Bologna, İstanbul'da G.Saray'a bir azizlik yapabilir mi? Deniz geçildi. Ama tarih, çok deniz geçilip derede boğulmalara şahit olmuştur. Bologna, bireysel hatalarımızdan net pozisyonlar yakaladı, kullanamadı. Bunları İstanbul'da da yapabiliriz. Ve adamlar bu defa kullanabilirler. Temkinli olmayı gerektiren bu... Ama Bologna ne bir Milan, ne bir Juventus. Defansları zayıf. Üstüne giden G.Saray onları delik deşik edebilir; farklı da kazanabilir. Madalyonun iki tarafına bakınca temkinli konuşan Terim de haklı, turu geçilmiş gören yöneticiler de. Rövanşta 0-0'a oynamak intihardır. Böyle bir riski göze almaması lazım G.Saray'ın...
* Maça dönersek, büyük avantaj sağlayan skorda orta sahanın öne çıktığını söyleyebilir miyiz?
3-5-2 oynayan G.Saray, bireysel hatalar dışında gol şansı vermiyor. Terim, nihayet, "Popescu bireysel hata yapıyor ama çok farklı özellikleri var" dedi. Yıllardır söylediğimiz bu. Popescu'yu birebir bırakmayıp libero oynatınca sonuç ortada. Terim, bunu baştan yapsa, G.Saray hâlâ Şampiyonlar Ligi'nde oynardı. Maçtan sonraki İtalyan gazeteleri G.Saray'ın en iyisi olarak Popescu'yu gösteriyor. Tabii, orta sahadaki pres de muhteşemdi. Üzerinde uzun uzun yazı yazılacak adam Emre... Hakemle oynamayınca, yalnız kendi futbolunu oynadığında Emre'nin ne olduğunu en iyi kendisi gördü. Bu kafayı sürdürsün, dünya ne "Arjantin'in Maradonası"nı, ne de "Karpatlar'ın Maradonası"nı; herkes "İstanbul'un Maradonası"nı konuşur.
* Herhalde Hakan için de ayrı bir paragraf açmak gerek...
Hakan'ın artıları, eksileri tartışılır. Ama tartışılmayan bir artısı var: Hakan, yaşayan en iyi kafa şutu atan futbolcu. Ne G.Saray, ne de Milli Takım, bu gücü kullanamıyor. Hakan'ın kafa şutları tamamen tesadüfe kalıyor. Dünya, orta devrini bitirmiş. Kanat adamları artık pas veriyor, orta yapmıyor. Bu ikisi arasında Himalayalar kadar fark var. Orta yaparken gözünü kapayıp topu sallıyorsun, ya tutarsa diye... Oysa pas vermek demek, ya kafasına havadan, ya da ayağına yerden indirmek demek. Bunun idmanı niye yapılmaz, niye birtakım adamlara havadan pas verme ezberletilmez, bilemiyorum. Hakan gibi büyük bir güç tesadüfe bırakılıyor. Gözü kapalı yapılan orta tesadüfen, Hakan'ın hava sahasına girerse o kafayı vuruyor. Yazık, günah!
* Hakan orta değil pas atan bir Avrupa takımında daha başarılı olur denebilir mi?
Tabii. Adam havadan inanılmaz güçlü. Yerden de güçlü olabilir. Golcülük piyanistlik gibi. Her gün bıkmadan, usanmadan tekrar yapmalısın. Hakan, her hafta kaleciyle karşı karşıya en az 500 şut atmalı. Gidin bakın G.Saray idmanlarına... Yapıyor mu? Yaptırılıyor mu? Hakan'ın da, ona top atacak adamların da bireysel antrenman eksikliği var. Antrenman sonrası Arif ve Hakan bir saat ek idman yapmalı. O zaman görün bakalım, Hakan dünyanın en büyük futbolcusu mu, değil mi? Hakan gibi bir adam 10 kez kaleciyle karşı karşıya kalıp 10'unu da kaçırıyorsa, kabahat kendisinde değil, hocasındadır.