kapat

25.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
100'üncü günde soğuk vurdu
O korkunç günün, 17 Ağustos'un üzerinden 100 koca gün geçti. Refik Durbaş, dün de kara kışın üzerlerine çullandığı depremzedelerle aynı acıyı, ölümü ve soğuğu paylaştı

Bir şehrin kara karanlıkta yaşadığının halidir:

Gecenin kara karanlığı, gökyüzünden çaldığı bütün yıldızları ateş böcekleri misali Kaynaşlı'nın bedenine serpiştirmiş ve her çadırda fersiz bir yıldızın gölgesi... Yorgunluğunun yükünü Bolu Dağı'na vuran kamyonların gürültüsünden başka ses yok. Ne yıldızların, ne yeni doğan bir çocuğun gülüşünün neşesi, ne bulutların, ne de ölümün teknesine binme hazırlığındaki bir anneannenin hüznü dolaşmakta sokak aralarında... Sokak aralarını ıssızlığın, bir de yağmurun sesi kuşatmış... Bu yüzden olacak, hayata ve hatta ölüme dahi kapatılmış bütün kapılar... Kara karanlığında gecenin, kimliği belirsiz bir kapı önünde duruyor ve soruyorum:

- Tanrı misafiri kabul eder misiniz?

Ailesi depreme kurban Halim'in halidir:

- Çayı şimdi demledik, buyur bey...

El fenerinin ışığı ardında belli belirsiz yüzünü görüyorum. Tahtadan değil acıdan, kederden, hüzünden inşa ettiği barakasına giriyoruz. İki metrekare yerde on nüfus, iki aile barınmakta... Bir o kadarı depreme kurban gitmiş çünkü... "Bu oğlum" diyor, "Nenesi üzerine kapanmış depremde. Göçükte oğlan alttaydı, nenesinin başını keserek kurtardık bunu..."

"Gün nasıl geçer burada?" diyorum.

"Sabah kalkıyorsun, aynen böyle (elini şakağına dayıyor), şurada yol üzerinde bir ateşimiz var. Onun başında toplanıyor, ateşe bakıyoruz ve düşünüyoruz. Aslında pek düşündüğümüz de yok ya..."

Karısı sözü alıyor ağzından:

- Kimsenin yemek derdi yok. Ne bulursak peynir, ekmek ağzımıza atıyoruz. Allah'ın bağışladıklarından fırsat bulursak yaptığımız tek şey, bir köşeye çekilip sessizce ağlamak...

Muhtar Zeki'nin kaynar sularla yandığının halidir:

Halim Usta'da çayı yarılamışken kapı önünde bir gümbürtü kopuyor. Az ötede büyük bir ateş yakılmış, ateşin başında sekiz-on genç bir neşe halayına durmuşlar. Bir manga asker, yağmura inat, ateşin başında sade suya kesmiş bir genç adam için çadır kurmakta... "Mahallemizin muhtarı" diyor gençlerden biri, "Küçük kızı ile karısını memlekete gönderdi, kendi çadırını da on gün sonra doğum yapacak bir kadına verdi." Muhtar anlatıyor sonrasını: "Depreme kahvede yakalandım. Üzerime koca çay semaveri devrildi. Burası Kaynaşlı'nın merkez mahallesi, eskiden mezarlıktı, sonra çocuk bahçesi yapıldı, şimdi bizlerin barınağı."

- Çocuklar, yemek zamanı gelmedi mi?

Rahime kadının akşam sofrası kurduğunun halidir:

Muhtar, koltuk değneklerinin birini yatağı, ötekini yorganı yapmış... Bütün çadırlar onun evi... Zaten herkes, uzaktan da olsa Trabzon tarafından akraba... Şimdi daha bir akraba olmuşlar... Rahime kadının çadırına giriyoruz...

Elektriği kaçak olarak direkten çekmişler, ama içerinin aydınlığı elektrikten değil, kederlerinin, hüzünlerinin neşesinden... Rahime kadın kara lahana çorbası yapmış... "Sanki" diyor, "Tencereye Hızır İlyas'ın eli değdi, sabahtan beri dağıtıyorum, bir türlü bitmiyor." Hemen yer sofrası açılıyor, komşudan kaşık isteniyor. Baklavalar ise askeriye yardımı... Yemekten sonra çaylar tazeleniyor, ardından koca tabaklarda portakal, mandalina ve elmalar... Bütün konuşmalar deprem üzerine... Televizyon yok, radyo da... Herkes bir başına... Vakit, konuşmayla geçiyor. "Bize iş versinler" diyor Mustafa, "Burada üç fabrika vardı, üçü de kapandı" diyor Hasan; "Biz başımızın çaresine bakarız. Benim herifim öldü, dükkânım da, evim de yıkıldı. Bir oğlumla kaldım. Yarın çıksan sokağa, bir kutu kibrit alacak bakkal bulamazsın" diyor Hacer ana... "Bu bedava neşemiz de olmasa, bunca acıya nasıl katlanırız?" diyor Ali dayı. Muhtar, tartışmayı noktalıyor:

- Yahu Siyaset Meydanı'na çevirdiniz evi...

