasına aykırılık teşkil eden eylemlerin demokratik hak olduğu savunulamaz.."
Samsun 19 Mayıs Üniversitesi'nde türbanlı bir öğrenci üniversiteye sokulmadığı gerekçesiyle Samsun İdare Mahkemesi'ne dava açmış, mahkeme de öğrenciyi haklı bulmuştu.
Danıştay 8. Dairesi'nin verdiği karar, yerel mahkemenin kararını bozmuş oluyor.
Ama bu karar, türbanı siyasi simge olarak sömüren çevreleri durdurmayacaktır.
Çünkü onların hukuk anlayışı, hukuk devletine saygı göstermiyor.
Gençlerin isyan duygularını ve yoksulluklarını istismar ederek yollarına devam etmekten vazgeçmeyeceklerdir.
Ne var ki, çağdaş din adamları Kur'an'ın gerçeğini savunma cesareti ile bu gençleri aydınlatacaktır.
İşte Marsilya Müftüsü Binşeyh'in yorumu:
"Neden Allah kadını örtmek istedi? Kadının haysiyetini, kişiliğini korumak için.. Bugün kadının haysiyetini, kişiliğini koruması için tek yol eğitim, öğretim, yani okuldur.
Yüksek eğitimle elde edilen bilgilerdir.
Erkeğe karşı korunmanın tek yolu budur!"