
Sonbahardan sonra kış gelir
Televizyonda, depremden daha fazla acı veren bir şey gördüm. İki gecedir gözümün önünden gitmiyor, uyuyamıyorum.
Kamera Düzce'deki bir iğreti çadırda dolaşıyor.. Önce 4-5 yaşında bir erkek çocuğun, sonra ondan biraz daha büyük kız çocuğun üstünde duruyor.
İkisi de melek gibi..
Yanakları al al.. Uyuyorlar.
Anneleri sebebi açıklıyor:
"Soğuk bastırdı, ikisi de hastalandı.."
Sonra TV muhabiri olumsuz koşulların çok etkilediği belli olan genç kadına Düzce'de mi kalmayı, yoksa göç etmeyi mi düşündüklerini soruyor.
Çaresizliğin sınırı gözyaşları ile ıslanıyor ve:
"Yaşamak istemiyoruz!"
Bolu, Düzce, Kaynaşlı'yı yıkan depremin üstünden yarın iki hafta geçmiş olacak.
Hayata küsmek, kişisel bir yılgınlığı değil, toplumsal bir iflası ihbar ediyor. Bu insanlar demek devletten de, toplumdan da umutlarını kesmişler.
Artık devleti yönetenlere de, başlarını sokacak sıcak bir eve sahip olan herkese de rahat haramdır.
Kışı karartan biziz
17 Ağustos depreminden sonra ortaya konulan çabalar, enerjimizi bitirip bizi felaketlere alıştırdı mı? Olmaz öyle şey..
Düzce, Kaynaşlı ve Bolu, yorgunluğumuzun bedelini, ilgisizliğin, yılgınlığın, katılaşmaya yüz tutmuş vicdanların yarattığı karanlıkta acı çekerek ödememeli.
Yöneticilerin odalarına soğuklar bastırmadan büyük birer pankart asmalıydık:
"Sonbahardan sonra kış gelir.."
Bizim yöneticilerimiz için kış bile sanki deprem gibi geldi. Ansızın.. Hışımla..
İkinci deprem bölgesinin asıl felaketini kış yaratıyor.
Devlet bu bölge için yeni bir seferberlik açmalıdır. Yoksa yönetsel aymazlığın yaratacağı sosyal felaket, doğuracağı öfke ve utanç duygusu hükümeti de yıkabilir.
Hükümet, 26 bin prefabrik evin ay sonuna yetişeceğini söylüyor. Mutlaka yetişmeli..
Ama ikinci deprem bölgesi kışa yenilmemeli. Kara kış, Türkiye'nin yüz karası olmamalı.
Asık suratlı devlet
İsrail hükümetinin vermeye hazır olduğu 40 bine yakın konteyner ev, birinci depremden sonra alınmadı. Neden?.
Ya prefabrik ev yapımından sağlanacak menfaatler tehlikeye sokulmasın diye veya bu vicdansızlıkla yarışacak bir ahmaklık yüzünden.. Ona lanet olsun, ama şimdi?.
Bolu-Düzce-Kaynaşlı'da mevsim 100 gün daha beklemeye izin vermiyor.
Konteyner evler burası için şimdi niçin getirtilmiyor?
Bu insanları iki hafta içinde deprem evlerinden bile daha iyi koruyacak imkândan şimdi niye yararlanılmıyor?
Yardım ruhu tekrar ayağa kalkmalı..
Deprem bölgesindeki insanların isyan duygusunu işbitirici bir disiplin için toplumsal baskıya dönüştürmek hepimizin görevi.
Depremin azabını yaşayan insanlarımızı, asık suratlı devletin gazabından korumak ancak böyle mümkündür.
Bakın, Bolu'da insancıl bir tepkiyi Vali'ye karşı seslendirdiği için bir genç kız "provokatör anarşist" diye karakola götürüldü.
Halkın baskısı azalınca devlet bozuluyor.
Toplumu deprem bölgesine yoğunlaştıracak heyecanı yeniden yaratmalıyız!