Refik Durbaş'ın Kaynaşlı'da geçirdiği gecenin ahvalidir:

Kara karanlığın sesi tenime yapışmış... Bu, Hacer ananın acısının, oğlu Mustafa'nın neşesine karışan sesi, bu, yatağı yorganı yağmur olan Muhtar Zeki'nin kederinin, fotoğraf çektirmekten utanan Saliha kızın hüznüne yapışan sesi... "Okullar açılsın" diyor o ses, "Çocuklar kendileriyle değil, arkadaşlarıyla oynar olurlar. Yılbaşından sonra kar burada bir metreyi aşar. O zaman ne yapar bu çoluk çocuk? Bu ateş, bütün kışı nasıl eritir? Biz nasıl erimeden çıkarız gelecek günlere?"

O sesi, altı aylık Burak bebenin ateşten de sıcak avuçlarına bırakarak "Sabırlar olsun" niyetine gecenin karanlığına attım bedenimi...

Refİk DURBAŞ

Bugün de kar yağacak
DEPREM bölgesinde dün başlayan kar yağışının bugün de devam edeceği açıklandı. Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'nün 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinden etkilenen illere dönük hava tahmin raporuna göre, Sakarya, Kocaeli, Düzce, Bursa, İstanbul ve Zonguldak'ta yağmur ve karla karışık yağmur, Bolu'da ise kar yağışı beklenirken, Yalova, Ankara ve Eskişehir'de hava parçalı çok bulutlu olacak. İllere göre beklenen en düşük ve en yüksek hava sıcaklıkları ise şöyle: Sakarya ve Ankara 3-0, Kocaeli 4-0, Düzce ve Eskişehir 2-0, Bolu 1-(-2), Bursa ve Yalova 3-1, İstanbul 4-1, Zonguldak 4-2.

Bolu'da önceki akşam başlayan ve aralıksız olarak devam eden sağanak yağış ve dün sabah başlayan kar yağışı ise depremzedeleri olumsuz yönde etkiliyor. Bolu, Düzce ve Kaynaşlı'da sağnak yağış sonucu, yüzlerce çadırı su bastı. Sabah saatlerinde, Bolu Dağı'nda başlayan kar yağışı da ulaşımı etkiledi.

Konut kapma yarışı
DÜZCE'DEKİ prefabrik konutlarda tam bir kaos yaşanıyor. 17 Ağustos depreminin ardından yaptırılan konutların bir bölümüne hak sahibi olanların yerine, başka depremzede aileler yerleşti. Bölgeye 17 Ağustos'tan sonra 1096 konut yapılmış, bunlar da kurrayla dağıtılmıştı. Ancak, hak sahibi depremzedelerin bir bölümü, 12 Kasım'daki 2. depreme kadar konutlara yerleşmeyince; konut isteyen diğer depremzede aileler, Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın'ın "boş konutlara geçici olarak yerleşebilirsiniz" açıklamasını yanlış algılayarak, bu konutlara taşındılar. Konutunu kaptıran 56 yaşındaki İlhan Kılıç bu durumu "konut işgali" olarak nitelendirirken, boş bulduğu için Kılıç'ın evine yerleşen 66 yaşındaki Saime Sel "Bize yerleşin dediler. Şimdi (çıkın) diyorlar. Bize konut tahsis etsinler çıkalım" diyor.

Deprem 5.5'i geçmez
MARMARA'DA olacağı ileri sürülen depremin ulaşacağı en yüksek değerin aletsel büyüklüğünün 5.5'i geçmeyeceği belirtildi. sonra İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü'nün "R/V Arar" gemisiyle yaptığı sismik araştırmanın sonuçları açıklandı:

KIRIK UZADI
Depremin deniz tabanında yarattığı ana kırık Hersek Deltası'nda sonlanmayıp buradan Armutlu Yarımadası'nın açıklarına kadar devam ediyor. Kırığın İmralı'ya doğru devam edip etmediğini araştırmak gerekiyor.

ARAŞTIRMALI
Bu kesimde çalışma yaptığı bilinen MTA Sismik-1 gemisinin sığ veya derin sismik kayıtlarının öncelikli incelenmesi gerekir. Varsa bu uzantının konumu, gerçekleşmede ve stres modelleri geliştirmede önemli rol oynayacaktır.

EN YÜKSEK 5.5
AdalarIN güneyinde yaklaşık uzunluğu 12.3 kilometre olan ve çalışması halinde aletsel büyüklüğü en fazla 5.5 olabilecek yüzeysel bir kırık saptandı. Bu fayın 1894 depreminde çalıştığı düşünülmektedir. İstanbul'un Anadolu yakasına yakın kıyılarında deniz tabanındaki çökellerden yer yer gaz çıkışı gözlendi. Deniz tabanı çökellerinde gözlenebilen bu gibi gaz çıkışlarının büyük depremler sonrasında artış gösterebileceği normal bir olgudur.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır