|
|
Yüzyılın sihirbazı
En ünlü sihirbazlarımızdan "Mandrake" Ertuğrul Işınbark, Copperfield'ın hem sırlarını açıkladı hem yere göğe sığdıramadı
"DAVID Copperfield, Özgürlük Anıtı'nı lazer kullanarak yok etti. Kendisini hızarla keserken de vücudunu çok iyi kullandı ve kara sihirbazlıktan faydalandı"... Dünyanın ve ABD'nin en ünlü sihirbazı olan ve dün İstanbul'a gelen David Copperfield'ın "meslek sırlarını" ortaya koyan bu sözler, Türkiye'nin en ünlü sihirbazlarından "Mandrake" lakaplı Ertuğrul Işınbark'a ait.
Türkiye'nin "Mandrakesi" Ertuğrul Işınbark, ilüzyonlarında üç boyutlu lazeri, renkleri ve birçok ilüzyon sistemini biraraya getirerek yeni ve akılalmaz numaralar ortaya çıkartan Copperfield'ın hakkını veriyor ve onun için "Yüzyılın sihirbazı" tanımını kullanıyor.
DAVID'İN SIRLARI
Copperfield'ın başarısını "Teatral yetenek, yılların birikimi ve bu işe emek vermek" şeklinde özetleyen Mandrake, ABD'li müthiş sihirbazın bir sırrını daha laf arasına sıkıştırıyor. Ve, Copperfield'ın "Hata yapmamak için numaraları kendi üstünde denediğine" dikkat çekiyor.
Türkiye'de ilüzyonist okulu da bulunan ve Üstad Zati Sungur'un öğrencisi olan Mandrake, David Copperfield'ın gerçekleştirdiği ilüzyonlarda tek düze kalmadığını; dansçı, tiyatrocu ve şovcu özelliğini de çok iyi kullandığını sözlerine ekliyor. İlüzyon sanatına ne kadar çok para harcanırsa, gösterilere de o kadar yenilik ve zenginlik katılacağını kaydeden "Mandrake" Ertuğrul Işınbark, Copperfield'ın bu nedenle "En iyilerden biri olduğunu" yineliyor ve ilüzyon severlerin ünlü sihirbazın gösterisini kaçırmaması gerektiğini söylüyor.
"GİYSİLERİNE DİKKAT EDİN"
Copperfield'ın, özellikle kendisini ikiye ayırdığı ilüzyonun, büyük ve uzun çalışmaların ardından gerçekleşebileceğini belirten "Mandrake" Işınbark , sözlerini şöyle tamamlıyor: "İlüzyonistler arasında, özellikle insan keserken kara sihirbazlık denilen bir oyun vardır. Bu oyunu insanlar farklı açılardan defalarca izlerse görebilir. Bu oyunda vücut, çok iyi eğitildikten sonra etkin olarak kullanılır. Ve ardından kara sihirbazlık devreye girer. Siyah rengin üstüne bir siyah daha konulduğunda, göz bunu farkedemez. Copperfield'ın bu gösterisinde ne renk giyindiğine, hızarın ne renk olduğuna dikkat edin yeter."
Özgürlük Anıtı'nı nasıl kaybediyor?
Copperfield, herkesi hayretler içinde bırakan numarasında aslında Özgürlük Anıtı'nı kaybetmiyor. Sadece, kullandığı özel üç boyutlu "Lazer ışınları" sayesinde, insan gözü Özgürlük Anıtı'nı göremez hale geliyor. Copperfield'ın lazeri seçmesinin nedeni ise, bu ışınları çıkaran cihazların zemine ihtiyacı olmaması ve kolaylıkla kontrol edilebilmesi. Bu oyunun en basit şekli de, diskolarda lazerle yapılan ışık oyunları.
Kendini nasıl ikiye ayırıyor?
Copperfield kendisini hızar ile ikiye böldüğü gösteride "Kara sihirbazlık" yapıyor. Yani siyah renkten yararlanıyor. Çünkü siyah renk üstüne ışık düştüğünde görünmez oluyor. Bu ilüzyonu yıllar önce Zati Sungur "ince kesme" numarasıyla yapıyordu. Copperfield buna ışık hilesi ekliyor.
Sahnede nasıl kuş gibi uçuyor?
Copperfield fizik kurallarını alt üst edercesine yaptığı havada asılı kalma numarasını da özel yapım çelik tellerle gerçekleştiriyor. Çelik tellerin görünmemesi için de, 350 milyar liraya malolan özel ışık sistemleri kullanıyor.
Copperfield "uçakla" geldi
EN büyük numarası sahnede "Kuşlar gibi uçmak" olan dünyanın en ünlü sihirbazı David Copperfield, İstanbul'a gelirken uçağı tercih etti. Asıl adı David Seth Koktin olan Copperfield, Güney Afrika'nın Johannesburg kentinden kalkan THY'ye ait Airbus A 310 tipi "Dalaman" adlı tarifeli uçakla İstanbul'a dün ayak bastı. Türkiye'de haftalardır beklenen Copperfield'ın yanında, babası Hyman ve annesi Rebecca da vardı. Copperfield, 25-29 Kasım'da Atatürk Havalimanı'nın yanına kurulan Mydonose Showland'ın açılışında "Journey of a Lifetime" adlı nefes kesen gösterisini sunacak.
Cevdet ÖZDEMİR-Safa KÖKTENER (SHA)
Türkiye'nin son "Tel cambazı"
DİŞ Hekimi Özdemir Turan, sıradışı mesleğine henüz 12 yaşında merak salmış.
Önce, o yılların en ünlü sihirbazlarından Farabi'nin yanına sanatı öğrenmeye çalışmış. Daha sonra, Muğla'da tel cambazı Yakubi'yle tanışıp takımına girince, 32 yıl sürdüreceği "ip üstünde yürüme" sanatına adım atmış.
Türkiye'nin tek "tel cambazı" olarak Anadolu boyunca ilden ile, köyden köye, festivalden festivale dolaşan ve "ip üstünde yürüyüp" duran Turan, belediyelerin desteği ile her yıl açık halk sahneleri kurarak ücretsiz gösteriler de düzenliyor. Bir yandan tarihi çok eskilere dayanan "ip üzerinde yürüme" mesleğini yaşatmaya çalışan Turan, bir yandan da yetiştirmek üzere diyar diyar çırak arıyor. Ancak genç bir yetenek bulamamaktan yakınan Turan, "Korkum, bu sanatın yok olup gitmesi" diyor.
Güngör KARAKUŞ (SHA)
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|