kapat

10.12.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Bilisim99
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Sevgi tarife sığmaz
İdeolojilerin, gurupların ve mezheplerin uçlara kayıp düşmanlık haline gelmelerini önleyecek önemli mekanizmalardan biri ve en önemlisi sevgidir

Günümüz dünyasının en çok muhtaç olduğu değerlerden biri, insanı Allah'a ve diğer insanlara bağlayan sevgidir. İnsanların sevgi duygusu, nadasa bırakılmış, ihmal edilmiş ve yabani otları ile kaplanmış bir alan olarak kalmıştır. Sevgiye dayanan bir kültür ve medeniyet kuran ve kuracak olan tek bir kültür oluşturan insan, bu yönü ile hayvanlardan ayrılmaktadır. Sevgi bağları ile bir kültür oluşturan insanların ilişkileri, sert, donuk, cansız ve zalimane değildir. İdeolojilerin, gurupların ve mezheplerin uçlara kayıp düşmanlık haline gelmelerini önleyecek önemli mekanizmalardan biri ve en önemlisi sevgidir. Aklı kullanıp düşünmek, bilgi ve sevgi bu değerlerin ilk sıradakilerini oluşturmaktadır. Şimdi şu soruyu sorabiliriz: Nedir sevgi?

Sevgiyi ifade etmekte en zengin kelimeler Arapça'da yeralmaktadır. Sevginin tarife sığmadığı bir gerçektir. Ama çok ilginç tanımlar yapan ve anlatan düşünürler olmuştur. Sevgi, "muhabbet" kavramının doğduğu "hubb" kelimesinin manasıdır. Hubb'dan kaynaklanan habbu, buğday, arpa ve üzüm tanelerine verilen isimdir. Bu kelime, "dolu tanesi" anlamına da gelmektedir. Demek ki, her bitki ve meyvenin tane ve çekirdeği manasına gelen habbu, Türkçe'deki sevgiyi ifade etmektedir.

Kalbin içinde pıhtılaşmış kana, habbetu'l-kalb denir. Bir insanın diğerine aşık olduğu zaman bu ifade kullanılmaktadır. Birinin kalbinin kanı diğerinin kalbinin kanına vuruldu; yani ona aşık oldu; başka bir ifadeyle içindeki özden hoşlandı demektir. Bu manadan hareket edersek, sevgi denen habbe, "kalbin ortası" manasına geldiğini görmüş oluruz.

Bitkilerin "tohum" ve "tanelerini" ifade eden sevgi kavramı, bu anlamlarıyla eğitimi yakından ilgilendirmektedir. O bitkinin nasıl bir bitki olacağını ve ne tür meyve vereceğini belirleyen o özdür. Tohum ve çekirdeğin münbit bir araziye atıldığı zaman, içindeki kaderi dışa vurarak, ne olduğunu insanlara sunacaktır.

İnsanlığın, mutluluğunu, barışını ve güvenini büyütecek olan potansiyel güç, özlenen sevgide mevcuttur. Önemli olan, sevgi denen çekirdiği, büyüyebileceği, içindeki birikimi dışarı çıkaracağı bir eğitim ortamını bulmaktır. Tohumsuz, çekirdeksiz ve tanesiz bitkinin hiçbir çeşidi olamayacağına göre, sevgisiz de, insanın insanlığı, medeniyeti, olgunluğu ve mutluluğu olamayacaktır. İnsanlık, medeniyet, olgunluk ve mutluluk isteniyorsa, insanların gönlüne sevgi tohumları ekilmeli, sulanmalı ve yetiştirilmelidir. Çünkü mutluluğun ağacı insanların gönlündeki sevgi tohumundan çıkacaktır. Sevgiden hareket etmeyen, onu insanlar arasında amaçlamayan eğitim, çekirdekten, tohumdan ve özden yoksun demektir. Sevgi değerini işlemeyen eğitim, insanların, özellikle, gençlerin gönüllerini nadasa bırakmış olacaktır.

Tohum ekmeyen çiftçinin ürün alamayacağı gibi, sevgi aşılanmayan eğitim de insan yetiştiremeyecektir. Bu manalarıyla sevgi, cevher, tohum, çekirdek ve öz demektir. Gelelim insanlığa sevgi denen tohumları ekelim, ekelim de insanları özden birbirlerine bağlayalım.

BAYRAKTAR BAYRAKLI

Allah'a olan sevgimiz korkumuzdan fazla olmalıdır
Kur'an'ın birçok âyetlerinde müminlerlere hitaben Allah'tan korkmaları emredilmiştir. Bundan ötürü kıyamet olayının dehşetini bildiren âyetler indikçe, kâfirler, "haydi o söylediğin azabı bize çabucak getir" diyerek peygamberimizle alay edici bir tavır içine girmişlerdir. Onların böyle davranmalarının sebebi, âhirete de âhirette ceza göreceklerine de hiç inanmamış olmalarıdır. İnansalardı korkarlardı.

O halde korkutmak, ancak inananlara yöneltilebilecek bir "doğru yola sevk etme vasıtası"dır. Bundan ötürü, Kur'an'da "Allahtan korkun" ifadesinin kullanıldığı pek çok âyette daima bu ibarenin başında "Ey müminler" hitabı yer almaktadır.

ALLAH KORKUSU
Fakat, madem ki yüce Allah'ın merhametinin gazabından aşkın olduğunu biliyoruz, o halde, bizim de O'na olan sevgimiz O'ndan duyduğumuz korkuyu aşacak kadar fazla olmalıdır. Kulun gönlündeki Allah aşkı fazlalaşınca, Allah korkusu, Allah'ın kula olan sevgisinin azalması ihtimalinden duyulan korku haline dönüşür.

Bundan ötürü, tasavvuf terbiyesindeki en büyük inkılabı başaran Rabia Adeviye, eğer cehennem korkusuyla ibadet yapıyorsa kendini cehennemden hiç çıkartmamasını Cenab-ı Hak'tan talep etmiştir.

Keza, cennete girme ümidiyle ibadete yöneliyorsa cenneti de kendisine haram kılmasını istemiştir. Fakat bu işi sırf O'na duyduğu aşkla yaptığından ötürü aşkına karşılık görememekten korkarak, Allah'a sırf O'nun sevgisini elde etmek için yalvarmıştır. Amiran KURTKAN BİLGESEVEN


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır